Menü İcon

Doç. Dr. Ozan Ünsalan röportajında sarıçiçek meteoritlerini anlattı

Kozmik Anafor olarak konu ile ilgili doğru bilimsel bilgileri öğrenmek ve okurlarımızın konu hakkındaki merakını gidermek için Sarıçiçek Meteoru Konsorsiyumu baş araştırmacısıDoç.Dr. Ozan Ünsalan ile bir röportaj yaptık.

Röportaj Gazetesi

Doç. Dr. Ozan Ünsalan röportajında sarıçiçek meteoritlerini anlattı

Medyada son zamanlarda Bingöl’e düşen meteoritlerle ilgili bir çok haber yapıldı. Bu haberlerin içinde her ne kadar doğru bilgiler olsada yanlış bilgiler daha ağır basıyor. Bu nedenle Kozmik Anafor olarak konu ile ilgili doğru bilimsel bilgileri öğrenmek ve okurlarımızın konu hakkındaki merakını gidermek için Sarıçiçek Meteoru Konsorsiyumu baş araştırmacısıDoç.Dr. Ozan Ünsalan ve araştırmada görev alan Fizik Yüksek Lisans öğrencisi Ersin Kaygısız ile bir röportaj yaptık.

Sarıçiçek meteorit’i ile karşılaşmamız ve ardından ekibinizin olaya müdahil oluşunu özetleyebilir misiniz?

Ozan – Meteor Bingöl’ün Sarıçiçek ilçesine 2 Eylül 2015 tarihinde, saat 23:10 civarı düşmüş. Olay ile ilgili olarak TÜBİTAK aranmış ve Murat Parmaksızoğlu‘na ulaşılmış, Murat bey ise bana ulaşıp bilgi verdi. İnternetten Bingöl’deki olayla ilgili kayıtları araştırdım, yöre halkıyla yapılan röportajları gördüm. NASA’dan Peter Jenniskens de bana elimde örnek olup olmadığını sordu fakat henüz Bingöl’e gitmemiştik tabi. Haber ajansı vasıtasıyla ulaştığım, yöre halkından Nezir Ergün, İstanbul Üniversitesi’nde bana 27 gramlık bir örnek gönderdi. Ben de bu örneğin fotoğrafını Peter’a yolladım, daha sonra örneği de onun bulunduğu yer olan NASA-SETI‘ye yolladık. Bu şekilde inceleme başlatıldı ve Sarıçiçek Meteoru Konsorsiyumu oluşturuldu.

Daha sonra Peter, benimle görüşmek ve planlama yapmak için İstanbul’a gelmeye karar verdi. Bu sırada Bingöl Üniversitesi de konuya ilgi duymaya başlamış ve köye ulaşarak bazı örnekler toplamışlar. Bingöl Üniversitesi Fizik Bölümü başkanı Prof.Dr. İskender Demirkol ile temasa geçip bilgi verdik. 28 Eylül’de Bingöl’e gittik ve 200’ün üzerinde kamera kaydı inceledik. Önünden meteor geçtiği tespit edilen kameraların önünden de fotoğraflama yaptık nereden geldiğini canlandırabilmek için. 3 boyutlu olarak her tarafı çekiyorsunuz, akşam yıldız görüntüleri çekiliyor, yıldızların hangi konumda olduğunu belirliyorsunuz ki meteor geçtiğinde hangi taraftan geldi, hangi takım yıldızı tarafındaydı bunları öğrenelim. 3 Ekim’de ise 20 kişilik bir ekiple yaklaşık 40km’lik bir alan taraması yaptık, örnekler bulduk. Ardından 4 Ekim’de İstanbul’a dönüş yaptık.

Alan taramasında uzman olmayan kişiler de var haliyle ve siz oraya gitmeden önce bir çok kişi meteorit bulmuş durumda. Olayla ilgili bilinç düzeyi nasıl, mesela bir olaya tanık olduğumuzda ve meteorit bulduğumuzda ne yapmamız gerekiyor?

Ozan – Hep beraber geziyoruz tabi, kimin hoca olduğu belli değil. Meteorun gittiği yörüngeyi düşünün, buna dik doğrultuda tarama yapıyorsunuz, S çizebilirsiniz, U çizebilirsiniz, saçılma alanı belirlenmeye çalışılıyor. İpe dizilerek tarama yapıyorsunuz fakat tabi insanlar sonradan açılmaya başlıyorlar.

Bulunan meteoritleri tartıyorsunuz, konumunu alıyorsunuz ve bulan kişinin fotoğrafını çekiyorsunuz. Koordinatları, geliş doğrultusunu ve saçılma alanını bulabilmek için gerekli. Kayıtlı olarak bulunan 245 parça var şu an.

Meteorit bulduğunuzda alüminyum folyo ile tutmanız gerekiyor. Yoksa eldeki dokular, yağlar kirler hepsi meteoritin yüzeyine bulaşıyor. Karbon, Hidrojen, Oksijen ve Azot’tan oluşan organik bileşenlere rastlayınca hopluyorsunuz yerinizden, yaşamın temeli bunlar, diyorsunuz ki ohh buldum, halbuki onlar sizden veya Mehmet efendiden oraya bulaştı. Aminoasit bulaşmış, ooo diyorsunuz aminoasit bulduk, yaşamın yapıştalarını bulduk. Kontamine olmuş yani meteorit, zarar vermişsiniz. Meteoritten ise size bir zarar yok.

Radyasyonu soruluyor. O kadar düşük radyasyonu var ki, etrafınızdaki normal taşlar onlardan daha radyoaktif. Siz bunu analiz etmek istiyorsunuz mesela, ne kadar radyasyonu var diye, İtalya’da eski bir madenin 3km altında analizini yapıyorlar etraftaki radyasyondan soyutlamak için. Cep telefonunun yanınayken ölçmüyoruz yani.

Biz meteoriti bulduysak eğer, alüminyum folyo ile alıp cam kavanoza içine nem tutucu o küçük torba ile birlikte koyup kapağını kapamamız gerekiyor. Mıknatıs falan tutmayacağız mesela, çünkü kendi manyetik alanı varsa ve siz onu değiştirirmiş olursunuz. Dolayısıyla, manyetik özellikleri incelenemez.

Köylüler elliyorlar mesela, alüminyum folyo ile alınacağını bilmiyorlar. İlk 186 örnek böyle bulundu. Ondan sonra bizim bulduğumuz 15-16 örnekte sıkıntı yok. Ama bilinç oluştu. Çoğu artık alüminyum folyo ile alıyor.

Ersin – Alüminyum mümkün olduğu kadar az etkileşmeyi sağlayan bir madde. Bezle almaya kalksanız, onun sterilizasyonu belli değil. Tabi Alüminyum folyonun da içine dokunmadan meteoriti koymak lazım. Hava ile teması kesiliyor, Güneş ve UV ile de teması kesiliyor, yüzeye gelen sıcaklığı da yansıtıyor.

Düştüğü yerde toz toprak var. Meteoriti alırken bulunduğu yerdeki toprağın da örneğini alıyorsun yanlış ölçüm yapmamak için. Bazı meteoritler bulaştığı şekliyle korunuyor.

Bir cok kisinin bu olay ile Turkiyede meteorit calismalari da yapildiginindan haberi oldu. Türkiyede meteorit araştırmaları ne zamandan beri yapılıyor, biraz bahsedebilir misiniz?

Ozan – 1964 yılında düşen Çanakkale Meteoritini ve daha sonra 1961 yılında Eskişehire düşüp 1967 yılında incelenen Kayakent Meteoritini Ege Üniversitesinden Prof. Dr. Abdullah Kızılırmak inceliyor ilk kez. Kendisine Türkiye’deki meteorit biliminin kurucusu diyebiliriz. 4 Aralık 2015’te de Ege Üniversitesi Fen Fakültesi konferans salonunda Abdullah Kızılırmak anma toplantısıvar, biz de orada olacağız.

Daha sonra Mehmet Emin Özel geliyor; meteor çarpma kraterlerinin uydu görüntüleriyle aranması çalışmaları yaptı. Kraterlerin hangileri meteoritler tarafından oluşturulmuş veya hangileri meteorit sonucu oluşan krater değil bunları tespit ediyordu. Çarpma kraterleri envanteri çıkarmaya yönelik bir çalışma yani.

Fethiye ve Didim meteoritlerinin mineralojik analizleri yapıldı, yakın zaman içerisinde ise 2012’de yine Çanakkale Meteoritinin bu sefer ayrıntılı olarak kimyasal ve fiziksel yapısına yönelik çalışmalar oldu. Uzaktan da olsa sınıflandırıldı.

Şimdiki olayda ise ekibimiz 34 kişi. meteoriti her boyutuyla; fiziksel-kimyasal özelliklerini ve yörüngesini incelemekteyiz.

Ağustos ayında Perseid göktaşı yağmuru olmuştu, Sarıçiçek meteoritinin bu gibi göktaşı yağmurları ile bir bağlantısı var mı?

Ozan – Perseidler, Orionidler ve bu günlerde bitmeye başlayan Leonidler gibi dönemsel göktaşı yağmurlarına dahiller. Bir olay neticesinde göktaşlarının Güneş sisteminde bir noktadan püskürdüğünü düşünün, Dünya uzayda bu göktaşlarının olduğu konuma geldiğinde, kümenin bir kısmı yakalanıp atmosferimize giriyor. Dünya dönmekte olduğu için o an ki konuma göre görülebiliyor. Bingöl’e düşen Sarıçiçek meteoriti mesela yarım milisaniye sonra yakalansaydı, Türkiye’ye değil Şili’ye düşecekti. Sarıçiçek meteoritini dönemsel göktaşı yağmurlarına bağlamıyoruz tabi.

Nereden geldiği biliniyor mu peki?

Ozan – Mars ile Jüpiter arasında, Güneş’ten 2,2 ile 3,2AU uzaklıkta sürüsüne bereket asteroit var. 1 Ceres ve 4 Vesta cüce gezegenleri de burada. NASA 2007’de araştırma yapmak içinDawn (Şafak) adlı uzay aracını buraya gönderdi. 2011 yılında 4 Vesta’nın yörüngesine girdi ve 14 ay boyunca araştırma yaptıktan sonra 1 Ceres’e doğru yol aldı ve 2015’te ulaştı, hala da yörüngesinde.

Şimdi bakıyoruz ki bizim Sarıçiçek meteoritlerinin tipi ve analiz sonuçları, 4 Vesta’nınki ile örtüşüyor. Dünyada toplam 20 tane benzeri olay gözlenmiş, bu 21. olay. O nedenle bilimsel olarak oldukça değerli. NASA, Dawn görevi için 465 milyon dolar harcadı, bize ise gökten geldi, şansımız burada.

4 Vesta’nın çapı 525km, Türkiye’ye yakın boyutlarda bir cüce gezegen. Bu tarzcisimlere çok yüksek hızlarda, saniyede 200km civarı hızlarla başka kayalar çarparak yüzeyden parça koparabiliyor. Gelen cismin yavaşlamasını sağlayacak bir atmosferleri yok Dünya gibi, kütleçekimleri de az. Çarpmadan dolayı kopan parçaların yörüngesi Dünya ile kesişirse, zaman içinde Dünya’ya düşebiliyorlar. Bu meteoritlerden koptukları gök cisminin yüzeyi hakkında bilgi ediniyoruz, vuran parça ve bu vuran parçanın nereden kopmuş olabileceği hakkında a bilgi gelebiliyor.

Ersin – Mesela, elinizde 12 örnek varsa ve 10 tanesinde çıkmayan şey diğer ikisinde çıkıyorsa, o ikisi kopan cisimden değil çarpan cisimden olabilir.

Özelliklerinden bahsedelim o zaman.

Ozan – Ana kütlesi, yani atmosfere giren parça yaklaşık 230kg ve 50cm çapında. (Ersin – Rusya’ya gectigimiz yıllarda düşen Chelyabinsk’in atmosfere girerken çapı ise 20 metreydi.) Biz söyledikten sonra NASA tarafından araştırıldı. Giriş yaptığı gözlenmiş. Hızı saniyede 18.9km (Perseid’ler ise saniyede 70km hız ile giriş yaparlar.) Atmosfere girdikten sonra yüzeye 40km kala patlamış. Birden fazla patlama olduğunu düşünüyoruz çünkğ sesi duyanlar toktoktok diye üçlü bir ses tarif ediyorlar.

Tabi bunun nereden baksan %80 kadarı dağılıyor. Bulunan 15kg civarıysa, Köylü de 10kg sattı desek, geriye 5kg kalmış olabilir. Tabi etrafa dağılmış küçük gramlar ve toz halindedir muhtemelen. Mercimek büyüklüğünde meteorit bulan var mesela; 0,06gr. Peter meteorit bulamamıştı, ben hayırdır bulamadın diye ona takıldıktan 10 saniye sonra bulunca sözümü geri aldım.

NASA ve SETI’de araştırmacı olan Peter Jenniskens, bulduğu meteoriti işaret ediyor.

Analiz sonuçlarından; nikel, zirkonyum, neodimyum, strosyum, selenyum, kobalt, mangan,titanyum, magnezyum, lityum ve demir tespit edildi. Analizler devam ediyor tabi… Dünyada olmayan hiçbir elemente rastlanmadı şimdiye kadar bu meteoritlerde.

Ersin – Asteroit kökenli Akondrit sınıfına girmekte. Chelyabinsk metalik bir meteoritti daha parlak bir iç yapısı var. Sarıçiçek meteoritinde ise Ayın bize gri gözükmesinin nedeni olan eucrite var. Normalde meteoritler tek tip olur fakat bunda howardite’ik kısım var, hemen yanında eucrite’ik bazaltik kısım, onun yanında ise diogenite kısım. Ender bir tür Howardite-Eucrite-Diogenite grubu.

Ozan – 360-370 tane kayitli howardite var. Howardite dedigimiz grup %1.6’ya geliyor düşen meteoritler arasında. Bu 4 Vesta asteroidinin yüzeyinden koptuğu için oldukca değerli. 34 kişinin her biri farklı çalışma yapıyor. Biri jeolojik çalışma yapmakta, öbürü radyoaktivite ölçüyor, kimisi argon-neon oranlarına bakarak yaş tayini yapıyor ne zaman 4 Vesta’dan koptuğu çalışmalar sonucu ortaya çıkabilir. Yörünge testini yapan var, hepsini birleştirdiğimizde ortaya ortak bir bilgi çıkıyor. İyi bir dergide yayinlanacak makale çıkarmaya çalışıyoruz.

Meteorlar taşsı, metalik, hem taşsı hem metalik, karbonik olmak üzere dörde ayrılıyorlar. Dolayısıyla bulunan örneğe mıknatıs tutup çekiyor bak bu meteorit diye sonuca varamazsınız, hataıi olur. Ama insanların %85’i böyle yapıyor.

Bulunan taşın göktaşı olduğu nasıl anlaşılıyor peki sahada arama yaparken?

Ozan – Dışında ince bir yanık tabaka olacak. 1mm’den ince, tırnak kalınlığında. Eğer parçalanmışsa içerisi daha acık renkli oluyor. Çok köşeli yapıya sahip olmuyorlar çünkü atmosferde ablasyon yani traşlamaya maruz kalıyorlar. 1600-1800 derecelere kadar cıktığı için ısınmadan dolayı kavruluyor ve bu ince kabuk oluşuyor. O kadar ısınıyor ki enerjiye yenik düşüp iç ve dış kısmın basınç farkından dolayı patlıyor. İçi yanmadiği için rengini kaybetmiyor. Traşlandığı için ise yüzeyi yuvarlağımsı oluyor. Üzerinde köşeler veya derin delikler olmuyor, parmaklanmis bir oyun hamuru gibi görünümü. 

Meteor atmosferde çok ısındığı için dışında kavruk koyu bir kabuk oluşur, içi ise açık renkli kalır.

Sitemizde, medyada da yer bulan meteorit vergisi incelendi, siz bu konuda ne söylüyorsunuz?

Ozan – Tarihi eser gibi değerlendirilemiyor, bir sınıfa sokulamıyor, kavram eksikliği var bu tarz olaylar çok az yaşandığı için.

Mesela diyelim Namibya’da bir meteorit buldunuz, yurtiçinde alış satışı yapılabiliyor, fakat yurtdışıan satışı yasak. İlle de satılacaksa özel izine tabi. Hindistan’da bir kurum var, jeolojik araştırma grubu sanırım adı, mülkiyet ona ait. Avusturya’da bir örnek var; adamın arazisine meteor düşmüş ve adam bu benim demekte fakat devlet de hak iddia etmekte. Orası senin yerin olsa bile devletin toprağı demekte. Mahkeme karar veriyor, diyor ki göksel bir materyale yersel bir hak iddia etme söz konusu değildir… ABD’de adamın tarlasına düştüyse mülkiyeti tamamen ona ait oluyor, izinsiz zaten adımınızı atamazsınız, kolunuzu bile uzatamazsınız…

Bana sorarsanız ülke olarak zaten bizim olmalı, ben ne satışında ne de alışında uğraşıyorum. Bilim insanları olarak derdimiz şu; veya ben kendi adıma söyleyeyim, biz araştırma yapmak istiyoruz değil mi? Bu cisimler evrenin bir takım yerlerinden gelip bize evren hakkında bilgiler veriyorlar. Belki bildiğimiz bir çok bilgiyi değiştirecekler. Düşüncemiz bilimsel alana katkı sağlanması yönünde.

Sarıçiçek meteoritlerini yabancılara satmasaydık daha çok şanslı olurduk. Yine de biz aldık örneklerimizi ve analizler yapılıyor tabi fakat 3/4’ü satılmış olmasaydı daha çok değerlendirebilirdik bu şansı. Şu an 1,5kg civarında bir tane var daha satmadı, yüksek para verene satacakmış.

Bizim bütçemiz şu an elimizdeki 12 örneğe göre ayrıldı, sonrası için bir şey söylemek zor. Üniversite tekrar bütçe ayırır mı ayırmaz mı bilmiyorum fakat bunun bilimsel açıdan değerli olduğunu üniversite yönetimi de biz bilim insanları olarak da gördük. Ender bir tür.

Bir çok örnek yurtdışına satıldı dediniz, ciddi bir meteorit piyasası var o zaman, nasıl başladı bu olay bilginiz var mı?

Ozan – Ersin’in ve benim yanımda NASA’dan gelen Peter Jenniskens’i de görüyorlar tabi, yabancı biri var, NASA’dan gelmiş, Sarıçiçek’te ne işi var? Köylüler diyor ki bu adam buraya boşuna gelmez, değerli olması lazım bu taşlar. Peter’ın da Türkiye’de ilk geldiği yer İstanbul, hemen arkasından Bingöl bu arada.

İlk başta Ruslar, Almanlar ve Polonyalılar gelmiş. Danimarka ve Çin’den gelenler de var. Kafalarına göre bir rakam söylüyorlar, 20$’dan alalım, köylü diyor buraya Peter geldi olmaz çık bakalım. 60$’lık bir rakam konuşulmaya başlanıyor gramı için. Şu an Bingöl-Muş yolu arabalarla dolmuş, minibüsler özel seferler düzenlemeye başlamışlar, benzinciler dolmuş taşmış. Bingöl’e yaradı tabi, kalkınma oldu.

Yabancılar tabi meteoritleri alıyorlar, geçen gün ebay’e girdim baktım gramı 2500-3000TL’den gidiyordu. Alan kişi 15 katına sattı. Türkiye’nin elindeki fırsat dışarı kaçıyor bu şekilde. Doğal zenginlikti, doğal zenginliği kalmadı.

Kimseye kızmıyoruz tabi… ama bir düzenleme olsa, mesela 1/3’ü veya 1/5’i üniversitelerde konuyu çalışan kişilere hibe edilmelidir diye, güzel olabilirdi.

Satılan meteoritleri hangi amaçlar için alıyorlar, bilimsel değeri dışında ne işe yarayabilir?

Ersin – Biz tabi bilimsel yönünden ve bilimsel öneminden bahsediyoruz fakat anlaşılan şey hep maddi yönü. Bunun yapısı biraz yumuşak olduğu için kolye yüzük gibi şeyler yapılamaz. Chelyabinsk meteoritini de bazı kişiler yarım milim kalınlığında kesip arkasından bir şeye tutturmuşlar dağılmasın dik dursun diye, 2500$’a satılıyor ufacık bir parça.

Ozan – Pallacid türü meteoritlerin şeffaf, altın renkli kristalleri var onlar çok pahallı, milyon doları bulabiliyor. Fakat araştırma dışında kullanım alanı yok, alanlar %99 koleksiyon için alıyorlar. İşlenip kullanılacak fonksiyonları, enerjileri ve radyoaktiflikleri yok.

Ersin – Sarıçiçek olayından sonra bizi sürekli arayıp fiyat soruyor vatandaş. Bingöl’de bir olay olmuş, insanlar Antalya’dan Bursa’dan sürekli fotoğraf gönderiyor. Hocam elimde göktaşı var… göktaşı olduğundan nasıl emin olmuş? Yüzlerce telefon geliyor, yoğunluk var cidden.

Ozan – Meteorit olmayan numuneleri ve nedenlerini turk-met.net sitesinde yazdık, vatandaş kendi elindeki örneklerle karşılaştırıp eleyebilir. Ellerindeki parçanın meteorit olma ihtimali varsa numune temini isteriz, analiz gerekiyorsa yaparız fakat değer biçemeyiz. Telefonu açıyorlar, merhaba demeden meteorit bulduğunu söyleyip fiyat analizi istiyorlar.

Bir yanlış anlaşılma var aslında, sanki piyasayı ben belirlemişim gibi, diyorlar ki Ozan hoca buna değerli dedi. Dedim fakat bilimsel olarak değerli dedim, 78 milyona anlatamıyorum. Bilimsel olarak değeri paha biçilemez.

Ersin – İnsanlar mesela demir madeni yatağının yakınında yaşıyorlar, dere yatağında sürüklenmiş parçayı buluyorlar, mıknatıs çektiği için meteor sanıyorlar. Arazide mıknatısla meteor avına çıkmışlar. Bu konuda uzman olmayan kişilerin de etkisiyle yanlış yönleniyorlar.

Göktaşı avcıları diye bir grup var; bu göktaşı diye resim atılıyor, normal vatandaş diyor ki bu budur şu şudur. Analizler yapılmadan biz şu meteoritlerdendir diye söylemekten kaçınıyoruz, ama onlar emin. Büyük kaya parçalarını oturtmuşlar masaya, 40 tane birbirinden farklı taşı dizmişler, biz de bugün araziye çıktık meteorit topladık diye yazmışlar. Bilgi kirliliği oluyor.

Bahsettiğiniz diğer ülkelerdeki gibi bir, meteorit’lerin araştırma için tutulmasına yönelik düzenlemeler yapılacak mı, gelecekte ne olacak?

Ozan – Çalışmalar var esasında, ama nereye gider bilmiyorum. Yakında bir çalıştay yapılacak. Uzay hukukçusu, vergi hukukçusu, tabiat ve kültür varlıklarından bir kişi de dahil 7 kişilik bir grup. Herkes kendi alanından bir şeyler anlatacak ve rapor hazırlanıp ilgili yerlere sunulacak. Orada değerlendirenlere kalıyor yani iş. Belki bir düzenleme olur, veya kültür ve tabiat varlıkları kanununun altında bir madde eklenebilir, adı konmalı yani bu olayın. Derdimiz bilimsel analiz için bir kısmının ayrılması.

Vergi kısmı beni araştırmacı olarak ilgilendiren bir şey değil zaten, hükümetin bilimsel yönünü de düşünerek bir düzenleme yapması lazım. Araştırma yapan üniversitelere yollanması lazım. Hepsinin bende olmasının gereği yok zaten, herkes çalışsın, meteor bilimi gelişsin, işbirliği yapalım. Hatta meteor bilimliyle ilgili bir merkez olsun, TÜBİTAK’ın bünyesinde de yapılabilir. Türkiye’de gelişmekte olan bir dal bu. (Kozmik Anafor olarak konuyu vergi hukuku açısından incelediğimiz şu yazımızı okuyabilirsiniz)

Düşen Meteoritlerın yörüngeleri nasıl tayin ediliyor?

Ozan – Mesela yurtdışında, örneğin ABD’de bir olay oluyor, bir meteor geçiyor veya düşüyor, siz görgü tanığısınız, adam geldiği yönü tarif edebiliyor. sağ açıklık, dik açıklık gibi teknik terimleri kullanabiliyor ve Amerikan Meteor Derneğinin web sitesine girip adını soyadını yazıp gördüğü koordinatı ekliyor, bir çok kişi böyle yaptığında meteorun yörüngesi zaten kendiliğinden çıkıyor. Herkeste o bilinç var. Bizde yok. yeni yeni oluşmaya başlıyor. Bence bu olay bir şanstı, insanlar nasıl davranılması gerektiğini bizim sayemizde orada öğrendiler. En azından artık alüminyum folyo ile topluyorlar benim için bu yeter yani örneğe temas edilmiyor şu an.

Göktaşlarının girişleri, saati dakikası saniyesini takip edebilme imkanınız da var. Meteor takip sistemleri burada önem kazanıyor işte. Her ilde bu iş için gökyüzünü gözlemleyen kameralarınızın olduğunu düşünün. Şu an beş ilde istasyonumuz var. İzmirde Ege Üniversitesi’nde Abdullah Kızılırmak istasyonu, Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde Yunus Emre istasyonu, Çanakkale 18 Mart Üniversitesi’nde Oktay Sinanoğlu istasyonu, İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi’nde Ali Kuşçu istasyonu ve Antalya Ulusal Gözlemevi’nde Nüzhet Gökdoğan istasyonu.

Meteorların güzergahlarını belirleyip haritalandırıyorsunuz. Dünya meteor haritası var böyle, buna Türkiye’den de katkı geliyor. Belki de mesela siz yeni bir meteor yağmurunu keşfediyorsunuz. Meteor yağmurları gözlemleri hep bu takip sistemleri sayesinde gelişti. Perseid’ler gibi ana yağmurlar haricinde mesela günlük üç dört saat sürek yağmurlar da var. Tabi bunlar otomasyona bağlı çalışıyorlar, harita kendiliğinden oluşmaya başlıyor ve istediğimiz zaman veri tabanına bakabiliyoruz bir olay olduğunda.

Kamera sayısının artması, verilerin artması için önemli. Deneyi ne kadar çok yaparsanız, o deney ile ilgili hassasiyet artar ve o daha net bir şey söyleyebilirsiniz. İstasyonlar arası 200km mesafe var şu an. Daha çok ilde olsa, mesela bir meteoru 30 tane bu iş için ayrılmış kamera ile tespit ettiğinizi düşünün, bir ağ oluyor, adı üstünde zaten, Türkiye Meteor Takip Sistemleri Ağı.

Bu takip sistemleri 1000’in üzerinde meteor kaydı yaptı. Tabi uçak gibi nesneleri de kadediyor fakat bunları eliyorsunuz, sisteme sadece meteorların geçişlerini giriyorsunuz. Daha ileriki aşamalarda ise meteorit düşüşleri kaydedilebilir. her ilde bir istasyon hedefimiz var. Şimdilik toplamda 20 kamera ile gözlem yapılıyor. Ekibimizde Prof. Dr. Ethem Derman da yer almakta. Tübitak oldukça destek veriyor bu projeye. 2012 yilinda basladi ve 360 bin TL’lik bir proje şimdilik. Japonya’da kurulan takip sistemi ile aynı, onlarla temas halinde kurduk.

Japonya’nın ise 283 kamerası var. Onların şanssızlığı, muz gibi ince bir alanda olmaları. Türkiye’de ise oldukça geniş bir alan var. İzmir’den Antalya’ya giren bir meteoru mesela her istasyon farklı açıdan ve şiddetten görebilcek, yöre halkına nereden geldi saat kaçta gördün diye sormaya ve yönünü tahmin etmeye gerek kalmayacak, kameralardan belli olacak.

Meteoritlere adı nasıl veriliyor?

Ozan – Resmi kayıtlı bir tür olması için başvuru yapıyorsunuz. Uluslararası Astronomi birliğinde jeoloji ve gezegen bilimleri toplulugu var. Resmi tür olup olmayacağına bunlar onay veriyorlar. Siz analizleri yapıp başvurduktan sonra adını koyuyorlar. Resmi adı Sarıçiçek meteoritleri oldu. Meteorit düştüğü yerin adını alır diye bir kanı var fakat pek doğru değil. Düştüğü yerin adını ancak orada postane varsa alır. Bunu da olay sırasında ögrendik. Mesela nereye duştü, Veznecilere, (İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik Bölümünün olduğu yer) Veznecilerde postane var mı ona bakılıyor, varsa tamam. Resmi işlemler için postane koşulu. Uluslararası komite sarıçiçek mi bingöl mü olsun diye sordu, Bingölde postane var tabi ama Sariçiçekte yokmuş. Neyse ki bize bıraktılar seçimi ve adını Sarıçiçek koyduk.

Hocam son olarak, bu meteoriti merak eden ve görmek isteyen insanlar var. Sergilendiği veya sergilenmesi düşünülen bir yer var mı?

Ozan – Bir müzede sergilenmesi için 20gr’in üstünde olması koşulu ve resmi bir kurum tarafindan onaylanması koşulu var. 27,46gr’lık bir örnek Sarıçiçek meteoriti olarak Istanbul Üniversitesi Jeoloji Müzesi‘nde orjinal örnek tür olarak sergilenecek. 4 Vesta asteroidini temsil edecek. Şimdi bir stand hazırlamaya calışıyoruz, yakında koyulacak.

Ersin – Müzenin de 100.yılı bu arada. 3800 civari fosil var, ziyaretçilere açık, merak eden herkes gidip görebilir.

Röportaj için teşekkür ederim hocam.

Bende teşekkür ederim, gelişmeler için turk-met.net sitesini takip edebilir meraklılar, oradan paylaşiyoruz bilgileri

Medyada son zamanlarda Bingöl’e düşen meteoritlerle ilgili bir çok haber yapıldı. Bu haberlerin içinde her ne kadar doğru bilgiler olsada yanlış bilgiler daha ağır basıyor. Bu nedenle Kozmik Anafor olarak konu ile ilgili doğru bilimsel bilgileri öğrenmek ve okurlarımızın konu hakkındaki merakını gidermek için Sarıçiçek Meteoru Konsorsiyumu baş araştırmacısıDoç.Dr. Ozan Ünsalan ve araştırmada görev alan Fizik Yüksek Lisans öğrencisi Ersin Kaygısız ile bir röportaj yaptık.

Sarıçiçek meteorit’i ile karşılaşmamız ve ardından ekibinizin olaya müdahil oluşunu özetleyebilir misiniz?

Ozan – Meteor Bingöl’ün Sarıçiçek ilçesine 2 Eylül 2015 tarihinde, saat 23:10 civarı düşmüş. Olay ile ilgili olarak TÜBİTAK aranmış ve Murat Parmaksızoğlu‘na ulaşılmış, Murat bey ise bana ulaşıp bilgi verdi. İnternetten Bingöl’deki olayla ilgili kayıtları araştırdım, yöre halkıyla yapılan röportajları gördüm. NASA’dan Peter Jenniskens de bana elimde örnek olup olmadığını sordu fakat henüz Bingöl’e gitmemiştik tabi. Haber ajansı vasıtasıyla ulaştığım, yöre halkından Nezir Ergün, İstanbul Üniversitesi’nde bana 27 gramlık bir örnek gönderdi. Ben de bu örneğin fotoğrafını Peter’a yolladım, daha sonra örneği de onun bulunduğu yer olan NASA-SETI‘ye yolladık. Bu şekilde inceleme başlatıldı ve Sarıçiçek Meteoru Konsorsiyumu oluşturuldu.

Daha sonra Peter, benimle görüşmek ve planlama yapmak için İstanbul’a gelmeye karar verdi. Bu sırada Bingöl Üniversitesi de konuya ilgi duymaya başlamış ve köye ulaşarak bazı örnekler toplamışlar. Bingöl Üniversitesi Fizik Bölümü başkanı Prof.Dr. İskender Demirkol ile temasa geçip bilgi verdik. 28 Eylül’de Bingöl’e gittik ve 200’ün üzerinde kamera kaydı inceledik. Önünden meteor geçtiği tespit edilen kameraların önünden de fotoğraflama yaptık nereden geldiğini canlandırabilmek için. 3 boyutlu olarak her tarafı çekiyorsunuz, akşam yıldız görüntüleri çekiliyor, yıldızların hangi konumda olduğunu belirliyorsunuz ki meteor geçtiğinde hangi taraftan geldi, hangi takım yıldızı tarafındaydı bunları öğrenelim. 3 Ekim’de ise 20 kişilik bir ekiple yaklaşık 40km’lik bir alan taraması yaptık, örnekler bulduk. Ardından 4 Ekim’de İstanbul’a dönüş yaptık.

Alan taramasında uzman olmayan kişiler de var haliyle ve siz oraya gitmeden önce bir çok kişi meteorit bulmuş durumda. Olayla ilgili bilinç düzeyi nasıl, mesela bir olaya tanık olduğumuzda ve meteorit bulduğumuzda ne yapmamız gerekiyor?

Ozan – Hep beraber geziyoruz tabi, kimin hoca olduğu belli değil. Meteorun gittiği yörüngeyi düşünün, buna dik doğrultuda tarama yapıyorsunuz, S çizebilirsiniz, U çizebilirsiniz, saçılma alanı belirlenmeye çalışılıyor. İpe dizilerek tarama yapıyorsunuz fakat tabi insanlar sonradan açılmaya başlıyorlar.

Bulunan meteoritleri tartıyorsunuz, konumunu alıyorsunuz ve bulan kişinin fotoğrafını çekiyorsunuz. Koordinatları, geliş doğrultusunu ve saçılma alanını bulabilmek için gerekli. Kayıtlı olarak bulunan 245 parça var şu an.

Meteorit bulduğunuzda alüminyum folyo ile tutmanız gerekiyor. Yoksa eldeki dokular, yağlar kirler hepsi meteoritin yüzeyine bulaşıyor. Karbon, Hidrojen, Oksijen ve Azot’tan oluşan organik bileşenlere rastlayınca hopluyorsunuz yerinizden, yaşamın temeli bunlar, diyorsunuz ki ohh buldum, halbuki onlar sizden veya Mehmet efendiden oraya bulaştı. Aminoasit bulaşmış, ooo diyorsunuz aminoasit bulduk, yaşamın yapıştalarını bulduk. Kontamine olmuş yani meteorit, zarar vermişsiniz. Meteoritten ise size bir zarar yok.

Radyasyonu soruluyor. O kadar düşük radyasyonu var ki, etrafınızdaki normal taşlar onlardan daha radyoaktif. Siz bunu analiz etmek istiyorsunuz mesela, ne kadar radyasyonu var diye, İtalya’da eski bir madenin 3km altında analizini yapıyorlar etraftaki radyasyondan soyutlamak için. Cep telefonunun yanınayken ölçmüyoruz yani.

Biz meteoriti bulduysak eğer, alüminyum folyo ile alıp cam kavanoza içine nem tutucu o küçük torba ile birlikte koyup kapağını kapamamız gerekiyor. Mıknatıs falan tutmayacağız mesela, çünkü kendi manyetik alanı varsa ve siz onu değiştirirmiş olursunuz. Dolayısıyla, manyetik özellikleri incelenemez.

Köylüler elliyorlar mesela, alüminyum folyo ile alınacağını bilmiyorlar. İlk 186 örnek böyle bulundu. Ondan sonra bizim bulduğumuz 15-16 örnekte sıkıntı yok. Ama bilinç oluştu. Çoğu artık alüminyum folyo ile alıyor.

Ersin – Alüminyum mümkün olduğu kadar az etkileşmeyi sağlayan bir madde. Bezle almaya kalksanız, onun sterilizasyonu belli değil. Tabi Alüminyum folyonun da içine dokunmadan meteoriti koymak lazım. Hava ile teması kesiliyor, Güneş ve UV ile de teması kesiliyor, yüzeye gelen sıcaklığı da yansıtıyor.

Düştüğü yerde toz toprak var. Meteoriti alırken bulunduğu yerdeki toprağın da örneğini alıyorsun yanlış ölçüm yapmamak için. Bazı meteoritler bulaştığı şekliyle korunuyor.

Bir cok kisinin bu olay ile Turkiyede meteorit calismalari da yapildiginindan haberi oldu. Türkiyede meteorit araştırmaları ne zamandan beri yapılıyor, biraz bahsedebilir misiniz?

Ozan – 1964 yılında düşen Çanakkale Meteoritini ve daha sonra 1961 yılında Eskişehire düşüp 1967 yılında incelenen Kayakent Meteoritini Ege Üniversitesinden Prof. Dr. Abdullah Kızılırmak inceliyor ilk kez. Kendisine Türkiye’deki meteorit biliminin kurucusu diyebiliriz. 4 Aralık 2015’te de Ege Üniversitesi Fen Fakültesi konferans salonunda Abdullah Kızılırmak anma toplantısıvar, biz de orada olacağız.

Daha sonra Mehmet Emin Özel geliyor; meteor çarpma kraterlerinin uydu görüntüleriyle aranması çalışmaları yaptı. Kraterlerin hangileri meteoritler tarafından oluşturulmuş veya hangileri meteorit sonucu oluşan krater değil bunları tespit ediyordu. Çarpma kraterleri envanteri çıkarmaya yönelik bir çalışma yani.

Fethiye ve Didim meteoritlerinin mineralojik analizleri yapıldı, yakın zaman içerisinde ise 2012’de yine Çanakkale Meteoritinin bu sefer ayrıntılı olarak kimyasal ve fiziksel yapısına yönelik çalışmalar oldu. Uzaktan da olsa sınıflandırıldı.

Şimdiki olayda ise ekibimiz 34 kişi. meteoriti her boyutuyla; fiziksel-kimyasal özelliklerini ve yörüngesini incelemekteyiz.

Ağustos ayında Perseid göktaşı yağmuru olmuştu, Sarıçiçek meteoritinin bu gibi göktaşı yağmurları ile bir bağlantısı var mı?

Ozan – Perseidler, Orionidler ve bu günlerde bitmeye başlayan Leonidler gibi dönemsel göktaşı yağmurlarına dahiller. Bir olay neticesinde göktaşlarının Güneş sisteminde bir noktadan püskürdüğünü düşünün, Dünya uzayda bu göktaşlarının olduğu konuma geldiğinde, kümenin bir kısmı yakalanıp atmosferimize giriyor. Dünya dönmekte olduğu için o an ki konuma göre görülebiliyor. Bingöl’e düşen Sarıçiçek meteoriti mesela yarım milisaniye sonra yakalansaydı, Türkiye’ye değil Şili’ye düşecekti. Sarıçiçek meteoritini dönemsel göktaşı yağmurlarına bağlamıyoruz tabi.

Nereden geldiği biliniyor mu peki?

Ozan – Mars ile Jüpiter arasında, Güneş’ten 2,2 ile 3,2AU uzaklıkta sürüsüne bereket asteroit var. 1 Ceres ve 4 Vesta cüce gezegenleri de burada. NASA 2007’de araştırma yapmak içinDawn (Şafak) adlı uzay aracını buraya gönderdi. 2011 yılında 4 Vesta’nın yörüngesine girdi ve 14 ay boyunca araştırma yaptıktan sonra 1 Ceres’e doğru yol aldı ve 2015’te ulaştı, hala da yörüngesinde.

Şimdi bakıyoruz ki bizim Sarıçiçek meteoritlerinin tipi ve analiz sonuçları, 4 Vesta’nınki ile örtüşüyor. Dünyada toplam 20 tane benzeri olay gözlenmiş, bu 21. olay. O nedenle bilimsel olarak oldukça değerli. NASA, Dawn görevi için 465 milyon dolar harcadı, bize ise gökten geldi, şansımız burada.

4 Vesta’nın çapı 525km, Türkiye’ye yakın boyutlarda bir cüce gezegen. Bu tarzcisimlere çok yüksek hızlarda, saniyede 200km civarı hızlarla başka kayalar çarparak yüzeyden parça koparabiliyor. Gelen cismin yavaşlamasını sağlayacak bir atmosferleri yok Dünya gibi, kütleçekimleri de az. Çarpmadan dolayı kopan parçaların yörüngesi Dünya ile kesişirse, zaman içinde Dünya’ya düşebiliyorlar. Bu meteoritlerden koptukları gök cisminin yüzeyi hakkında bilgi ediniyoruz, vuran parça ve bu vuran parçanın nereden kopmuş olabileceği hakkında a bilgi gelebiliyor.

Ersin – Mesela, elinizde 12 örnek varsa ve 10 tanesinde çıkmayan şey diğer ikisinde çıkıyorsa, o ikisi kopan cisimden değil çarpan cisimden olabilir.

Özelliklerinden bahsedelim o zaman.

Ozan – Ana kütlesi, yani atmosfere giren parça yaklaşık 230kg ve 50cm çapında. (Ersin – Rusya’ya gectigimiz yıllarda düşen Chelyabinsk’in atmosfere girerken çapı ise 20 metreydi.) Biz söyledikten sonra NASA tarafından araştırıldı. Giriş yaptığı gözlenmiş. Hızı saniyede 18.9km (Perseid’ler ise saniyede 70km hız ile giriş yaparlar.) Atmosfere girdikten sonra yüzeye 40km kala patlamış. Birden fazla patlama olduğunu düşünüyoruz çünkğ sesi duyanlar toktoktok diye üçlü bir ses tarif ediyorlar.

Tabi bunun nereden baksan %80 kadarı dağılıyor. Bulunan 15kg civarıysa, Köylü de 10kg sattı desek, geriye 5kg kalmış olabilir. Tabi etrafa dağılmış küçük gramlar ve toz halindedir muhtemelen. Mercimek büyüklüğünde meteorit bulan var mesela; 0,06gr. Peter meteorit bulamamıştı, ben hayırdır bulamadın diye ona takıldıktan 10 saniye sonra bulunca sözümü geri aldım.

NASA ve SETI’de araştırmacı olan Peter Jenniskens, bulduğu meteoriti işaret ediyor.

Analiz sonuçlarından; nikel, zirkonyum, neodimyum, strosyum, selenyum, kobalt, mangan,titanyum, magnezyum, lityum ve demir tespit edildi. Analizler devam ediyor tabi… Dünyada olmayan hiçbir elemente rastlanmadı şimdiye kadar bu meteoritlerde.

Ersin – Asteroit kökenli Akondrit sınıfına girmekte. Chelyabinsk metalik bir meteoritti daha parlak bir iç yapısı var. Sarıçiçek meteoritinde ise Ayın bize gri gözükmesinin nedeni olan eucrite var. Normalde meteoritler tek tip olur fakat bunda howardite’ik kısım var, hemen yanında eucrite’ik bazaltik kısım, onun yanında ise diogenite kısım. Ender bir tür Howardite-Eucrite-Diogenite grubu.

Ozan – 360-370 tane kayitli howardite var. Howardite dedigimiz grup %1.6’ya geliyor düşen meteoritler arasında. Bu 4 Vesta asteroidinin yüzeyinden koptuğu için oldukca değerli. 34 kişinin her biri farklı çalışma yapıyor. Biri jeolojik çalışma yapmakta, öbürü radyoaktivite ölçüyor, kimisi argon-neon oranlarına bakarak yaş tayini yapıyor ne zaman 4 Vesta’dan koptuğu çalışmalar sonucu ortaya çıkabilir. Yörünge testini yapan var, hepsini birleştirdiğimizde ortaya ortak bir bilgi çıkıyor. İyi bir dergide yayinlanacak makale çıkarmaya çalışıyoruz.

Meteorlar taşsı, metalik, hem taşsı hem metalik, karbonik olmak üzere dörde ayrılıyorlar. Dolayısıyla bulunan örneğe mıknatıs tutup çekiyor bak bu meteorit diye sonuca varamazsınız, hataıi olur. Ama insanların %85’i böyle yapıyor.

Bulunan taşın göktaşı olduğu nasıl anlaşılıyor peki sahada arama yaparken?

Ozan – Dışında ince bir yanık tabaka olacak. 1mm’den ince, tırnak kalınlığında. Eğer parçalanmışsa içerisi daha acık renkli oluyor. Çok köşeli yapıya sahip olmuyorlar çünkü atmosferde ablasyon yani traşlamaya maruz kalıyorlar. 1600-1800 derecelere kadar cıktığı için ısınmadan dolayı kavruluyor ve bu ince kabuk oluşuyor. O kadar ısınıyor ki enerjiye yenik düşüp iç ve dış kısmın basınç farkından dolayı patlıyor. İçi yanmadiği için rengini kaybetmiyor. Traşlandığı için ise yüzeyi yuvarlağımsı oluyor. Üzerinde köşeler veya derin delikler olmuyor, parmaklanmis bir oyun hamuru gibi görünümü. 

Meteor atmosferde çok ısındığı için dışında kavruk koyu bir kabuk oluşur, içi ise açık renkli kalır.

Sitemizde, medyada da yer bulan meteorit vergisi incelendi, siz bu konuda ne söylüyorsunuz?

Ozan – Tarihi eser gibi değerlendirilemiyor, bir sınıfa sokulamıyor, kavram eksikliği var bu tarz olaylar çok az yaşandığı için.

Mesela diyelim Namibya’da bir meteorit buldunuz, yurtiçinde alış satışı yapılabiliyor, fakat yurtdışıan satışı yasak. İlle de satılacaksa özel izine tabi. Hindistan’da bir kurum var, jeolojik araştırma grubu sanırım adı, mülkiyet ona ait. Avusturya’da bir örnek var; adamın arazisine meteor düşmüş ve adam bu benim demekte fakat devlet de hak iddia etmekte. Orası senin yerin olsa bile devletin toprağı demekte. Mahkeme karar veriyor, diyor ki göksel bir materyale yersel bir hak iddia etme söz konusu değildir… ABD’de adamın tarlasına düştüyse mülkiyeti tamamen ona ait oluyor, izinsiz zaten adımınızı atamazsınız, kolunuzu bile uzatamazsınız…

Bana sorarsanız ülke olarak zaten bizim olmalı, ben ne satışında ne de alışında uğraşıyorum. Bilim insanları olarak derdimiz şu; veya ben kendi adıma söyleyeyim, biz araştırma yapmak istiyoruz değil mi? Bu cisimler evrenin bir takım yerlerinden gelip bize evren hakkında bilgiler veriyorlar. Belki bildiğimiz bir çok bilgiyi değiştirecekler. Düşüncemiz bilimsel alana katkı sağlanması yönünde.

Sarıçiçek meteoritlerini yabancılara satmasaydık daha çok şanslı olurduk. Yine de biz aldık örneklerimizi ve analizler yapılıyor tabi fakat 3/4’ü satılmış olmasaydı daha çok değerlendirebilirdik bu şansı. Şu an 1,5kg civarında bir tane var daha satmadı, yüksek para verene satacakmış.

Bizim bütçemiz şu an elimizdeki 12 örneğe göre ayrıldı, sonrası için bir şey söylemek zor. Üniversite tekrar bütçe ayırır mı ayırmaz mı bilmiyorum fakat bunun bilimsel açıdan değerli olduğunu üniversite yönetimi de biz bilim insanları olarak da gördük. Ender bir tür.

Bir çok örnek yurtdışına satıldı dediniz, ciddi bir meteorit piyasası var o zaman, nasıl başladı bu olay bilginiz var mı?

Ozan – Ersin’in ve benim yanımda NASA’dan gelen Peter Jenniskens’i de görüyorlar tabi, yabancı biri var, NASA’dan gelmiş, Sarıçiçek’te ne işi var? Köylüler diyor ki bu adam buraya boşuna gelmez, değerli olması lazım bu taşlar. Peter’ın da Türkiye’de ilk geldiği yer İstanbul, hemen arkasından Bingöl bu arada.

İlk başta Ruslar, Almanlar ve Polonyalılar gelmiş. Danimarka ve Çin’den gelenler de var. Kafalarına göre bir rakam söylüyorlar, 20$’dan alalım, köylü diyor buraya Peter geldi olmaz çık bakalım. 60$’lık bir rakam konuşulmaya başlanıyor gramı için. Şu an Bingöl-Muş yolu arabalarla dolmuş, minibüsler özel seferler düzenlemeye başlamışlar, benzinciler dolmuş taşmış. Bingöl’e yaradı tabi, kalkınma oldu.

Yabancılar tabi meteoritleri alıyorlar, geçen gün ebay’e girdim baktım gramı 2500-3000TL’den gidiyordu. Alan kişi 15 katına sattı. Türkiye’nin elindeki fırsat dışarı kaçıyor bu şekilde. Doğal zenginlikti, doğal zenginliği kalmadı.

Kimseye kızmıyoruz tabi… ama bir düzenleme olsa, mesela 1/3’ü veya 1/5’i üniversitelerde konuyu çalışan kişilere hibe edilmelidir diye, güzel olabilirdi.

Satılan meteoritleri hangi amaçlar için alıyorlar, bilimsel değeri dışında ne işe yarayabilir?

Ersin – Biz tabi bilimsel yönünden ve bilimsel öneminden bahsediyoruz fakat anlaşılan şey hep maddi yönü. Bunun yapısı biraz yumuşak olduğu için kolye yüzük gibi şeyler yapılamaz. Chelyabinsk meteoritini de bazı kişiler yarım milim kalınlığında kesip arkasından bir şeye tutturmuşlar dağılmasın dik dursun diye, 2500$’a satılıyor ufacık bir parça.

Ozan – Pallacid türü meteoritlerin şeffaf, altın renkli kristalleri var onlar çok pahallı, milyon doları bulabiliyor. Fakat araştırma dışında kullanım alanı yok, alanlar %99 koleksiyon için alıyorlar. İşlenip kullanılacak fonksiyonları, enerjileri ve radyoaktiflikleri yok.

Ersin – Sarıçiçek olayından sonra bizi sürekli arayıp fiyat soruyor vatandaş. Bingöl’de bir olay olmuş, insanlar Antalya’dan Bursa’dan sürekli fotoğraf gönderiyor. Hocam elimde göktaşı var… göktaşı olduğundan nasıl emin olmuş? Yüzlerce telefon geliyor, yoğunluk var cidden.

Ozan – Meteorit olmayan numuneleri ve nedenlerini turk-met.net sitesinde yazdık, vatandaş kendi elindeki örneklerle karşılaştırıp eleyebilir. Ellerindeki parçanın meteorit olma ihtimali varsa numune temini isteriz, analiz gerekiyorsa yaparız fakat değer biçemeyiz. Telefonu açıyorlar, merhaba demeden meteorit bulduğunu söyleyip fiyat analizi istiyorlar.

Bir yanlış anlaşılma var aslında, sanki piyasayı ben belirlemişim gibi, diyorlar ki Ozan hoca buna değerli dedi. Dedim fakat bilimsel olarak değerli dedim, 78 milyona anlatamıyorum. Bilimsel olarak değeri paha biçilemez.

Ersin – İnsanlar mesela demir madeni yatağının yakınında yaşıyorlar, dere yatağında sürüklenmiş parçayı buluyorlar, mıknatıs çektiği için meteor sanıyorlar. Arazide mıknatısla meteor avına çıkmışlar. Bu konuda uzman olmayan kişilerin de etkisiyle yanlış yönleniyorlar.

Göktaşı avcıları diye bir grup var; bu göktaşı diye resim atılıyor, normal vatandaş diyor ki bu budur şu şudur. Analizler yapılmadan biz şu meteoritlerdendir diye söylemekten kaçınıyoruz, ama onlar emin. Büyük kaya parçalarını oturtmuşlar masaya, 40 tane birbirinden farklı taşı dizmişler, biz de bugün araziye çıktık meteorit topladık diye yazmışlar. Bilgi kirliliği oluyor.

Bahsettiğiniz diğer ülkelerdeki gibi bir, meteorit’lerin araştırma için tutulmasına yönelik düzenlemeler yapılacak mı, gelecekte ne olacak?

Ozan – Çalışmalar var esasında, ama nereye gider bilmiyorum. Yakında bir çalıştay yapılacak. Uzay hukukçusu, vergi hukukçusu, tabiat ve kültür varlıklarından bir kişi de dahil 7 kişilik bir grup. Herkes kendi alanından bir şeyler anlatacak ve rapor hazırlanıp ilgili yerlere sunulacak. Orada değerlendirenlere kalıyor yani iş. Belki bir düzenleme olur, veya kültür ve tabiat varlıkları kanununun altında bir madde eklenebilir, adı konmalı yani bu olayın. Derdimiz bilimsel analiz için bir kısmının ayrılması.

Vergi kısmı beni araştırmacı olarak ilgilendiren bir şey değil zaten, hükümetin bilimsel yönünü de düşünerek bir düzenleme yapması lazım. Araştırma yapan üniversitelere yollanması lazım. Hepsinin bende olmasının gereği yok zaten, herkes çalışsın, meteor bilimi gelişsin, işbirliği yapalım. Hatta meteor bilimliyle ilgili bir merkez olsun, TÜBİTAK’ın bünyesinde de yapılabilir. Türkiye’de gelişmekte olan bir dal bu. (Kozmik Anafor olarak konuyu vergi hukuku açısından incelediğimiz şu yazımızı okuyabilirsiniz)

Düşen Meteoritlerın yörüngeleri nasıl tayin ediliyor?

Ozan – Mesela yurtdışında, örneğin ABD’de bir olay oluyor, bir meteor geçiyor veya düşüyor, siz görgü tanığısınız, adam geldiği yönü tarif edebiliyor. sağ açıklık, dik açıklık gibi teknik terimleri kullanabiliyor ve Amerikan Meteor Derneğinin web sitesine girip adını soyadını yazıp gördüğü koordinatı ekliyor, bir çok kişi böyle yaptığında meteorun yörüngesi zaten kendiliğinden çıkıyor. Herkeste o bilinç var. Bizde yok. yeni yeni oluşmaya başlıyor. Bence bu olay bir şanstı, insanlar nasıl davranılması gerektiğini bizim sayemizde orada öğrendiler. En azından artık alüminyum folyo ile topluyorlar benim için bu yeter yani örneğe temas edilmiyor şu an.

Göktaşlarının girişleri, saati dakikası saniyesini takip edebilme imkanınız da var. Meteor takip sistemleri burada önem kazanıyor işte. Her ilde bu iş için gökyüzünü gözlemleyen kameralarınızın olduğunu düşünün. Şu an beş ilde istasyonumuz var. İzmirde Ege Üniversitesi’nde Abdullah Kızılırmak istasyonu, Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde Yunus Emre istasyonu, Çanakkale 18 Mart Üniversitesi’nde Oktay Sinanoğlu istasyonu, İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi’nde Ali Kuşçu istasyonu ve Antalya Ulusal Gözlemevi’nde Nüzhet Gökdoğan istasyonu.

Meteorların güzergahlarını belirleyip haritalandırıyorsunuz. Dünya meteor haritası var böyle, buna Türkiye’den de katkı geliyor. Belki de mesela siz yeni bir meteor yağmurunu keşfediyorsunuz. Meteor yağmurları gözlemleri hep bu takip sistemleri sayesinde gelişti. Perseid’ler gibi ana yağmurlar haricinde mesela günlük üç dört saat sürek yağmurlar da var. Tabi bunlar otomasyona bağlı çalışıyorlar, harita kendiliğinden oluşmaya başlıyor ve istediğimiz zaman veri tabanına bakabiliyoruz bir olay olduğunda.

Kamera sayısının artması, verilerin artması için önemli. Deneyi ne kadar çok yaparsanız, o deney ile ilgili hassasiyet artar ve o daha net bir şey söyleyebilirsiniz. İstasyonlar arası 200km mesafe var şu an. Daha çok ilde olsa, mesela bir meteoru 30 tane bu iş için ayrılmış kamera ile tespit ettiğinizi düşünün, bir ağ oluyor, adı üstünde zaten, Türkiye Meteor Takip Sistemleri Ağı.

Bu takip sistemleri 1000’in üzerinde meteor kaydı yaptı. Tabi uçak gibi nesneleri de kadediyor fakat bunları eliyorsunuz, sisteme sadece meteorların geçişlerini giriyorsunuz. Daha ileriki aşamalarda ise meteorit düşüşleri kaydedilebilir. her ilde bir istasyon hedefimiz var. Şimdilik toplamda 20 kamera ile gözlem yapılıyor. Ekibimizde Prof. Dr. Ethem Derman da yer almakta. Tübitak oldukça destek veriyor bu projeye. 2012 yilinda basladi ve 360 bin TL’lik bir proje şimdilik. Japonya’da kurulan takip sistemi ile aynı, onlarla temas halinde kurduk.

Japonya’nın ise 283 kamerası var. Onların şanssızlığı, muz gibi ince bir alanda olmaları. Türkiye’de ise oldukça geniş bir alan var. İzmir’den Antalya’ya giren bir meteoru mesela her istasyon farklı açıdan ve şiddetten görebilcek, yöre halkına nereden geldi saat kaçta gördün diye sormaya ve yönünü tahmin etmeye gerek kalmayacak, kameralardan belli olacak.

Meteoritlere adı nasıl veriliyor?

Ozan – Resmi kayıtlı bir tür olması için başvuru yapıyorsunuz. Uluslararası Astronomi birliğinde jeoloji ve gezegen bilimleri toplulugu var. Resmi tür olup olmayacağına bunlar onay veriyorlar. Siz analizleri yapıp başvurduktan sonra adını koyuyorlar. Resmi adı Sarıçiçek meteoritleri oldu. Meteorit düştüğü yerin adını alır diye bir kanı var fakat pek doğru değil. Düştüğü yerin adını ancak orada postane varsa alır. Bunu da olay sırasında ögrendik. Mesela nereye duştü, Veznecilere, (İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik Bölümünün olduğu yer) Veznecilerde postane var mı ona bakılıyor, varsa tamam. Resmi işlemler için postane koşulu. Uluslararası komite sarıçiçek mi bingöl mü olsun diye sordu, Bingölde postane var tabi ama Sariçiçekte yokmuş. Neyse ki bize bıraktılar seçimi ve adını Sarıçiçek koyduk.

Hocam son olarak, bu meteoriti merak eden ve görmek isteyen insanlar var. Sergilendiği veya sergilenmesi düşünülen bir yer var mı?

Ozan – Bir müzede sergilenmesi için 20gr’in üstünde olması koşulu ve resmi bir kurum tarafindan onaylanması koşulu var. 27,46gr’lık bir örnek Sarıçiçek meteoriti olarak Istanbul Üniversitesi Jeoloji Müzesi‘nde orjinal örnek tür olarak sergilenecek. 4 Vesta asteroidini temsil edecek. Şimdi bir stand hazırlamaya calışıyoruz, yakında koyulacak.

Ersin – Müzenin de 100.yılı bu arada. 3800 civari fosil var, ziyaretçilere açık, merak eden herkes gidip görebilir.

Röportaj için teşekkür ederim hocam.

Bende teşekkür ederim, gelişmeler için turk-met.net sitesini takip edebilir meraklılar, oradan paylaşiyoruz bilgileri

Söyleşi: Taylan Kasar

Doç. Dr. Ozan Ünsalan röportajında sarıçiçek meteoritlerini anlattı, Doç. Dr. Ozan Ünsalan röportajında sarıçiçek meteoritlerini anlattı

Yorum Yaz