Menü İcon

Deniz Ülke Arıboğan: ''Sürekli çocuklarıyla beraber olmak kimseyi daha iyi anne yapmaz.''

Deniz Ülke Arıboğan: ''Sürekli çocuklarıyla beraber olmak kimseyi daha iyi anne yapmaz.''

Oğlunuzu ilk kucağınıza verdikleri anda neler hissettiniz, nasıl yaşadınız o ilk günleri?

- Aslında oğlum doğduğunda çok anlamamıştım annelikten. Normal doğum yapmama rağmen ağır dikişlerim, ağrılarım vardı, 15 günde 15 kilo verdim. Lohusa depresyonunu da yaşadım. Sütüm gelmedi, mama vermek durumda kaldım. Dolayısıyla bunca olumsuzluk arasında çok anlamadım annelikten. Annem ilk günlerde yanımdaydı ve yardımcı oldu. Kırkıncı günden sonra gitti ve ben o zaman oğlumla baş başa kalınca anlamaya başladım anneliği, onun altını değiştirmek, ilgilenmek hoşuma gitti. Tabii ki büyük bir aşk başlamıştı oğluma karşı. Daha önce kimseye karşı hissetmediğim bir aşk. Ben eşim Lutfi ile genç yaşlardan beri birlikteyim ve muhabbetli bir ilişkimiz vardır, 30. yılımızı kutladık geçenlerde çok şükür. O dâhil kimseye hissetmediğim ve hissedemeyeceğim şeyler hissettim oğluma.

Aradan geçen 29 yıl ‘anneliğe’ bakış açınızı nasıl değiştirdi?

- Tabii bir bebeğin annesi olmak ve bir yetişkinin annesi olmak farklı şeyleri getiriyor beraberinde. Bebekken annesiyle simbiyotik bir ilişki gibiyken büyüdükçe bireysellik kazanmaya başlıyor çocuk. Okula başlıyor örneğin, arkadaş ediniyor. O bağımsızlık kazandıkça siz de buna uyum sağlıyorsunuz. Bir yetişkin olduğunda artık ayrı evde yaşıyor. Yetişkin biri olduğu için bunun gerekli olduğu da biliniyor belki çok istenmiyor (anne tarafından) ama şartlar ona da alıştırıyor. Dolayısıyla her evresinde farklılıkla var aslında. Şimdilerde pazar günleri, gelmeden önce yapmamı istediği yemekleri söyler oğlum ya da beni yemeğe çıkarır ve her şeyden konuşuruz. Çocuklar büyüdükçe, büyükler çocuk; çocuklar büyük gibi oluyor. Kıyamayan, zarar gelmesin diye gözlerinizin içine bakan onlar oluyor.

,

Yorum Yaz