Menü İcon

Defne Suman: ''Bu şehirde bir zamanlar başka bir dünya varmış, ben sonuna yetiştim''

Defne Suman: ''Bu şehirde bir zamanlar başka bir dünya varmış, ben sonuna yetiştim''

Başınız sağ olsun, çok üzüldüm.

-Teşekkür ederim. Ve bu, 2012’de oldu, henüz yeni. Bu ani ve şiddetli kaybın üzerimdeki etkisini henüz tastamam hissedemiyorum. Bu kitapta da sanırım babamı kaybettiğimi kabullenip acısıyla yüzleşmeye başladım. Bir nevi hesaplaşmaya giriştim.

Sosyoloji okumuş biri olarak, Türkiye’deki baba-kız ilişkilerini nasıl yorumlarsınız?

-Doğrusu bu çok iyi bildiğim bir konu değil. Ve bilmememin nedeni de kendi babamla ilişkimin kopuk olmasıydı. Ben baba denen varlığı da baba-kız arasındaki bağı da çok iyi anlayamadım. Dediğim gibi baba olgusunun yüreğimde ve zihnimde yer edeceği yaşlarımda biz annemle evde yalnızdık. Daha sonra, ilk gençliğimde babamı yeni bir dostu tanır gibi tanıdım ve çok sevdim ama hâlâ “Babama aşığım” diyenler, bana inanılmaz sahte geliyor. Sahte değiller elbette, muhakkak içten bir sevgi duyuyorlar. Benim zihnimdeyse o bağın bulunması gereken oda boş, o yüzden kızların bu baba aşkını kavrayamıyorum. Ama bir sosyolog olarak şunu biliyorum: Eğer ki kadın o bağı içinde iyileştirilemezse, gerçek hayatta veya zihinde o eksiklik diğer bütün erkeklerle ilişkisini etkiliyor, o yarayı herkese taşıyor. Romandaki karakterimiz Melike’nin yaptığı tam da bu aslında. Bir de kız evlatların kendilerini babalarından özgürleştirmeleri gerektiğine inanıyorum. Seçimlerini yaparken babanın onayını beklemekten de, eşlerinde babayı aramayı bırakıp, sağlam bireyler olarak ayakta durmalarını savunuyorum.

,

Yorum Yaz