Menü İcon

Defne Suman: ''Bu şehirde bir zamanlar başka bir dünya varmış, ben sonuna yetiştim''

Defne Suman: ''Bu şehirde bir zamanlar başka bir dünya varmış, ben sonuna yetiştim''

Siz kendi sırrınızı bulabildiniz mi?

-Henüz değil ama aklımın bir köşesinde duruyor, bir ara Malatya’ya gidip araştırmak istiyorum. Oradan da bir kitap çıkar belki.

Melike’nin hikâyesi nasıl canlandı zihninizde?

-Melike’yle ilişkim neredeyse ruh çağırma seansı gibi bir şeydi. Ben genelde yeni bir hikâyeye başlayacağım zaman tek bir imgeden yola çıkıyorum. Hayalimde uyanan bir resmin üzerinden gidiyorum; sonradan o resmi kullandığım da oluyor, unuttuğum da. ‘Yaz Sıcağı’nın ilk yazma anında da öyle oldu: Sabahın alacasında sokakta yürüyen bir kadın gördüm, peşinden küçük bir bavul sürüklüyordu. Uzaktan bir vapur düdüğü duyuldu.  Kadının ilk vapura yetişmek üzere Büyükada’daki evini terk ettiğini anladım. 

Bu sefer de Rumları anlatan bir hikâye yazdınız. Bunda eşinizin Yunan olmasının etkisi var mıdır?

-Herhalde vardır. Öte yandan Türkiyeli Rumlara merakım çocukluğuma uzanır. Ben Büyükada’da büyüdüm ve Büyükada’da 1970’lerin sonunu hatırlayacak bir yaştayım. O zamanlar Kıbrıs olaylarına rağmen hâlâ Büyükada’da bir Rum nüfusu vardı. Onlara dair her şey çok ilgimi çekerdi. İskelede kahvede oturan ufak tefek yaşlı kadınların kendi aralarında konuştukları dilleri, isimleri, okulları, adanın tepesindeki terk edilmiş yetimhaneleri. Çocuk aklımla şunu hissederdim: Bu şehirde bir zamanlar başka bir dünya varmış, ben sonuna yetiştim. Çünkü tüm Rumlar yaşlıydı. Yaşıtım Rum arkadaşım yoktu mesela. Gençler çoktan Atina’ya göçmüştü. Sonuna yetiştiğim o kozmopolit şehirde yaşam nasıldı acaba diye merak ederdim, Rumların hayatı nasıldır, bir günü nasıl geçirirler, neye gülerler, neye üzülürler... Bence benim Yunan bir koca bulmamım sebebi de bu merakımdı. 

,

Yorum Yaz