Menü İcon

Dedemin Fişi filminin oyuncularından samimi bir röportaj: Birbirimizi gömerek mizah yapıyoruz

Güldür Güldür ekibi malum güldürmesiyle namlı. Bu ekip şimdi Dedemin Fişi filmiyle sinema seyircisini güldürmenin peşinde.

Röportaj Gazetesi

Dedemin Fişi filminin oyuncularından samimi bir röportaj: Birbirimizi gömerek mizah yapıyoruz

Ekibin dokuz erkeğiyle bir araya geldik. Malzeme vereni asla affetmeyen espriyle terbiye etmeye çalışan bir halleri var. Alper Kul "Biz birbirimizi gömerek mizah yapıyoruz" diyor. Altı yıllık bir sürecin sonunda bu günlere geldiklerine inanamıyorlar

Güldür Güldür , adıyla bile iddialı bir ekip. Bir tiyatro sahnesinde kimi zaman sıradan hallerimizden, kimi zaman kolektif hafızamızdaki beklentilerimizden, bazen toplumsal reflekslerimizden dem vurup skeçleriyle beyazcamda epeydir yüzümüzü güldürüyorlar. Şimdi ilk sinema filmleri Dedemin Fişi'yle başka bir kulvarda, beyazperdede karşımızdalar. Yine güldürmek için... Yılmaz Erdoğan'ın hikayesini yazdığı Meltem Bozoklu'nun yönettiği film, ekibin TV'deki skeçleri gibi bir aile komedisi. Beyin ölümü gerçekleşmiş babalarının yaşayıp yaşamamasına karar vermek için bir araya gelen kardeşlerin hikayesi anlatılıyor. Lakin miras meselesi işin içine girince hepsinin başı dönüyor ve olaylar gelişiyor. Sinema maceralarının başında Güldür Güldür ekibiyle bir araya gelelim deyince acaba sadece erkeklerle mi konuşsak fikri çıktı. Kabul etmeliyim fikri ilk duyduğumda cazip gelmişti. Ama sonra kafamda acabalar oluşmaya başladı. Dokuz erkek! Ama sözleşmiştik ve sadece buluşma tarihi ve mekanı ayarlanacaktı. Yani geri dönüşü yoktu bu işin. Buluşma mekanının Güldür Güldür Show'un çekildiği Beşiktaş Kültür Merkezi (BKM) olduğunu öğrenince şöyle bir durup düşünmedim değil. Dokuz erkekle söyleşi yapma fikri zaten yeterince insanı geriyordu. Üstüne üstlük bir de deplasmana gidilecekti. Gerçekçi olmalıyım diye geçirdim içimden. Galibiyeti ya da beraberliği düşünmedim. Fark yememekti hedefim. Düşünün dokuz erkek bir araya gelecek, hepsi doğaçlama konusunda rüştünü ispatlamış, mizahi zekaları keskin insanlar. Söyleşide kontrolü kaybetmemek işten bile değil. Tek silahım vardı: Sorular. Onlar film üzerine soru sormamı bekleyecekti bense başka türlü, ne alaka diyecekleri sorular sorup onları şaşırtmayı düşündüm. Gol atamayacağım ortadaydı bari çalışmadıkları yerden sorarsam gol atmalarını engelleyebilirim dedim kendi kendime. BKM'ye onlardan önce adımımı attım. Her gelenle tek tek muhabbet edip adeta ikili markaja aldım. Ekibin ağır abisi kim, en çok kimin üzerine gidiliyor, kim ciddi takılıyor, kim ortamı yumuşatıyor? Yani görev dağılımını anlamaya çalıştım. Ama bu çabam nafileymiş. Onlar düşündüğüm gibi bir ekip değildi. Hiyerarşi falan yok. Gayet demokratik bir ekip. Herkes birbirine saygılı, birbirlerini seviyor. Ama söz konusu şaka ya da espri yapmak olunca kim malzeme verirse anında bitiriyorlar işini. Sonra gelsin bol bol toplu kahkahalar... Söyleşiye başlamadan önce "Konuşan ismini de söylerse deşifreyi yaparken çok faydalı olur, karışıklığın önüne geçeriz" ricasında bulundum. "Hay hay" dediler. Ama aslında onlara sıkı bir espri malzemesi verdiğimi söyleşi sırasında anladım. Söze kim girdiyse konuşmasının sonunda ismi ve soyisminin baş harfini söyleyip anons geçti adeta. (Ne demek istediğimi birazdan anlayacaksınız.)

Kim gerçek hayatta dedesinin fişini çekmek ister ki?

Onur Atilla: Hayda, bu kadar sert soruyla röportaja mı başlanır?

Alper Kul: Bence sen çekersin.

Onur Atilla: Allah korusun kimsenin başına böyle bir şey gelmesin. Ama eğer acı çekiyorsa ve umut yoksa fişi çekerim.

Ali Sunal: Sana mı bırakırlar o kararı. Bu işler o kadar kolay mı?

Onur Atilla: Hayır şimdi niye itiraz ediyorsunuz arkadaşlar, soruldu cevap veriyorum... Hadi sıra sizde buyurun cevabınızı verin. Ama önce adınızı söyleyin. OA konuştu.

Evet sırayla alayım cevapları...

Erdem Yener: Çıkmadık candan umut kesilmez. Ben şahsen cesaret edemem böyle bir şeye. EY konuştu.

Uğur Bilgin: Ben de çekmem.

Alper Kul: Allah çektirmesin efendim. AK konuştu.

Özgün Aydın: Ben Burak Topaloğlu, kesin çekerim.

Onur Atilla: Özgür Aydın konuştu ama Burak ayağına yatıyor. İtirazım var!

Burak Topaloğlu: Ben gerçek Burak Topaloğlu. Benim iki dedem de hayatta değil. Fiş olsa yeniden takarım vallahi.

Onur Atilla: Hani Titanic sonrası şehir efsanesi vardı, ikinci film çekilecek diye. Leonardo DiCaprio buz kalıbı olarak geri dönecek denirdi. Evet beyler ikinci filmimiz ortaya çıktı. Adı da Dedemin Fişi: Çekilirse Geri Takarız! (Hep bir ağızdan gülüyorlar). OA söyleşiye ısındı!

Onur Buldu: Çekilmez ya kim çekebilir?

Ali Sunal: Çekerim diyor Onur Atilla.

Onur Atilla: Yani ben çekmem ama çekin derim. Odanın dışında beklerim.

Aziz Aslan: Fişi çekmeyi bırakın şalteri indiririm. AA konuştu.

Sizinle baş etmek zor olacak ama yumuşak bir soru ile devam edelim. Dedenizden miras kalsa hoşunuza gider miydi?

Onur Buldu: Benim kamyonun arkasında şöyle yazıyor: Miras değil alın teri. Miras neymiş, hazır para. Olsa da yesek!

Onur Atilla: Bırakabileceğiniz bir mirasınız varsa iyi bir şey.

Alper Kul: Bizde miras yok.

Özgür Aydın: Sadece maddi olarak düşünmeyin mirası. Manevi miras da kalabilir. Mesela erdem gibi... ÖA konuştu.

Onur Buldu: Sana niye erdem diye bir şey bırakmadılar. OB, laf soktu!

Özgür Aydın: Onu dedeme sormak lazım, belki erken fişini çektiler.

Uğur Bilgin: Geleneği sahiplenmek güzel bir şeydir. Ailenizden size birtakım değerler kalır. Onları gelecek kuşaklara aktarmak gerekmez mi? Bizim oralarda öyledir.

Sizin oralar neresi?

Uğur Bilgin: Karadeniz.

Ali Sunal: (Uğur Bilgin'in burnunu kastederek) Belli olmuyor mu?

Emin olmak istedim.

Onur Buldu: Benden bizim oralar belli olmaz

BİZ MÜNİR ÖZKUL'CUYUZ

Dedeler, babalar aile meselesine girince sorayım, baba figürü olarak düşünüldüğünde Münir Özkul'cu musunuz yoksa Hulusi Kentmen'ci mi

Onur Buldu: Münir Özkul. Net... Çünkü baba gibi babadır.

Alper Kul: İkisi de çok babacan ve çocuğunun iyiliği için fedakarlıklar yapan karakterleri canlandırdı. Fakat bizim topluma makul gelen Münir Özkul babalığıdır. Münir Özkul'un baba karakterleri daha gerçektir. Fakir ama dik duruşlu babalardır... Daha çok empati kurabiliyorsunuz onun karakterleri ile. AK analiz yaptı.

Özgür Aydın: Ben küçükken Adile Naşit masal anlatırmış TV'de ben de dinlermişim. Ben hatırlamıyorum, annem söylerdi. Münir Özkul onun kocası olduğu için ben de Münir Özkul diyorum.

Ali Sunal: Canım kardeşim sen kaç yaşındasın? Onlar evli değildi.

Özgür Aydın: Evet, ben de onu diyorum zaten hatırlamıyorum!

Onur Atilla: Hulusi Kentmen babacan rollerin adamıdır. Biraz kodamandır. Münir Özkul öyle mi? Bir kere Adile Naşit ile evli, öyle değil mi Özgürcüğüm. Ayrıca o Yaşar Usta, Mahmut Hoca'dır...

Erdem Yener: İki farklı öğretinin insanları onlar. Hulusi Kentmen fakirlikten gelmiş bir zengin babadır. İktisatlı olmayı öğretir. Bunun için onun evinde yaşarsanız, onun koyduğu kuralları uygulamanızı ister. Ama Münir Özkul zengin değildir, evine gitseniz "Ne yapalım sofraya bir tabak daha koyalım" der. Size kurallar koymaz. Biz Münir Özkul'un babalığını daha sıcak daha romantik buluyoruz galiba bunun için Münir Özkul'cuyuz.

Onur Atilla: Bir de Münir Özkul kendi sesiyle oynamış bir aktör. Bu da önemli. Sahnede izleyemedik ama orada da efsaneymiş. Galiba bu ekip Münir Özkul'cu. Ama Vahi Öz mü, Münir Özkul mu deseydiniz, Vahi Öz derdim. O da benim idolüm.

Onur Buldu: Bu ekip Münir Özkul'cu.

O zaman onları tanıyan Ali Sunal'dan son kararı alalım.

Ali Sunal: Münir Özkul diyeceğim. Babamla bir geçmişleri var. Çok yakınlar. Ayrıca ben birlikte oynama şerefine nail oldum (Bu arada birisi "Aaaa" diyerek şaşırdı. Ama kim olduğunu bulamadık. Çünkü ismini belirtmedi.) Çok seviyorum ve idolümüz, kahramanımız bizim.

BİRAZ GRİ OLSAK KEŞKE!

Yıllardır birliktesiniz. Birbirinize tahammül seviyeniz azaldı mı, değiştirmek istediğiniz huyunuz var mı? Çünkü aranızda biraz gerilim hissediyorum.

Alper Kul: Çoğu zaman biz mizahı birbirimizi gömerek yakalıyoruz sahnede. Bunu yapmak için çok iyi dost olmak, bundan alınmayacak kadar birbirinizi yakından tanımak gerekiyor. Bu bir gerçek, birbirinizi gömerseniz çok kuvvetli mizah çıkar. İnsanlar izlerken yanlış anlayabilir ama bilinsin ki bunlar bizde alınganlık yaratmıyor ve biz birbirimizi gömmeye devam edeceğiz.

Özgür Aydın: Belki vardır beğenmediğimiz huylarımız ama beraber mizah yapmaya çalışan bir ekibiz. Farklılıklarımız var, onları anlamaya çalışıyoruz. Böylesi daha iyi.

Onur Buldu: Üç yıldır anlamaya çalıştığım ama hâlâ anlayamadığım arkadaşlar var (Gülüyor). Kim şu masadan kalksın hemen onunla ilgili şakalar gelir arka arkaya. Gömülür yani. Onun için kimse masadan kalkmıyor sabahtan beri. Ama keşke Burak daha hızlı olsaydı. Çok yavaş be abi.

Uğur Bilgin: Evet ben de Burak'ın gülüşünü değiştirmek isterdim.

Alper Kul: Bir dakika arkadaşlar herkes sizin istediğiniz gibi olsa çok renksiz, gri bir topluluk olurduk.

Uğur Bilgin: Ama ben o griliği istiyorum. O griliği bir görelim artık. Beğenmezsek tekrardan renkliliğe döneriz. (Toplu kahkaha atılıyor.)

Ali Sunal: Şimdi gökkuşağı gibiyiz.

Onur Atilla: Her fizikten, bölgeden, kültürden insan var aramızda.

Onur Buldu: Mesela ben Güneydoğu'yu temsil ediyorum, İç Anadolu'ya göz kırpıyorum.

Alper Kul: Hedef kitlesi genç kızlar olan da var, 40 yaş üstü kadınların sevdiği erkek arkadaşlarımız da.

Aziz Aslan: Maalasef aramızda hiçbir kadına hitap etmeyen de var. AA konuştu.

Onur Atilla: Aziz Aslan kendini gömdü. İnsanın kendini bilmesi kadar güzel bir şey yok.

Onur Buldu: Evet bazen kendi kendimizi de gömebiliyoruz Aziz Aslan olayında görüldüğü gibi. Biz böyleyiz işte. Yanlış anlaşılmasın!

Erkekler olarak bir araya gelince hep böyle curcuna oluyor, renkliliğinizi ortaya koyuyor musunuz?

Ali Sunal: Aslında biz kızlı erkekli bir grubuz. O kadar erkek ağırlıklı buluşmalar olmuyor. Olmasın da! Bizim gruptan çok testosteron kokusu çıkmıyor. -

Onur Atilla: Biz onu parfümle bastırıyoruz.

Burak Topaloğlu: Ama bizim yönetmenimiz, yapımcımız, reji ekibi hep kadın.

SEN DAYAK YİYEBİLİRSİN

Onlar burnunuzu sürtüyor mu?

Uğur Bilgin: Burun mu dediniz! O zaman ben cevap vereyim, dövüyorlar abi. Hem de nasıl! (Toplu bir kahkaha.)

Özgür Aydın: Kırbaçla şak şak diye vuruyorlar. (Gülüyor.)

Onur Atilla: Bence çok iyi bu.

Özgür Aydın: Dayak yememiz mi?

Onur Atilla: Hayır ya! Ama sen yiyebilirsin! Düşünsenize kadının olmadığı ortamda muhabbet hemen kötüleşir, bayağılaşır. Ama ortamda bir kadın varsa erkekler kendine bir çeki düzen verir. Çünkü karşı cins olunca hemen güzel konuşmaya, güzel davranmaya çalışırsın.

Özgür Aydın: Bir de Adile Naşit'ten dolayı dermişim. ÖA konuştu. Bu arada bazıları konuşurken ismini söylemiyor hatırlatırım.

DÜNYA TARİHİNİ ERKEKLER YAZIYOR

Yaptığınız işlerde erkek baskınlığı olduğunu düşünüyor musunuz?

Onur Buldu: Güldür Güldür programında hikayeler gereği erkek rollerin baskın olduğu için böyle bir algı olmuş olabilir. Yazar ekibinde sadece bir kadın var.

O zaman da erkek hikayeleri öne çıkıyor. OB konuştu, konuşmaz olaydı.

Onur Atilla: Ahkam kesmek gibi olmasın ama işin tarihsel serüveni de böyle. Maalesef sahne işlerinde, eserlerde erkek bir adım önde gibi, kadın ona yardım eden pozisyonda. 18. yüzyıla kadar İngiltere'de bile kadınlar sahneye çıkmaz, kadın rollerini erkekler oynarmış. Bizde mesela bir kadın erkek kılığına girince hemen gülünür. Erkek kadın kılığına girince o kadar komik gelmiyor.

Alper Kul: Hiçbir mesleği kadınlar yönetmiyor. Dünya tarihini erkekler yazıyor, ekonomiyi erkekler yönetiyor. Siyasetçiler erkek. Ben bunun doğru olduğunu söylemiyorum ve bu durumu savunmuyorum yanlış anlaşılmasın. Ama maalesef bir eşitlik yok. Bu tuhaf durum bizim sektörde de kendini gösteriyor.

Onur Buldu: O zaman hep beraber: Venceremos venceremos, kıralım zincirlerimizi. OB bu sefer marş söyledi.

BUGÜNLERE GELECEĞİMİZİ HAYAL ETMİYORDUK

Altı yıl önce başlarken bugünlere geleceğinizi tahmin ediyor muydunuz?

Alper Kul: Ben kendi adıma bu kadar uzun süre devam edeceğini düşünmüyordum. Her hafta beş skeçten oluşan bir oyun çıkarıyoruz. Zaten biz, bir tiyatro kumpanyası her hafta bir oyun çıkarabilir mi diye yola çıktık. İlginç bir iddia idi bu. Yapılabiliyormuş onu gördük. Buradaki cengaver ekip bunu başarıyor. Baktığınız zaman herhangi bir bölümü, tiyatro oyunu olarak bir sezon oynayabiliriz. Ali (Sunal) zile bastığı andan itibaren yazılı bir metin üzerinden hareket etmiyoruz. Doğaçlama gelişiyor her şey. İşin kıymetli olan yönü de bu. Biz Beşer Beşer olarak başladık, sonra İnsanlar Alemi oldu, şimdi Güldür Güldür olarak devam ediyoruz.

Onur Buldu: Çok direkten de döndü. OB, AK'ye pas attı.

Alper Kul: Evet, mesela Beşer Beşer, İnsanlar Yaşadıkça yayından kaldırıldı. Güldür Güldür BKM oldu. En sonunda Necati Akpınar'ın ince ayarlarıyla bu günlere geldik. Tabii ekibin işe sahip çıkması yapımcımızın arkamızda durmasıdır esas mesele. AK konuştu, ciddi konuştu hem de.

Ali Sunal: Ben öngörüyordum. Hayalimiz buydu. Hep beraber bu işe baş koyduk. Şimdi de keyfini sürüyoruz.

Onur Atilla: İlk olarak iki, üç kişi yola çıktı. Şimdi 100 kişi bu işten ekmek yiyor. Evlendik barklandık, ev aldık, araba aldık. Hem de sevdiğimiz bir işi yapıyoruz. Allah razı olsun! Herkese de nasip etsin.

Onur Buldu: Çok kolay izlenen, insanların takip etmekte zorlanmadığı bir formatı var. İnsanlar da seviyor...

Onur Atilla: Yemek yerken, insanlar sohbet ederken fondaki bir ses, renk oluyoruz çoğu zaman.

WHATSAPP GRUBUNDA GIYBET VAR

Turneler, her gün birlikte bir şeyler yapmak, sıkılmadınız mı birbirinizden?

Onur Buldu: Evet, biraz ayrı vakit geçirsek fena olmaz. Sıkılmadık mı birbirimizden?

Aziz Aslan: Ailemizden fazla birbirimizi görüyoruz ya. .

Özgür Aydın: Yani arada bir ayrılıyoruz. Zaten birbirimizden ayrılıp başka ortamlarda bulunduğumuz zaman oralardan aldığımız malzemeleri yine buraya getiriyor ve değerlendiriyoruz.

Onur Buldu: Mesela geçen gün ben dışarıdan bir tip getirdim. Çok beğenildi. Ayrıca ayrı kalsak ne olacak Whatsapp var artık. Yani yine ayrı kalamıyoruz.

Kaç tane Whatsapp grubunuz var?

Onur Buldu: İki tane.

Erdem Yener: Sadece Türkiye'nin değil dünya magazin basınının hayallerini süsleyecek bir grubumuz var. EY konuştu.

Onur Atilla: Oradaki fotoğraflar, ses kayıtları, videolar herkesi yıllarca ihya eder.

Alper Kul: Kızların ayrı grubu var. Ne gıybet dönüyor orada. Ana grupta birse orada bin!

Onur Atilla: Aaa farkında mısınız erkeklerin ayrı grubu yok? Durun ben hemen kuruyorum. Ama baştan söyleyeyim ben gruplardan ayrılamıyorum. Mesela sadece benim kaldığım gruplar var. Herkes ayrılıyor ben kalıyorum.

Alper Kul: Neden?

Onur Atilla: Çok duygusalım. Ne yapayım! OA itirafta bulundu.

MİRAS KOMEDİSİNİN İLK ÖRNEĞİ!

(Alper Kul'un ama hiç filmden konuşmadık serzenişi üzerine) Tamam herkes bir şeyler söylesin o zaman film üzerine.

Erdem Yener: Ne konuşacağını bilemeyen oyuncunun söyleşi sırasında künyeden başlaması durumuna çok uygun bir örnekle başlayayım konuşmaya. Hikaye Yılmaz Erdoğan'a ait. Yönetmeniz de Güldür Güldür'ün yönetmeni Meltem Bozoklu. Hikaye Malatya'da geçiyor. Ama biz filmi Mudurnu'da altı haftada çektik. Çekimler sırasında nasıl bir ekip olduğumuzu gördüm. Birbirimize sırtımızı çok iyi dayayan bir ekip olmuşuz.

Onur Atilla: Güldür Güldür ekibinin ekibin başka başka filmlerinin ortaya çıkmasına vesile olacak tatlışlıkta bir film (Aradan bir ses: Tatlışlık ne abi). Sinemada önümüzü açacak bir yapım. Adile Naşit ve Münir Özkul'a selam ederim!

Ali Sunal: Ailecek gidilecek bir sömestr filmi. Güzel bir miras komedisi.

Alper Kul: Miras komedisinin ilk örneği olabilir mi?

Ali Sunal: Miras meselesini bir komediye çeviren güzel bir film diyeyim o zaman.

Onur Buldu: Bana rol olarak çok iyi bir şans verildi. Ben de elimden geleni yaptım. Hani Münir Özkul, Adile Naşit'ten bahsettik ya... Dedemin Fişi'nin de onların oynadığı filmlerle akrabalığı var. O filmlerde de aile fertleri tartışırlar ama zor günde birlik olurlar, bizim filmin hikayesi de biraz öyle...

Alper Kul: Bir aile filmi.

Erdem Yener: Bir de şunu belirteyim. Bu Güldür Güldür filmi değil.Güldür Güldür ekibinin bir filmi.

Burak Topaloğlu: Filmde beni sarı saçlı görünce insanlar şaşırabilir. Ben de çekimler sırasında sarı saçlı halimi görünce çok şaşırmıştım. BT dikkat çekti!

MARLON BRANDO BİZİ BİTİRDİ

Güldür Güldür'ü hayata geçirmenin dışında paylaşımlarınız nasıl, sevdiğiniz şeyleri birbirinizle paylaşır mısınız?

Onur Atilla: Paylaşmaz olur muyuz! Mesela izlediğimiz filmleri birbirimizle paylaşırız. En son Dinle Beni Marlon belgeseli dönüyor aramızda.

Erdem Yener: Marlon Brando'nun belgeselinin adı neydi? Çok iyi bir film.

Onur Atilla: Söyledim ya Dinle Beni Marlon. EY, OA'yı dinlemiyor, kayıtlara geçşin lütfen. İzledikten sonra yarım saat durup dışarı baktım. Bence her oyuncu izlemeli. Hem de not ala ala.

Atilla Kul: Evet, kendi sesiyle anlatıyor. Kayıt almış yaşarken.

Onur Buldu: Abi şu kayıt cihazını alalım biz. Bir gün belgesel için lazım olabilir!

Ali Sunal: Başlarda çekimler bitince BKM'de kalıp korku filmi izliyorduk. Ama artık yapmıyoruz. Zaten toplu halde hareket etmek zor. Birlikte bir oyuna gittiğimizi düşünsenize.

Söyleşi: Olkan Özyurt

Dedemin Fişi filminin oyuncularından samimi bir röportaj: Birbirimizi gömerek mizah yapıyoruz, Dedemin Fişi filminin oyuncularından samimi bir röportaj: Birbirimizi gömerek mizah yapıyoruz

Yorum Yaz