Menü İcon

David Beckham'ın şaşkın spor muhabiri Emek Ege'nin anıları

NTV Spor programcısı, bu günlere gelebilmek için bir çok zorluklardan geçti. Emek Ege özellikle, Fernando Torres’e tercümanlık yaptırmak, Mario Jardel’i kovalamak ve David Beckham’ın şaşkın bakışlarının hedefi olmak zorunda kaldı.

Röportaj Gazetesi

David Beckham'ın şaşkın spor muhabiri Emek Ege'nin anıları

“2006 Dünya Kupası için Okay Karacan’la Frankfurt’tayız, İngiltere ile İsveç oynuyor. Canlı yayın aracımız için yer kiralamayı unutmuşuz. Türküz ya, arabayı bir şekilde sokacağız! Gözüme arka tarafta bir kapı kestirdim. Şoför İsmet abiye yolu tarif ederken bir anda ana yola çıkmak zorunda kaldık. 100 kilometre hızla gidiyoruz, aracın kızaklı arka kapısını tutuyorum, sörf yapıyor gibiyim! Kafamı bir kaldırdım, David Beckham’la yüz yüzeyim! ‘Bu ne yapıyor?’ diye bana bakıyor. Meğer İngiltere’nin konvoyuna denk gelmişiz! İçeri onlarla girip sonra kovulduk!”

***

“2006 Dünya Kupası’nda Brezilya Milli Takımı’nın basın toplantısı var. Hayatımda bu kadar kamerayı bir arada görmemiştim. Baktım Ronaldinho geliyor. Herkes seslenmeye başladı ama kimseye durmadı. Ben de nasıl olsa durmaz diye bir cesaret elimi uzattım. Durdu! Bekliyor öyle. Mikrofonu tuttum. Onda İngilizce, bende Portekizce yok! Öyle bakışıyoruz. Alttan bir Meksika radyosu muhabiri mikrofon uzatıp soru sordu ama kadrajda onun mikrofonu görünmüyor. Ronaldinho başladı anlatmaya. Brezilya’daki politik durumdan mı bahsediyor, Meksika’yla ilişkilerinden mi, Brezilya’daki kahve fiyatlarından mı hiç fikrim yok! 5 dakika falan anlattı, hoşuma gitti ama içeriği bilmiyorum. Kanalı arayıp ‘Ronaldinho’yla özel röportaj yaptım ama ne anlattı bilmiyorum’ dedim. ‘Sen yolla, biz onu çeviririz’ dediler. Maçla ilgili konuşmuş. Hayatımda yaptığım en kolay röportajdı, soru bile sormamıştım!”

emekevangelis-1024x683

***

“2010 Dünya Kupası’nda gazeteci arkadaşlarımla bir ev kiraladık ama evde oda ve yatak sayısı sınırlı. İki kişinin tek yatakta yatması lazım. O da genelde ben oldum, 15 gün Senad Ok’la aynı yatakta yattık! Oradayken Fenerbahçe’nin Miroslav Stoch’u transfer edeceği haberi geldi. Ben ayrı yerden öğrenmişim, Senad ayrı yerden. Sabah uyandık, o ‘Antrenmana gidiyorum’ dedi, ben de ‘Patrick Viera bir yere katılıyormuş, oraya gidiyorum’ dedim. Slovakya antrenmanına bir gittim yüz yüzeyiz! Gece aynı yatakta yatsan da, can ciğer arkadaş olsan da iş başka!”

***

“Ariel Ortega’yı Türkiye’ye getiren Celalettin Bilgiç ziyaretimize gelmişti. Telefonu çaldı, Ortega arıyor! ‘Maslak’ta arkadaşlarımın yanına geldim, sen de gel’ dedi. Biz yine de ihtimal vermezken Ortega da gelmesin mi! Spor servisinin önünde kuyruk oluştu. Fotoğraf çektirmek için insan kaynaklarından, muhasebeden bile gelmişler! Ortega daha Fenerbahçe televizyonuna, dergisine bile röportaj vermemişti. Şans ayağıma kadar geldi! Röportajı yaptık ama kulüp yayınlatmamak için baskı yapıyor. Ortega ‘Tabii ki buradayım, kontratımın sonuna kadar kalacağım’ dedi, yayınladık. Sonrasını biliyoruz zaten. Bir milli maç için Amsterdam’a gidip, dönmemek için her türlü numarayı çekmişti!”

PA-2653931-1_rt-842x1024

***

“Euro 2008’de Türkiye-Almanya maçı var, ben İspanya-Rusya maçını takip ediyorum. Maçtan önceki gün basın toplantısı için 150-200 kamera var ama özel röportaj yasak. Yasağı dinlemeyip futbolcuların bize 10 dakika mesafedeki bölümüne yürüdüm. O sıralar Güiza ve Aragones’in Fenerbahçe’ye transferi söz konusu. Fernando Torres ve Güiza’yı yakaladım. Güiza’ya Fenerbahçe’yi sordum, ‘No English!’ dedi. Torres’ten yardım istedim. Ben soruyorum, Torres İspanyolcaya çeviriyor! İçerik ‘Şu an konuşamam, teklif var ama turnuvadayız’dan ibaret ama Torres tercümanlığımı yapıyor, dahası var mı! Sonra bizim maç başladı. Xavi, Cazorla, Casillas geldi, maçı izliyorlar. Bizimkiler gol attı, İspanyollar sevindi. Sonra Aragones geldi, Fenerbahçe’yi sorunca tersledi. Türkiye, Almanya’yı eleyebilseydi İspanyolların finalde bizi istemesiyle ilgili görüntü dünya üzerinde sadece bende vardı. Dünyayı atlatmak için yaptığım tek şey üşenmeyip yürümekti!”

jardel-803x1024

***

“2010 Dünya Kupası’nda çift kişilik yatak piyangosu hep bana vurdu! Bu sefer Vedat Danacı’yla yatıyoruz. Güney Afrika’da hava öyle fena ki gündüz 22 derece, gece 1’e düşüyor! Kiraladığımız evde de ısınma sistemi yok. Mecburen pet şişelere sıcak su doldurduk, yorganı sıcak tutmaya çalışıyoruz. Gece uyuyordum, bir şey hissettim. Baktım sıcak bir ıslaklık var. Vedat abi altına kaçırdı diye düşündüm! Telaşla şişelerden birini aldım, her yere su saçıldı. Meğer kapağı açılmış. Gecenin bir yarısı kalkıp çarşafları değiştirmek zorunda kalmıştık!”

***

“Dünya Kupası için Güney Afrika’ya gideceğim, herkes nasihat veriyor: ‘Gitme, gece çok dolaşma, aşı ol!’ Gittik, İsviçrelilerin başına sıkıntı geldi, Japonlar tehlikeli bir durumda kaldı, Yunanlılar zor duruma düştü vs. Onların refleksleri zayıf. Biz arsızı uğursuzu tanıyoruz. Sonuçta İstanbul çocuğuyuz! Gece otobanda arabamız bozuldu, yolda kaldık. Bir pikap durdu. Tiplere bakıyorum, çok tekin insanlar da değiller. Ama mecburuz, yardım istememiz lazım. Bizi tamirciye götürdüler, her türlü yardımı yaptılar. Bir cebimize para koymadıkları kaldı!”

emek_Ortega-1024x683

***

“2006 senesi. Bir maç için Trabzon’dayım. İstanbul basınıyız diye herkes bilenmiş. Kimisi dik dik bakıyor, kimisi laf söylüyor. O sırada biri devrile devrile yanıma geldi. ‘Trabzonspor’un hakkını yiyorsunuz!’ diye başlayarak tehdit etti, hakaretler savurdu. Sonra durdu, ‘Yaa benim askerde Irmak diye bir arkadaşım vardı, kameraman. Tanıyor musun?’ diye sordu. ‘Bir Irmak tanıyorum ama kameraman değil, çok da yakın arkadaşım. Soyadı Kazuk mu?’ dedim, ‘Evet’ dedi. Tabii çok mahçup oldu. Bu sefer de kolumdan çekiştirmeye başlayıp ‘Abi, gel köfte yiyelim’ diye tutturdu, zor kurtuldum!”

***

“2001’de Galatasaray, Jardel’i aldığında ‘Havalimanına git’ dediler. Fırlayıp gittim ama Jardel’i helikopterle almışlar, biz İstanbul trafiğiyle uğraşıyoruz! Koştur koştur kulübe geçtik. Kendimi göstermem gereken günler, stres yaşıyorum… İçeri girdik, bir baktım olay zaten bitmiş. Jardel, bayrağı öptü öpecek. Kamerayı kurmaya vaktimiz yok, beyaz ayarı yapma vaktimiz yok. Bayrağı öptü, tam uzaklaştırırken görüntü almayı başardık ama ne görüntü! Dengesiz, sallanıyor, beyaz ayarı yok, siyahi Jardel masmavi! Kanal da mecburen öyle yayınlandı.”

***

“Evim Kadıköy’de, vapurdan indim. İnönü’de yayın var ve 15 dakika erkene alınmış. Ben de iyi koşarım, Dolmabahçe’deki o tüm yolu koştum. Yayın yerine geldim, ‘Son 1′ dendi. Rampa çıkmışım, konuşacak nefes kalmadı. Koştuktan sonra birden durunca ter boşalır ya, adrenalin yüksek. Tansiyonum yükseldi. Arkadaşlar bana yakın çekmediler, araya görüntü aldılar. Öyle atlatmıştım.”

Söyleşi: Çağatay Çelik

,

Yorum Yaz