Menü İcon

İkinci bir şansı olanların hikayesi: Damla Sönmez ve Mert Fırat

İkinci bir şansı olanların hikayesi: Damla Sönmez ve Mert Fırat

‘Onu değiştirmeye çalışmak aşka hakaret’

Mert seni dizide bir kadının kalbine girmeye çalışan bir adam olarak izliyoruz. Bu durum, gerçek hayatta bir erkek üzerinde nasıl bir duygu yaratır?

M.F.: Gerçek hayattaki motivasyonla buradaki çok benzer. Roman zaten bir dünya klasiği. Ve bu da dünyanın en evrensel çatışması. Aşk da böyle. Bir kişiyle karşılaştığında onun konuşma biçiminden yemek yeme stiline ve uyku alışkanlıklarına kadar her şeyi kabul etmiş oluyorsun. O da seni kabul ediyor. “Onda başka bir çekicilik var” dediğin noktada zamanla içinde soru işaretleri oluşuyor. “Çok hırçın bir kız ama çok da güvenli” diyorsun mesela. Bu “Onunla nasıl baş edeceğimi bilemiyorum” demek. 3-5 ay sonra onu değiştirmeye çalışıyorsun ki o da aşka hakaret. Dolayısıyla en büyük çatışmanın aşk hikâyelerinde cereyan etmesinin sebebi sınıfsal, sosyolojik statülere rağmen içgüdü ve mantığını dinleyip yaşadığın ilişki. Tıp doktoru gibi anlattım ama dizinin kadın karakterleri çok kuvvetli erkek karakterleri de çok yapım aşamasında. Karakterleri incelediğinizde bizi meraklandıran, başkaları hakkında konuşurken bile dedikoduyu, empatiyi çalıştıran şeyler.

Dedikodu yapmayı sever misin?

M.F.: Yapmayı değil de dinlemeyi severim. Aynı şey galiba. Beceremiyorum, “Belki de öyle değildir” diye savunmaya başlıyorum.

D.S.: Empati manyaklığı o, ben de yapıyorum. Arkadaşlarımın “Damla’nın yanında da konuşulmuyor” dediğini bilirim. Dinlemeye bayılırım ama unutuyorum sonra.

M.F.: Harekete geçiren şey birbirini keşfetmek. Karşı cinsinle bu çok sık oluyor, hemcinsinle çok az olur. Olduğunda da tadından yenmez, onu bırakmak istemezsin. En ilkel haliyle de av-avcı. Kadın için de böyle. Erkeğin her zaman avcı olduğu bir durum yoktur. Özellikle bizim dizimizde hiç öyle değil. Hep “Kadın ister, kadın seçer” denir ya, ona inanmıyorum. Cinsiyet üzerinden bir ayrıma inanmıyorum.

,

Yorum Yaz