Menü İcon

Chico Bouchikhi: ''Birlikte yaşayacağız başka şansımız yok''

Bu hafta İstanbullu müzikseverlerle buluşacak olan Chico & The Gypsies’in kurucusu Chico Bouchikhi'n 40 yıldır müzikle iç içe bir hayatı var. Chico Bouchikhi büyük buluşma öncesi hakkında merak edilenleri yanıtladı.

Röportaj Gazetesi

Chico Bouchikhi: ''Birlikte yaşayacağız başka şansımız yok''

Efsane bir müzik adamı o. ‘Djobi Djoba’ ve ‘Bamboleo’ gibi unutulmaz eserleriyle tanıdığımız Gipsy Kings’in kurucularından. Ama daha sonra grupla yollarını ayırdı ve Chico & The Gypsies’i kurdu. 40 yıldır müzikle iç içe. Ve hayatı film olabilecek kadar ilginç. 62 yaşındaki Chico Bouchikhi, 1995’te UNESCO Barış Elçisi seçildi. Müziğinin yanı sıra barışı ve kardeşliği destekleyen mesajlarıyla da tanınıyor. 1996’dan beri dünyanın dört bir köşesinde gitarını barış ve hoşgörü çubuğu olarak kullandığını söylüyor. Bouchikhi’nin eşi Türk asıllı. Semiha Şakir’in kızı Ghada Şakir (Radha) ile evli. 40’ıncı sanat yılını 26 Ağustos’ta İstanbul’da Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi’nde vereceği konserle taçlandıracak olan müzisyen, eşiyle birlikteliklerinin 10’uncu yıldönümünü de burada kutlayacak. Yaptığı müzikle Charlie Chaplin’i ağlatan, Brigitte Bardot’yu müzikleriyle dans ettiren Bouchikhi ile İstanbul konseri öncesi keyifli sohbetimize buyurun.

 Grubunuz Chico & the Gypsies’le vereceğiniz İstanbul konseri öncesi ne hissediyorsunuz?

Heyecanlıyım. ABD, Japonya, Rusya, Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Güney Amerika gibi ülkelerde konserler veriyoruz. İstanbul’a âşığım, seyirci inanılmaz. Gipsy Kings zamanından beri müziğimizi çok beğeniyorlar, CD’lerimiz çok satıyor. Konserlerimizde ‘Djobi Djoba’, ‘Bamboleo’, ‘Volare’ gibi çok beğenilen klasik parçalarımızı çalıyoruz; dinleyici bunları istiyor. İstanbul’da 40’ıncı yılımızı kutlamak için çıkardığımız son albümüz Color 80’s albümünden de parçalar çalacağız. Manitas de Plata’nın torunu Kema’nın müthiş bir solo parçası var. Bu albümümüzün ikincisini İstanbul konserimizle aynı tarihte, yani 26 Ağustos’ta çıkarıyoruz.

Chico & Gypsies ve Uluslararası Dostlar albümünüz 20 milyondan fazla sattı. Bu başarının sırrı nedir?

Bu albümde Grammy ödüllü Billy Paul bize eşlik etti. ‘Me and Mrs Jones’ gibi bazı parçalarını ilk defa birlikte söyledik. Kim Wilde, Sting’in ‘Shape of My Heart’ parçasıyla bizi onurlandırdı.

Güney Fransa’da doğup büyüdünüz fakat müziğiniz Katalonya bölgesini çağrıştırıyor...

Hepimiz Fransa doğumluyuz. Solistler ve müzisyenler ise Katalan çingeneleri. O nedenle de parçalarımızın çoğu İspanyolca. Grup kaç kişiden oluşuyor, kararları nasıl alıyorsunuz?

Chico & The Gypsies’te 9 gitaristşarkıcı var, sahnede bas gitar, bateri, piyano, keman ve vurmalı çalgı çalan 5 kişi ekleniyor. Normalde 7 kişiyiz ama sahnede 12 oluyoruz ve konserlerimiz 2 saatten uzun sürüyor.

İspanya’daki konserinizde 68 gitar varmış, bu bir rekor sanırım...

Muhteşemdi, tek kelimeyle muhteşem. Deneyimlenmesi gereken bir konserdi. 

Gipsy Kings’le yollarınız neden ayrıldı?

Gipsy Kings ile yollarımızın ayrılma nedeni; o zamanki yapımcımızdan hesapları istemem oldu. Çünkü konserlerimiz ve plak satışlarımızla hesaplarımız arasında ciddi bir tutarsızlık vardı. Grubun kurucusu olmama rağmen ayrılmak zorunda kaldım.

Hayal kırıklığı yaşadınız mı?

Büyük bir hayal kırıklığı oldu benim için. Başka müzisyenlerle yoluma devam ettim. Gipsy Kings’te 2 kişi kaldı, onlara çocukları eşlik ediyor. Efsane şarkıcıları Canut Reyes’in ricasıyla 2 ay önce ben de aralarına katıldım. 26 Ağustos’ta Canut Reyes de benimle İstanbul’da olacak.

Yeni bir grup kurarken zorlandınız mı, karşınıza çıkan en büyük engeller nelerdi?

Gipsy Kings dağılınca yaptığımız o güzel müziği aynı tutkuyla, aşkla devam ettirebilmek çok önemliydi. Başardığımızı düşünüyorum. Bugün yanımda olan müzisyenler olağanüstü.

İsrail ve Ramallah (Batı Şeria) bölgesinde barış ve hoşgörü için konserler veriyorsunuz. Dünyanın bugünkü durumu hakkında neler düşünüyorsunuz?

İsrail’de, Filistin’de, Cezayir’de işgale, savaşa karşı birlik, kardeşlik, dayanışma ve barış için konserler verdik. Günümüz dünyasında en zor olan şey barışı sağlamak gibi gözüküyor. Bu nedenle insanlar arasında kardeşlik duygusunu oluşturmak son derece önemli. Birlikte yaşayacağız, başka şansımız yok. Her şeye rağmen bu konuda iyimserim.

CHARLIE CHAPLIN MÜZİĞİMİZİ DUYUNCA AĞLADI’

Müzik kariyerinizde sizi en çok etkileyen, tatmin eden olay neydi?

70’lerde İsviçre’nin Lozan şehrinde bir restoranda çalıyordum. Charlie Chaplin de dinleyiciler arasındaydı. Herkesi güldüren o adam bizim müziğimizi duyunca ağlamaya başladı. İşte o zaman önümüzün açık olduğunu ve başarılı olacağımızı anladım.

İlk olarak Eagles grubundan dinlediğimiz Hotel California gibi çok ünlü parçaları da kendi stilinizde yorumluyorsunuz. Başkalarının şarkılarını söylemek konusunda ne düşünüyorsunuz?

Bu parçayı Gipsy Kings ile çalarken kaydetmiştik ve çok tuttu. Bu şarkı hâlâ repertuvarımızda ve her seferinde inanılmaz istek geliyor.

Dünya çapında tanınmak nasıl bir duygu, sizi şımartmıyor mu?

Senelerdir beğenilen bir grup olduk. Gipsy Kings dağıldıktan sonra bile... Sahne dünyasının kıvılcımına ve büyüsüne kapılmadan; saygı, alçak gönüllülük ve aile sevgisi gibi değerleri devam ettirebilmek benim için çok önemli.

HAYATIM BANA İYİMSER KALMAYI ÖĞRETTİ’

Kendinizden bahseder misiniz?

Faslı bir baba ve Cezayirli bir anneden doğma bir göçmen çocuğuyum. Sürprizlerle dolu bir yaşamım oldu.

Tüm bu deneyimler size neler kattı?

Yaşadıklarım bana barışın önemini ve her şeye rağmen iyimser kalmayı öğretti.

Çok kötü bir deneyim de yaşadınız ve kardeşinizi kaybettiniz.

Erkek kardeşim Ahmet, MOSSAD (İsrail Gizli Servisi) tarafından yanlışlıkla başkası zannedilerek öldürüldü. Bu olaydan 20 yıl sonra, 1994’te kaderin cilvesi, İsrail Filistin barış anlaşmasının imzalanmasının yıldönümünde tesadüfen konser vermek için çağrıldım. Yaser Arafat ve Şimon Peres ile el sıkıştıktan sonra 1996’da UNESCO Barış Elçisi seçildim. 1996’dan beri dünyanın dört köşesinde gitarımı barış ve hoşgörü çubuğu olarak kullanıyorum.

Olup biten bu kötü olayları affedebilrdiniz mi?

Tabii ki. Hayat sizi o duruma getiriyor. Şimon Peres ve Yaser Arafat ile el sıkışırken çekilen resmim affediciliğin sembolü oldu. Gelecek için planlarınız nedir? Müziğimizde lisan, yaş ve sosyal statü bariyerleri yok. Herkesin dinleyebileceği ve paylaşabileceği evrensel parti müziği yapıyoruz. Tek istediğimiz insanları mutlu etmek ve dinleyicilerimize onları ne kadar çok sevdiğimizi söylemeye devam etmek. Barış elçiliğimizi de sürdüreceğiz.

"BRİDGİTTE BARDOT ÇİNGENE ELBİSESİ GİYERDİ"

Reda, Tonino, Myriam, Sonia ve Mario adında 5 çocuğunuz var ve bir Türk kadınıyla evlisiniz. Aile yaşamınız nasıldır?

5 çocuğumun hepsi müzisyen, şarkıcı veya dansçı. Eşim Ghada Şakir ile 10 yıldır evliyiz ve aşkımız hiç değişmedi, aynen devam ediyor. Eşim olağanüstü biri. İstanbul’da vereceğim bu konserle birlikteliğimizin 10’uncu yıldönümünü kutlayacağız.

Ayşegül Nadir’e son doğum gününde parça yaptığınız doğru mu?

Evet, Ayşegül bizim çok iyi dostumuz. 9 Ağustos doğum günüydü ve ona özel bir parça yaptık, sonra da video olarak yolladık. Güzel sürprizdi, çok mutlu oldu.

1970’lerin sonlarında Brigitte Bardot verdiği eşsiz partilerde müziğinizi çalarak, arkadaşlarıyla plajlarda müziğinizle dans ederek sizi dünyaya tanıtmıştı ve grubunuz partilerin, plajların, eğlencenin simgesi olmuştu. O günlerden bahseder misiniz, hâlâ o tür plaj partileri oluyor mu?

1970 yılında Brigitte Bardot’nun yaş gününde çalma şansına sahip olduk ve aramızda müthiş bir dostluk oluştu. Gipsy Kings henüz kurulmamıştı, grubumuzun o zamanki ismi Lord Reyes’dı. Brigitte özel partilere bizimle gelirdi ve tanınmamak için peruk takar, çingene elbisesi giyerdi. 40 yıl geçti dostluğumuz hâlâ ilk günkü gibi devam ediyor.

Söyleşi: Dilek Birgen

,

Yorum Yaz