Menü İcon

Cengiz Coşkun'un bilinmeyen tutkuları

Sevilen dizi Diriliş: ‘Ertuğrul’un önemli karakterlerinden Turgut Alp’i canlandıran ve geniş bir hayran kitlesine ulaşan oyuncu Cengiz Coşkun’un en büyük tutkularından biri Harley Davidson, âşık olduğu yer ise Fethiye Faralya…

Röportaj Gazetesi

Cengiz Coşkun'un bilinmeyen tutkuları

Diriliş ‘Ertuğrul’ dizisinin bu kadar sevilmesinin nedeni sizce ne olabilir?

Aslında iki başlıkla özetlemek gerekirse; “Biz Türk’üz” ve “gerçek emek” diyebilirim. Sektörel olarak baktığınızda ‘dönem dizisi’ tabir ettiğimiz çalışmalar genelde izleyici tarafından oldukça ilgi görür. Bizim dizimiz de Osmanlı’nın doğuşunu ele alıyor. Bu konu daha önce işlenmemişti ve biz de tüm ekip olarak bu projeyi çok sahiplendik. Millet olarak tarihine ve köklerine bağlı insanlarız ve bu duyguyu seviyoruz. Diğer taraftan Diriliş ekibi her anlamda muazzam. Her ayrıntı çok detaylı çalışılarak gerçeğiyle neredeyse birebir yapıldı.

Canlandırdığınız karakter Turgut Alp ile aranızda benzerlikler var mı? Bu paralelde biraz da kendinizden bahseder misiniz?

Elbette var. Aslında oyunculuk benzerlik gerektirmez, kendinizin tam zıttı bir karakteri de başarıyla oynamalısınız. Ancak Turgut Alp karakteriyle benzerlik beni rahatlatıyor elbette. En büyük ortak noktamız sadakat ve dürüstlük. Ben yalan söylemeyi bilmem ve beceremem de mesela. Sadakat ise benim için hayatın başrolünde diyebiliriz. Kendimden kısaca bahsetmem gerekirse; 1982 doğumluyum. Genel olarak mutlu bir insanım. Dışarıdan sert görünen bir mizacım olsa da oldukça duygusal bir yapım var. Hayatta en önem verdiğim şey ailem ve dostlarım. Setten vakit kaldıkça önceliğim onlar, ardından da spor ve hobilerim geliyor.

YÜZÜK KOLEKSİYONUM VAR!

Spor ve hobiler dediniz. Hangi sporlarla ilgileniyorsunuz?

Ben Spor Akademisi mezunuyum ve eski profesyonel basketbolcuyum. Yaptığım diğer sporlar arasında ata binmek, kılıç kullanmak, dövüş sporları ve savunma sanatları var. Bir dönem Kickbox, boks ve jujitsu ile yoğun bir şekilde uğraşmıştım. Şu an ise fitness ve crossfit yapıyorum. Haftada 4-5 gün düzenli olarak salon antrenmanı yapıyorum. Hobilerim arasında koleksiyonerlik var. Aksesuvar olarak saatlere ve yüzüklere olan düşkünlüğüm bir koleksiyonerliğe doğru yol almış durumda. Hobiyi aşan ve neredeyse bir tutkuya dönüştü diyebileceğim konu ise motosiklete binmek. Beni özgürleştiriyor ve tercihim Harley Davidson. Harley’in bir yaşam şekli olduğuna inanıyorum.

Oyunculuk kariyeriniz nasıl gelişti? Süreç nasıl işledi?

2002 yılında Best Model seçildikten sonra gerek özel çekimler gerekse dizi ve film projeleri bazında teklifler gelmeye başladı. İyi bir fiziğe sahip olmak elbette ki bir avantaj ancak oyunculuk bambaşka bir şey. Eğitim şart bence. Bu düşünceyle oyunculuk eğitimi almaya başladım. İlk oyunculuk deneyimim 2005 Rüzgarlı Bahçe ydi. Sonra farklı diziler, Fetih ve Dağ olmak üzere iki sinema filmi oldu. Şimdi de Diriliş ‘Ertuğrul’ son sürat devam etmekte.

Eğer oyuncu olmasaydınız ne olurdunuz?

Sanıyorum basketbola devam ederdim.

TATİL YAPMA FIRSATIM YOK

Bir oyuncu olarak Türkiye’de en çok sevdiğiniz oyuncular kimlerdir?

Kadın olarak Zerrin Tekindor diyebilirim. Erkek olarak ise Münir Özkul, Uğur Yücel, Şener Şen ve rahmetli Tuncel Kurtiz.

Nasıl karakterleri oynamaktan hoşlanıyorsunuz?

Ben çok yönlü karakterleri seviyorum. Yani hayatta olduğu gibi. Bu profesyonel bir iş. Senaryoya ve castinge bağlı olarak her an her şey olabilir gelecek projelerde. Bir savaşçıdan, mahalleye yeni gelen yakışıklı delikanlıya ya da bir mafya babasına ya da çoklu kimlik bölünmesi yaşayan bir karaktere dönüşebilmelisiniz.

Fethiye Faralya’ya âşık olduğunuzu söylemişsiniz, neden?

İş yoğunluğundan dolayı çok fazla gezmeye ve tatil yapmaya fırsatım olmuyor maalesef. Ben de her sene mümkünse daha önce hiç görmediğim bir yeri seçip keşfetmeye çalışıyorum. Zaten yapı olarak herkesin gittiği kalabalık yerleri pek sevmem. İki sene önce de Faralya’ya gitme şansım oldu ve bence orası yeryüzündeki cennet köşelerinden biri. Doğa muhteşem. Huzur, rahatlık, dinginlik… Bozulmamış halen, yapılaşma yok denecek kadar az. Kısacası halen naif ve olması gerektiği gibi.

Söyleşi: Akşam

Cengiz Coşkun'un röportajı,

Yorum Yaz