Menü İcon

Çağla Büyükakçay: Sporcu olmaya izin verilmiyor

Al Habtoor Tennis Challenge turnuvasında iki kupa birden kaldırarak Türk tenisine ilklerden birini daha yaşatan Çağla Büyükakçay: “Bizim tenis tarihimiz yok. Kültürümüz de sporcu olmaya izin vermiyor”

Röportaj Gazetesi

Çağla Büyükakçay: Sporcu olmaya izin verilmiyor

Çağla Büyükakçay Tenis dünyamızda ilkleri yaşatan bir isim. 21 yaşında ilk defa teklerde Grand Slam oynadı, 24 yaşında Akdeniz Oyunları’nda ilk altın madalyamızı kazandı, geçen sene dünya sıralamasında ilk 200’e giren ilk kadın raketimiz oldu, şubatta ise 108 numaraya yükselerek kadınlardaki en yüksek sıralamaya ulaştı. Geçen hafta da Dubai’deki Al Habtoor Tennis Challenge turnuvasında iki kupa birden kaldırarak bu Yarışma seviyesinde tekler ve çiftler zaferine uzanan ilk Türk raket oldu.

8 yaşında tenise başlayan ve şimdi 26 yaşında olan Büyükakçay’ın hedefi olimpiyatlara katılmak. Tenisi bıraktıktan sonra da hem tecrübelerini aktarmak hem yöneticilik kısmını öğrenerek Türk sporunu geliştirecek projelerle uluslararası platformda bir şeyler yapmak istiyor.Marmara Üniversitesi’nde spor yöneticiliği okuyan Büyükakçay şimdiden Türkiye Olimpiyat Komitesi’nde sporcu komisyonu başkanı olmuş bile.

Nasıl başladınız tenise?

Sporu seven bir ailede büyüdüm. Annem sabahları yürüyüşe giderdi, babam işten sonra arkadaşlarıyla futbol oynardı. Sosyal hayatlarını geçirdikleri yer, tenis oynamadıkları halde, bir tenis kulübüydü. Sonra “Acaba kızları başlatsak mı?” diye beni ve ablamı bir korta attılar.

Ve şimdiTürk tenis tarihine baktığımızda çok büyük bir başarı elde ettiniz. Nedir bu ödülün önemi?

Dubai’deki turnuva toplam
75 bin dolar ödüllü. Bilmeyenler para odaklı oynuyoruz sanıyor ama bu turnuvanın seviyesini belli eden bir şey. Türk tenis tarihinde 25 ve 50 bin dolarlık turnuvaları kazanan oldu. Ben hem tek hem çiflerde kazanarak kadınlarda en yüksek para ödüllü turnuvayı kazanan ilk Türk oldum.

Kazandığınızda ne hissettiniz?

Bizim yolumuz çok uzun ve
inişli çıkışlı. Senenin başında
en iyi galibiyetlerimi aldım,
108 numaraya yükseldim ama çok maç da kaybettim. O yenilgilerde edindiğim tecrübeler biraz beni bu turnuvaya hazırladı. Çok mutlu oldum. Türk tenisinde bir ilki başardığım için değil sadece, yüksek seviye bir turnuva olduğu için de. Mesela çeyrek finalde 52 numarayla oynadım, onu yendim.

Medyanın ilgisi nasıl?

Şampiyon olduktan sonra çok arayan oldu. Medya ilgi gösteriyor ama futbolun yanında gölgede kalıyor. Sosyal medya daha ilgili ama gazeteler haber olarak fazla yer ayırmıyor. Daha fazla olması lazım aslında çünkü bu, oyuncuları çok motive eden bir şey.

Gölgede kalıyor dediniz. Niye?

Oynayan çok az ilk önce. Başka ülkelerin tenis kültürü, şampiyonları var. Bizim tenis tarihimiz yok. Kültürümüz de engel oluyor, sporcu olmaya izin vermiyor. Ben daha 26 yaşındayım ve yaptığım şeyler tarihe geçiyor. Benden önce böyle şeylerin olmayışı Türkiye’nin bir dezavantajı. Bizdeki problem biraz da eğitime daha fazla öncelik verilmesi. Tabii ki kötü bir şey değil, endişeleri anlıyorum ama başka türlü olmuyor. Ben profesyonel yola girdiğimde
çok tepki aldım. Bir tek ailem ve kulübüm ENKA destek oldu.

“Pilates, yoga, yüzme hepsi tenise faydalı”

Antrenmanlar ne kadar zamanınızı alıyor?

Turnuva zamanları 2-2.5 saat yapıyorum çünkü vücudun dinlenmesi, maça hazırlanması gerekiyor. Maç olmadığında günde 5-6 saat yapıyorum. Bazen 3.5 saate düşürdüğüm de oluyor. Ama bu sadece tenis olmuyor; bazen pilates, yoga yapıyor, yüzüyorum. Hepsinin tenise faydası var çünkü.

Başka neler yapıyorsunuz?

Ailemle, arkadaşlarımla vakit geçiriyorum. Çok Kitap okuyorum. Şimdi bir de mandalaya başladım.

“Kilo alan bir yapım yok”

Adana doğumlusunuz... Karşı koyabiliyor musunuz Adana yemeklerine?

Hiç kilo alan bir yapım yok, o açıdan şanslıyım. Zaten bizim evde de hiç tatlı bulunmaz, kek yapılmaz... Ben de hep sağlıklı yemek yiyorum. Ama İstanbul için böyle. Adana’ya gittiğimde kendimi durduramıyorum, yiyebildiğim kadar yiyorum. 

Turnuvalarda nasıl besleniyorsunuz?

Turnuvadayken daha karbonhidrat ağırlıklı, bol vitaminli, meyveli, salatalı, makarnalı şeyler tüketiyorum. Antrenman zamanıysa protein ağırlıklı besleniyorum.

Maçlardan önce mutlaka yaptığınız bir şey var mı?

Kıyafetlere karşı biraz zaafım var. Bir kıyafetim var, çok iyi oynuyorum onunla, o yüzden önemli bir maçta onu giyiyorum hep. Ayrıca ne olursa olsun bir dua ediyorum.

Büyükakçay: “Annem sabahın 6’sında beni antrenmana götürürdü. Tatil yok, doğum günü partileri yok, sosyal hayat az... Özveri gerekiyor yani. Bazıları üç ay koç tutup turnuvalara katılıyor. Başarısız olunca ise ‘denedik olmadı’. E olmaz yani.

Söyleşi: Elif İpek Türer

,

Yorum Yaz