Menü İcon

Burcu Biricik: ''Enerjim seksilikle örtüşmüyor''

Huzur veren bakışları ve naif duruşuyla tüm gözleri üzerine çeken Burcu Biricik dizisi ‘Hayat Şarkısı’ yeni sezonuyla ekrana dönerken filmi ‘Çok Uzak Fazla Yakın' beyazperdeyle buluşmaya hazırlanıyor.

Röportaj Gazetesi

Burcu Biricik: ''Enerjim seksilikle örtüşmüyor''

Hem ekran hem beyazperde başrollerinin arka arkaya geldiği bu dönemde, nikâh masasına otururken hiç hayranlarımı kaybederim tereddüdü yaşamadınız mı?

- Hayır. Hayatımı özel hayatım ve kariyerim gibi farklı bölümlere ayırmıyorum. Genel olarak hepsi benim. İnsanlar da Emre’yle (Yetkin) ilişkimizi ve enerjimizi sevdiler diye düşünüyorum.

Düğün sonrası ilk sabah... Ne hissettiniz?

- Yorgunluk. Emre bundan önce hayatımda neyse şimdi de o... Tek fark; o benim için ‘kocacım’ oldu, ben onun için ‘karıcım’ oldum.

Son dönemde oyuncular aşkı sette buluyor. Ama Emre Bey reklamcı... Nasıl tanıştınız?

- Dört yıl önce tanıştık. Emre bir arkadaşımın kuzeni... O zamanlar ikimizin de başka ilişkileri vardı ve tesadüfen karşılaştığımız zamanlarda sadece merhabalaşırdık. İki yıl sonra ikimizin de yalnız olduğu dönemde yine karşılaştık. Bir araya gelebilmemiz için çok emek harcadı. Kadın olarak bana kendimi çok iyi ve özel hissettirdi. İyi ki bir araya gelmişiz. Biz romantik olmanın dışında çok eğlenen bir çiftiz. Emre eşim olmanın yanında en yakın arkadaşım da oldu.

57e4e8e9c03c0e39a038cc9c

Birlikteliğiniz başladıktan sonra Kerem Bursin, Şükrü Özyıldız gibi çok beğenilen erkeklerin karşısında oynadınız... Emre Bey’in öpüşme, sevişme sahnelerinizi kıskandığı oldu mu?

- Başında mesleğimi biliyordu. Birbirimizin işlerine saygı duyuyoruz. Sadece o sahnelerde ekrana bakmıyor, telefonuyla oynuyor (gülüyor). Aramızda hiç böyle bir şey yüzünden problem çıkmadı. Kıskanıyorsa da bunlar tatlı kıskançlıklardır.

YEMİN EDİYORUM HİÇ ŞÖHRET SEVDAM OLMADI

Ege Üniversitesi, Arkeoloji mezunusunuz... Ama okul bitince önce güzellik yarışmasına, sonra bir oyunculuk yarışmasına katılmışsınız. Kazı sahasından sahneye transferin ardından şöhret tutkusu mu var?

- Yemin ediyorum, hiç şöhret sevdam olmadı. Lise yıllarında oyunculuğu seviyordum. Asistanlık falan yaparım diye bir ajansa gittim. Ama orada beni Akdeniz güzellik yarışmasına sokmak istediler. Ailem çok ısrar etti. Yarışmayı kazandım ama o iş orada bitti. Arkeoloji okurken de aklım oyunculuktaydı; vaktimin çoğu Bornova Belediye Şehir Tiyatrosu’nda geçiyordu. O dönemde ekranda oyunculuk yarışmaları başladı. Arkadaşlarımla yarışma için İstanbul’a geldim. Birinci oldum.

Daha önce de dizileriniz oldu ama ‘Hayat Şarkısı’yla kaderiniz değişti. Ne oldu da izleyici sizi fark etti?

- Diğer rollerde yapabileceklerim sınırlıydı. Ama Hülya karakterinin yelpazesi çok geniş. Deli gibi çıldırıp istediğimi yapabiliyorum.

ENERJİM SEKSİLİKLE ÖRTÜŞMÜYOR

Bir sene önce “Kamera arkasında kendim gibi kalmak istiyorum” demiştiniz. Geçen zamanda şöhret oldunuz. Dergilere kapak oldunuz... Bu dediğinizi ne kadar başardınız?

- Hayatımı kısıtlamıyorum. Kendim gibi olma savaşını veriyorum. Ne kadar başarılıyım bilmem ama deniyorum. Mükemmeliyetçi değilim ama işimle ilgili kendimi yeterince yıpratıyorum zaten. Başka şeylere takılmak mantıklı gelmiyor.

Bu meslekte, amiyane tabirle, ‘ambalaj’ önemli... Ona takılmamak ne kadar doğru?

- Ambalaj bu. Ben buyum. Kabul ediyorsan edersin, etmezsen herkes yoluna gider...

Siz takılmasanız da bazıları sizi çok seksi, bazıları masum güzel olarak tanımlıyor. Hangisini tercih edersiniz?

- Benim enerjim seksilikle örtüşmüyor. İçimdeki zıpır kızı seviyorum. O kız seksi olmama müsaade etmiyor. Etmesi için benim, bir role ihtiyacım var. Sanırım fotoğraf çekimleriyle biraz duruş ve bakış öğreniyorum.

57e4e8f0c03c0e39a038cca9

Eşiniz dergilerdeki havalı kadının evde zıpır kıza dönüşmesine ne tepki veriyor?

- Kıyamam ona... Bir yere gittiğimizde topuklu ayakkabılar falanım, eve girince pijamaları çekiyorum. Emre maalesef o durumu sadece dışarıda görebiliyor, evde cici kızım (gülüyor).

DEDEME ÇEKMİŞİM, O DA ÇOK SİNİRLİYDİ

Başarınızda güzelliğin etkisi ne?

- İlk işimi güzelliğim sayesinde aldıysam, sonra ‘Şeref Meselesi’ dizisinde neredeyse sıfır makyajla oynadım, yeteneğimi gösterdim, insanların konuştuğu biri oldum. Bu da bana ‘Hayat Şarkısı’ndaki rolü getirdi.

Sizi çözmek zor; kâh sinirli kâh neşeli duruyorsunuz... Bir de herkesin bildiği naif tarafınız var. Bunların ardındaki kadının dünyasına beni götürsenize...

- Biraz dedeme çekmişim; o da çok sinirliydi. Özellikle de açken çok sinirli olurum. Eskiden daha da fenaydım. Yaş ilerledikçe biraz duruldum. Emre de beni frenledi. Çalıştığımız ortam da çok kalabalık. İstediğim gibi at koşturamam. Bu yüzden olan aksiliklerde kendimi bastırıyorum. Yavaş yavaş kendimi törpülüyorum.

Anne-babanızın siz küçük yaştayken ayrılması, hayat mücadelesi, bu sert tarafın sebebi olabilir mi?

- Aslında hepsi bir bütün. Önce dedem ve dayılarım da bizimleydi. Sonra annem, abim ve ben, üçümüz kaldık. Babamla hiç görüşmedim. Küçük yaşta çalışmaya başladım. Ayaklarım yere erken basmaya başladı.

Anneniz bir daha evlenmedi mi?

- Sekiz yıldır evli. Çok sevdiğim, tatlı bir babam var artık.

EVLİ BARKLI KADINIM BEN HAKAN, NELER SORUYORSUN!

Geçen sezon herkes ‘Hülya’ ve ‘Kerim’in birlikte olmasını bekledi. Neyse ki çok geçmeden şömine karşısındaki sevişme sahneniz geldi... Filminizde de partnerinizle yakın sahneleriniz var... Bu tip sahneleri çekerken zorlanıyor musunuz?

- Evli barklı kadınım ben Hakan, neler soruyorsun (gülüyor)! Orada aslında işin bir koreografisi var. Adım adım ne yapacağın belli bir matematikte... Laflarını, duyguyu düşünürken etkilenme mümkün olamaz. Bunu ilk ‘Şeref Meselesi’nde yaşadım. İlk kez bir öpüşme sahnesi çekecektim. Sonra fark ettim ki herhangi bir sahneden farkı yok. Sadece bunda replik atmıyorsun da öpüşüyorsun. Bunda korkulacak bir şey yok, yani sevişme sahnesi replik atmak gibi...

‘Hayat Şarkısı’ndaki ‘Hülya’ dizi ilk başladığında kötü biri gibi duruyordu. Ama onu yaşadıklarının bu hale getirdiğini gördük. Kötülüğün geçerli sebebi olabilir mi?

- Olamaz. Hepimizin travmaları olabilir. Benim de vardır. Bunları hiçbir zaman kötülüğe sebep olarak sunmam.

57e4e8e9c03c0e39a038cc9a

‘Hülya’ sevdiği adamın başkasından olan çocuğunu kendi çocuğu gibi büyütüyor. Sizin başınıza gelse...

- Büyütürdüm ama Hülya gibi duruma o kadar el koymazdım. Bu sezonda zaten bu konuların daha çok üzerine gideceğiz.

Diziniz geçen sezondan devam eden nadir dizilerden. Bu kaygan zeminde kalmayı nasıl başardınız?

- Bizim dizideki karakterler ne tamamen kötü, ne tamamen iyi. Bütün karakterlerin defosu var. Hepsi, gerçek... Bu da izleyenlerin bizimle empati kurmasını sağlıyor.

Yeni sezonu bir cümleyle nasıl anlatırsınız?

- Dün yediğin hurmalar, bugün... Bu sezonda ‘Hülya’yı çok tırmalıyoruz.

LÜTFEN BIRAKALIM, HERKES BİLDİĞİ İŞİ YAPSIN

Bu hafta vizyona giren ‘Çok Uzak Fazla Yakın’ sizin beyazperdede ilk başrolünüz, hem yönetmen Türkan Derya’nın hem de Özgün Çoban’ın ilk sinema filmi... Neredeyse bütün ekibin ilk kez yaptığı bir şeyin içinde olmak nasıldı?

- Hepimiz bir şeyler öğrendik. Türkan Derya hep “Bu film ikinci bir filme cesaretimi kazandırsın” diyordu. Umarım başarmışızdır.

Canlandırdığınız Aslı, oyuncuların ağzını sulandıran karakterlerden değil. Uçlarda dolaşmayan, sıradan bir tip... Neydi bu rolde sizi çeken?

- Türkan Derya’yla çalışıp yeni bir şeyler öğrenecek olmak. İşi yaparken de hep kafa kafayaydık. Sonuçta ortaya buram buram aşk kokan bir film çıktı. Filmde bir aşkın nasıl evrildiğini görüyoruz.

O zaman aşk bir tehlike hali mi sizce?

- Hayır, keşke herkes âşık olsa ve birbirini sevse... Dünya başka olurdu.

ALLAH SONUMUZU HAYIR ETSİN

Siyasetle aranız nasıl?- Apolitik değilim. Ama fikirlerim de kendi içimde... Kendime politiğim kısaca.

Günümüzde bütün kavramlar birbirine karıştı. Herkes her şeyin içinde... Peki sistem ve sanat ilişkisi sizce nasıl?

- Evet. Günümüzde herkesin her şeyle alakalı bir fikri var. Bu sadece sistemle alakalı da değil. Hepimiz her şeyi biliyoruz.

Bu sizi rahatsız ediyor mu?

- Evet. Lütfen bırakalım herkes bildiği işi yapsın... Böylece her şey daha kaliteli işler. Her şeyin kendi içinde özgür olması gerektiğine inanıyorum. Sanat da buna dahil. Çünkü sanat baskıyla ya da birinin fikriyle olabilecek, sınırlanabilecek bir şey değil. Zaten hepimiz günlük hayatımızda dahi bastırılıyoruz...

Nasıl bir bastırılmışlık bu anlattığınız?

- Kimse uçlarda yaşamıyor. Otosansürümüz var...

Nelere uyguluyoruz bu otosansürü?

- Kendimiz bile artık bir yere giderken “Şunu giymeyelim” demeye başladık. Bu çok acı... Gitgide beynimizi de kapatıyoruz. Allah sonumuzu hayır etsin!

SÖYLEŞİNİN PERDE ARKASI: KARNI AÇSA YANINA YAKLAŞMAYIN!

** Onunla son görüşmemizin üzerinden neredeyse bir sene geçti. Bu sürede reyting galibi dizisiyle şöhret basamaklarını hızla tırmandı. Üzerine bir de evlendi! Yeni röportajımız için yola çıkarken “Acaba bütün bunlar onu nasıl etkiledi” diye düşünüyorum. Arnavutköy’de buluşmak üzere sözleşiyoruz. Üzerinde gözlerinden birkaç ton daha koyu renkteki tulumuyla giriyor içeri, nefes nefese...

** Burcu aynı Burcu... Şöhret ya da parmağına taktığı yüzük onu değiştirmemiş. Zaten koşuşturmaktan hayatında ne olup bittiğini pek idrak edememiş gibi. Bir şey soracağı zaman cam gibi gözlerini açarak bakıyor. Afallıyorsunuz. Çok farklı bir havası var. Bir yandan ‘mahallemizin kızı’ diyebileceğimiz kadar naif ve duru... Bir yandan da saçını öyle bir atışı ve öyle bir kahkahası var ki, bu haliyle de ‘ulaşılmaz cazibe’ diyebileceğiniz kadar seksi... Neşeli, yerinde duramayan biri o. Ama karnı açken yanına yaklaşmamalısınız. Çünkü böyle zamanlarda içinden bir cadı çıkabildiğini söylüyor, aman dikkat!

Söyleşi: Hakan Gence

Hayat Şarkısı'ndan sonra Çok Uzak Fazla Yakın filmiyle Burcu Biricik vizyonda,

Yorum Yaz