Menü İcon

Buket Dereoğlu: Aşkı ağlaya zırlaya yaşarım

Bizimkiler dizisinde ‘Sekreter Demet’, ‘Tatlı Kaçıklar’daysa Aysu olarak izledik Buket Dereoğlu’nu… Başarılı ve güzel oyuncuyu şimdilerdeyse AK’la Kara Tiyatrosu tarafından sahnelenen ‘Kelebekler Özgürdür’ adlı oyunda izliyoruz.

Röportaj Gazetesi

Buket Dereoğlu: Aşkı ağlaya zırlaya yaşarım

‘Kelebekler Özgürdür’ oyununda canlandırdığınız karakter size ne ifade ediyor?

Bir başkasını canlandırırken kendimde bir şeyler bulurum veya o karaktere kendi tiplemelerimden eklemeler yaparım. Bu bana hem kendimi geliştirme hem de neşe verir.

PLANSIZ YAŞIYORUM

Oynadığınız karakter Jill ile benzer yönleriniz var mı?

Çok benziyoruz. Ben aklına eseni yapmayı seven bir kadınım. Tabii ki sorumluluklarımı çok gözardı etmeden. Mutlu olmayı seven biriyim. Plansız yaşıyorum. Bütün sabrımı, neşemi, oğluma harcıyorum. Oynadığım karakter Jill de öyle bir kız. Kendi başına hayatta kalmaya çalışıyor. Benim de hayatım hep böyleydi. Kendimi konservatuvar ve sonrasında piyasaya sokmak için hakikaten çok çabaladım.

Siz dizi mi tiyatro oyunculuğunu mu tercih edersiniz?

Tabii ki tiyatro… Oradaki oyunculuk kısıtlanmayan, kadraja sığma gibi zorunluluğu olmayan, seyirciden direkt reaksiyonu aldığım sinerjik bir iş oluyor.

Kadın olarak oyunculuk yapmanın zorlukları ne?

Bu devirde bence teknik anlamda bir zorluğu yok.

Siz bu oyunu neden izlerdiniz?

İlk olarak iyi oyuncularla hazırlanmış bir proje. Sonrasında, eskiden dört kez oynanmış ve hemen hepsinde “don” karakterine en az bir ödül kazandırmış, keyifli bir dili var hem gülüp hem ağlatabilen sihirli bir tekst. Her zaman söylerim her ay en az bir tiyatro oyunu izleyiniz.

30 SENE SONRA SAHNEDE ÖPÜŞTÜK

Oyunda çok cüretkarsınız partneriniz ile öpüşüyorsunuz…

Kerem Kobanbay ile hiç flört etmedik biz. Neden söylüyorum bunu çok eski arkadaşız. Üniversite zamanlarında ikimiz de bekardık. Dolayısıyla hiç flört etmedik. 30 sene sonra sahnede öpüştük. Öpüşürken bir kere burnumu kırıyordu, bir kere dişlerimiz çarpıştı. Bir kere nezle olmuştum sümüğüm yapıştı. O kadar beceremiyoruz yani. O yüzden romantizm yok yani.

ROL  GEREĞi SOYUNURUM

Kurallarınız var mı? Rolünüz gereği soyunur musunuz?

Gerekiyorsa evet. ‘Yapmam’ dediğim kalıplarım yok. Zaten Türkiye’de insana her şeyi yaptırmazlar. Ayrıca ben “AK’la Kara Tiyatrosu”nda öleceğim için. Bu tiyatro benim ruhuma çok hitap ediyor. Tabi ki estetik önemli her ne olursa olsun çirkinliğin dahi bir estetiği var bana göre.

Tiyatro ve televizyon oyunculuğunun farklı olduğu söylenir bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?

Oyunculuk bana göre farklı olamaz belki teknik olarak yavaş, hızlı ya da geniş yapman gerekebilir.

Tiyatro oyunundan sonra engelli insanlara bakış açınız değişti mi?

Benim bakış açım hiçbir insana karşı dış görünüşü ya da engeli ile ilintili olmadı olmaz. Yaş, dil, din, ırk engel gibi kavramları bünyem kabul etmiyor. İnsanların kafa ve kalplerindeki arızalar daha büyük zararlar veriyor bana… Elbette, toplum içinde onların yaşamlarını sürdürebilmelerine destek olmalıyız ve buna duyarlı olunması için insanları teşvik etmeliyiz.

Oyunculuk, hayatınıza nasıl girdi?

Hatırlamıyorum çok küçüktüm..

AiLE HER ZAMAN SEVDiĞiM KAVRAM

Tekrar evliliği düşünüyor musunuz?

Bilmem aşık olursam evet isterim… Aile her zaman en sevdiğim kavram. Ama Can, büyüsün biraz daha tabii ki ben de yalnız ölmek istemem. Hayatımda elini tutmak isteyeceğim, elimi tutmak isteyen birlikte yaşlılığımızı geçireceğimiz birini tabii ki isterim.

OĞLUM HAYATIMIN ANLAMI

Anne olduktan sonra Buket Dereoğlu’nun hayatında neler değişti?

Hayatımın en doğru kararını vermişim. Allah onun acısını göstermesin hayatımın anlamı o. Can’dan daha anlamlı bir şey yaptığımı hatırlamıyorum. Can hayatımın tek odak noktası. Planlarım sadece onunla değişebiliyor. Oğlumla güzel bir arkadaşlık yaşıyoruz.

Çocuğunuzun oyuncu olmaması konusundaki tavrınız sürüyor mu?

İstemiyorum evet ama ben istemiyorum o isterse bana söz düşmez ben zorluklarını yorgunluklarını anlatırım gerisi onun kararıdır… Düzensiz ve maddeten insanı yoran bir mesleğim var geliri getirisi belli değil, garantisi sigortası yok bunlar yetmez mi.

PLATONiK AŞIK OLMAYI SEViYORUM

Aşkı nasıl yaşıyorsunuz?

Çok ağlaya çok zırlaya yaşarım. O yüzden yaşamamaya karar verdim. Platonik aşık olmayı çok seviyorum. O bilmesin ben ona aşık olayım. Zararı dokunmuyor ya. “Jason Statham”a aşığım. Her yerden yazıyorum ona (gülüyoruz). Eğer onunla tanışırsam olay olur.

Nasıl bir çocukluk geçirdiniz?

Ben 3 yaşındayken annem ile babam ayrılmış. Altı yaşındayken annem Ercan Yazgan’la evlendi. Güzel bir çocukluk geçirdim.

TEZ CANLI BİRİYİM

Siz nasıl bir kadınsınız?

Genel olarak anlattıklarıma ek ya da özet geçersek ben olduğu gibi olan aksi pek hoş olmayan korkum, ayıp olur duygum yoktur. Hak ediyorsa o lafı yiyecek benden çaresi yok.. Biraz tez canlı bulunduğu anı yaşamayı seven ve seçen bir kadınım.

İnsanlar hangi yönünüze şaşırır?

Beni gerçekten tanıyanlar bana hiç şaşırmazlar

Mutluluk ipuçlarınız var mı?

“Özgür düşün, özgür bırak… başkasına zarar verme, insanlarla her zaman belli bir sınırın olsun ki sonra üzülme…”

Günlük güzellik rutininiz nedir?

Erken yatmak, yeterli uyku, spor sakin yaşamak, yüz ve vücudunuzu her zaman temiz tutmak.

Aşktan ne haber? Hayatınızda biri var mı şu an?

Şu an yok…

Söyleşi: Edda Sönmez

,

Yorum Yaz