Menü İcon

Bozkurt Güvenç: ''Japon mucizesi diye bir şey yok''

Bozkurt Güvenç: ''Japon mucizesi diye bir şey yok''

Bozkurt Bey, siyasi analistlerin üzerinde hemfikir olduğu bir konu var; Türk toplumu uzun süredir bir siyasi kutuplaşma yaşıyor. İki kutup birbirini itiyor. Toplum, sıkıntılı bir süreçten geçiyor. Bir zamanlar kim olduğumuzu unutmuş gibiyiz; gelecekte kim olacağımız hakkında pek bir fikrimiz yok. Siz toplum üzerine, kültür üzerine, kimlik üzerine yıllarca çalıştınız; eserler verdiniz. Bu kadar yılın uğraşının ardından çok basit bir soru gibi gelecek ama “Biz kimiz” sorusuna bir cevap verebilir misiniz?

- Hemen cevabını vereyim... Problemin bir bölümü belki böylece aydınlanabilir. Bildiğiniz üzere, 1984’te bir kimlik kitabı yazmaya soyundum. Sonra ‘Türk Kimliği’ olarak yayımlayacağım kitabı... Fransa’da başlamıştım. Paris’te Claude Levi-Strauss ve arkadaşları o sırada kimlik meselesi üzerine çalışıyordu. Çünkü demokrasi deneyimi toplum içinde bireyleri ortaya çıkarıyordu; farklılıklar iyiden iyiye göze batmaya başlıyordu. “Bu fark nereden geliyor” diye sordu bu sosyalbilimciler. Herkes Fransız ama hiçbiri diğerine benzemiyor. Nasıl olacaktı? Siz Fransızca bilir misiniz?

“Biliyorum” diyecek kadar iyi bilmiyorum. 

- Ama şunu bilirsiniz; bir Fransız bir konuyu tartışırken şöyle der: “Oui mais non.” (Evet ama hayır)... Fransız mantığı budur. Biz ya “Evet” deriz, ya “Hayır”. Fransız dilinin diyalektiği başkadır: Evet ama hayır! Yani bunun bir kısmı doğru, bir kısmı yanlış. Biz daha bunu öğrenemedik. “Evet” ya da “Hayır” diyenleri suçluyoruz. Ama olay öyle değil. Hayatın gerçekliğinde bu ikilem vardır. Fakat biz henüz toplum olarak, eğitim olarak, eğitim planlayıcısı olarak, yönetici olarak bu gerçeklerin farkında değiliz. Bunun uygarlıkla, kültürle, genelle, özelle ilgisi yok. Bu bir dünya görüşü, hayata bakış tarzı. Çünkü sizin kimliğiniz, kişilik yapınız, değiştirmeye çalıştığınız kişiliğiniz belirliyor sizin bu tür cevaplarınızı. Kim olduğumuza ilişkin önemli bir ipucudur bu.

,

Yorum Yaz