Menü İcon

Biricik Jale’nin Günlüğü Oyuncuları: Aşk, Kiloyla Tartılmaz

Tiyatro Kedi “Bridget Jones'un Günlüğü” adlı filminden esinlenerek, sahneye mottosu “Aşk kilo ile tartılmaz” olan “Biricik Jale’nin Günlüğü…” adlı bir oyun koydu. Oyunu konuşmak üzere Nurseli İdiz, Hakan Altıner, Damla Cercisoğlu ve Elif İdiz’le bir araya

Röportaj Gazetesi

Biricik Jale’nin Günlüğü  Oyuncuları: Aşk, Kiloyla Tartılmaz

Tiyatro Kedi “Bridget Jones'un Günlüğü” adlı filminden esinlenerek, sahneye mottosu “Aşk kilo ile tartılmaz” olan “Biricik Jale’nin Günlüğü…” adlı bir oyun koydu. Oyunu konuşmak üzere Nurseli İdiz, Hakan Altıner, Damla Cercisoğlu ve Elif İdiz’le bir araya geldik.

Müzikal ve kabare yapma fikri nereden çıktı?

Hakan Altıner: Tiyatro Kedi olarak 13. sezonu tamamlarken bir iki atılım yapmak istedik. Türkiye’de eksikliğini hissettiğimiz müzikal ve kabare olayına yoğunlaşmaya karar verdik. Ve iki oyun sahneye koyduk. Bunlardan bir tanesi “Bridget Jones'un Günlüğü” adlı filminden esinlenerek sahneye koymaya karar verdiğimiz “Biricik Jale’nin Günlüğü…” 

Ama Bridget Jones'un Günlüğü’yle bir alakası yok değil mi? Sadece bir isim benzerliği var.

Bu da bir aşk hikâyesi ama asla birbirini aynı değiller. İkisinin de içeriği çok farklı. Biricik Jale’nin Günlüğü’nü sahneye koyarken küçük skeçlere yer verdik. Kabarenin ruhuna uygun Türkçe şarkılar ve bu şarkılara uygun danslarla süsledik. Yaklaşık bir saat kırk dakikalık eğlenceli bir oyun hazırladık. İlerleyen zamanlarda da çeşitli sahnelerde oynamayı planlıyoruz. İlla kadife perdeli tiyatro sahnesi gerekmiyor. Bunun için de bir organizasyon şirketiyle program yapıyoruz. Bununla ilgilenecek olanlar Tiyatro Kedi’nin sitesinden takip edebilecekler.

Bir projeniz daha var “İstanbul Müzikal Sahnesi.” Onun nasıl bir içeriği var?   

Elif İdiz: İstanbul Müzikal Sahnesi, tamamen eğitim odaklı bir proje. İnsanlara hem bedensel hem ruhsal hem ses enstrümanını kullanmaya yönelik gerekli olan her şeyin konservatif bir biçimde verileceği bir eğitim paketi.

Hakan: Dört kategori var. Biri konservatuvara hazırlanmak isteyenler biri bireysel eğitim almak isteyenler biri bizim “hayatı güzelleştirmek isteyenler” diye tanımladıklarımız için hobi sınıfları biri de profesyoneller için verilen eğitimler. Bu okuldan çıkacak öğrencilerin starlarla sahneye çıkacağı yerin adı da İstanbul Müzikal Sahnesi olacak. 

Ne hüznü yahu!

Bu yıl İstanbul Müzikal Sahnesi’nde de oyunlar izleyecek miyiz?

İstanbul Müzikal Sahnesi, 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü’nde Aziz Nesin’in kabare türünde sahnelenecek bir oyunuyla açılacak. Aziz Nesin’in “Başarımı Karılarıma Borçluyum” eserini sahneye koyacağız. Konusunu kısaca anlatmak istiyorum. Oyun, yaşlıların yarıştığı bir koşuyla başlıyor. İnsanlar Ziya adındaki topal ihtiyarla alay ederlerken bir de bakıyorlar ki Ziya Bey yarışı kazanıyor. Yarış sonrasında gazeteci Ziya Bey’e başarısını neye borçlu olduğunu soruyor. O da “Başarılarımı karılarıma borçluyum” diyor. Gazeteci hiçbir şey anlamıyor tabii. “Niye karılarınıza borçlusunuz?” diyor. “Size karılarımı anlatayım da anlayın” diyor. Hayatına giren sekiz farklı kadını anlatıyor ve finali de buna bağlıyor. Meğer o koşuya girdiği andan itibaren bütün o kadınların kendini kovaladığını hissetmiş ve o enerjiyle birinci olmuş. Tam Aziz Nesin’lik çok tatlı bir espri. Bu oyunu genç yönetmenimiz Damla Cercisoğlu sahneye koyuyor. Başrolde de Aydan Şener’i sekiz farklı kadın tipinde sahnede göreceğiz. 

Damla Cercisoğlu: Aydan da Nurseli de hayatta tanıdığım en büyük starlar. Aydan için yıllarca “Hüznün yüzü” dediler. Ne hüznü yahu! Çok matrak bir kadın. Bu oyunu anlatırken Aydan’a “Dünyanın en çirkin 8 kadınını oynayacaksın. Çiller, peruklar, aklına gelebilecek her türlü çirkinlik var. Sahneye çıktığında Aydan olup olmadığından şüphe edecekler” dedim. Ne dedi biliyor musun? “Ay yaşasın.” Başka bir oyuncuya “Seni sahneye maymun olarak çıkartacağım” desem “Olmasa mı?” falan der.

Ama bu dediğiniz daha çok yeni jenerasyon oyuncuları için geçerli değil mi?

Hiç alakası yok. Eski jenerasyon niye botokstan ölüyor peki? Birçoğu sahneye çıkmıyor bile. Bu güzellik takıntısı medyanın pompalamasıyla giderek enteresan bir hal aldı. Herkes güzel herkes zayıf herkes bir el olmaya başladı. Mesela Nurseli Abla da Aydan gibidir. Nasıl göründüğüyle ilgili bir takıntısı olduğunu hayatımda görmedim.

Elif: Kızına da geçmiş ki bu kiloyla bale bile yapıyorum sahnede.

Damla: Herkes çıta gibi olmak zorunda değil.

BOTOKSTAN KIRILIYOR 

“Sahnede bale bile yapıyorum” dediğinize göre “Bircik Jale” siz olmalısınız?

Elif: Evet, Biricik Jale’nin Günlüğü’ndeki Jale ben oluyorum. 

Hem Jaleyi hem de oyunu anlatır mısınız?

Son derece teatral ama bir o kadar da ciddi şarkılar ve danslarla bezenmiş inanılmaz keyifli bir kabare. Kiloları nedeniyle kendine güveni olmayan ama çok esprili genç bir kadının üç erkeğin arasında kalmasının hikâyesi. Nurseli Hanım, bu üç erkeğin annelerini oynuyor. Bu annelerden biri Zeliş biri Zeyno biri de Zeynep.   

Nurseli İdiz: Kabarede tek tip kadın meselesi var biliyorsunuz. Hollywood bile botokstan kırılıyor. Herkes 36 beden olmak zorundaymış gibi bir algı var. Biricik Jale’nin Günlüğü de tombul kadınlara umut verecek müthiş bir oyun olacak. 

Elif: Müzikalle ilgili mottomuz; aşk, kiloyla tartılmaz. Bu yaptığımız kabareden yola çıkarak, İstanbul Müzikal Sahnesi'ne her tipten kadın büyük bir rahatlıkla başvursun. 

ACAYİP GIRGIR BİR KABARE

Oyunda üç oğlunuz var ve üç farklı anneyi canlandırıyorsunuz. 
Bu zor olmuyor mu sizin için?

Nurseli: Üç farklı anneyi oynuyorum; Zeyno, Zeynep ve Zeliş... Zeyno ressam. Çılgın bir kadın. Hindistan’a gitmiş ve transal dünyayla çok bağlantılı. Zeynep tam bir iş kadını. Zeliş Teyze yani pop starın annesi de tam bir ev hanımı Adile Naşit’in biraz genççesi yani.

Elif: Çok komik şeyler oluyor. Mesela Jale pop starı gözünde çok büyütüyor ve inanılmaz bir hayatı olduğunu düşünürken bir anda onun gerçeğiyle yani Zeliş Teyze ile karşılaşıyor.

Nurseli: Tek tip bir oyun değil. Birçok tarzı içinde barındırıyor. O manada şoke edici bir şey olacak. 

Elif: Acayip gırgır bir kabare. 

Nurseli: Zaten böylesine mesleğinde başarılı insanlar olmasaydı bu kadar kısa sürede bunun kotarılması imkânsızdı. 15 günde çıktı oyun…

Damla: Bayağı uzun; bir buçuk saat sürüyor. 

Elif: Tabii buradaki en önemli nokta hepimizin iyi yanlarını ön plana çıkaracak bir metinin, kompozisyonun ve rejinin olması.

Nurseli: “Aşk kilo ile tartılmaz!” diyoruz daha ne söyleyelim. Bütün kilolu kadınları İstanbul Müzikal sahnesine bekliyoruz. 

AİLEYE BİR DELİ YETERLİYDİ

Elif: Peki, duygusal durum haricinde anne kız olarak değil de oyunculuk anlamında düşündüğünde benimle çalışırken zorlanıyor musun?

Nurseli: Hayır, zorlanmıyorum. Başta bir tuhaf oluyorsun ama sonra alışıyorsun. Şimdi aklıma bile gelmiyor seninle oynadığım. Kendi işimi düşünüyorum. Umuruma takmıyorum yani (gülüyor). 

Elif: Tamam ama herhangi bir amatörlüğüm karşısında zorlandığın oluyor mu?

Nurseli: Hayır, pek amatör değilsin. Maalesef bayağı iyi oynuyorsun. Bir iki ufak tefek şey dışında tabii…

Elif: Teşekkür ederim de. Neden “Maalesef" dedin? (gülüyor)

Nurseli:  Aileye bir deli yeterliydi. Şimdi ikincisi de çıktı. Onun için maalesef…

Elif: Hayır, canım; ben de akıllı bir oyuncu olurum, ne olacak. Hep “Ortam çok kötü” diyordun. Oyuncu olmamı istiyor muydun, istemiyor muydun? Anlamadım...

Nurseli: Hiçbir zaman keskin bir fikrim yoktu. Günün birinde olursun diyordum ama belki 40 yaşında olur diye düşünüyordum. Benim kendi dünyam var, o kendi dünyasını yaratıyor falan. Bu kadar çabuk olacağını düşünmedim. Ama tam zamanında oldu. Gerekli olgunluğa ulaştıktan sonra oldu ki buda çok iyi.

Elif: Bu yüzden mi bana maalesef oyuncu oldun diyordun?

Nurseli: Diyordum çünkü bizim nesil, çok acılar çekerek geldi. Zor bir meslek. Suya yazı yazmak gibi; bir var, bir yok. Onun için daha stabil bir hayatı tercih edebileceğini düşünüyordum. Ama bu kararın da memnunum ve çok mutluyum.

Söyleşi: Emine Bıyık

Biricik Jale’nin Günlüğü Oyuncuları Nurseli İdiz, Hakan Altıner, Damla Cercisoğlu ve Elif İdiz Röportajı,

Yorum Yaz