Menü İcon

Berna Adıgüzel : İhtimal Benlere Sahnede Fırsat Veriyorum

İstanbul Şehir Tiyatroları’nın iki yetenekli oyuncusu. Adıgüzel, oyunculuğu “ihtimal benlere fırsat verme sanatı” olarak tanımlarken Kalınağa, “Oyunculuğu başka mesleklerle hiç kıyaslamadım, oyunculuk dışında başka bir alternatifim yoktu” diyor.

Röportaj Gazetesi

Berna Adıgüzel : İhtimal Benlere Sahnede Fırsat Veriyorum

21. Bedia Muvahhit Ödülü’ne layık görülen Berna Adıgüzel ve Nurdan Kalınağa, İstanbul Şehir Tiyatroları’nın iki yetenekli oyuncusu. Adıgüzel, oyunculuğu “ihtimal benlere fırsat verme sanatı” olarak tanımlarken Kalınağa, “Oyunculuğu başka mesleklerle hiç kıyaslamadım, oyunculuk dışında başka bir alternatifim yoktu” diyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları'nın medar-ı iftiharı iki yetenekli oyuncusu Berna Adıgüzel ve Nurdan Kalınağa geçtiğimiz günlerde bu yeteneklerini 21. Bedia Muvahhit Ödülü'yle taçlandırdı. Onları İstanbul Şehir Tiyatroları'nın uzun soluklu projelerinde izliyoruz. Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz, Bir Yaz Gecesi Rüyası, Kabare, İstanbul Efendisi gibi… Ödül törenini fırsat bilip hem bu sezonu değerlendirelim hem de biraz oyunculuk konuşalım diyerek Adıgüzel ve Kalınağa ile bir araya geldik. Oyunculuk serüvenlerini deştik. Adıgüzel, “Sahnede ihtimal benlere fırsat veriyorum” derken Kalınağa, “Oyunculuğu başka mesleklerle hiç kıyaslamadım, sanki oyunculuk dışında başka alternatifim yoktu” diyor. "Tiyatrodan kötülük çıkmaz" şiarıyla söyleşimizi olduğu gibi sizlere aktarıyoruz.

Ablamlara Özendim

Oyunculuğa başlama noktasında tüm oyuncuların benzer hikayeleri var. Adıgüzel'in de öyle. Lisede küçük küçük oyunlar çeviriyor arkadaşlarıyla. İşler ciddileşince yani ihtisas zamanı gelince ailesi başta karşı çıkıyor kızlarının oyuncu olmasına. Önce elinin ekmek tutmasını istiyorlar. O zamanlar bu avuntuya o da inanıyor. Ama içindeki oyunculuk ateşi sönmüyor. Peyzaj Mimarlığını üçüncü sınıftayken bırakıp tiyatroya başlıyor. Kalınağa ise tiyatrocu olan ablalarına baka baka oyunculuğa özeniyor. Ancak ablaları “Sen bize özendiğin için bu mesleği istiyorsun” deyip bir yıl çalıştırmıyorlar. Ondaki oyuncu olma isteğinin bir heves olmadığını görünce de çalışmasına izin veriyorlar.

Şehir Tiyatrolarında Profesyonel Oldum

Konservatuvar sürecinden sonra ikisinin de yolu bir şekilde İstanbul Şehir Tiyatroları'nda kesişiyor. Oyunculuk, Şehir Tiyatroları, sahne onların hayatını çok değiştiriyor. Adıgüzel, “Birçok insandan daha mutlu, huzurlu, algılarımız açık yaşıyormuşuz gibi geliyor bana. Oyunculuk yaparken psikoloji, sosyoloji felsefe bilmek zorunda olmanız, ayrıca oyun çalışırken oyunun geçtiği dönem, yazarı, yazarın yaşadığı dönem ve sosyokültürel hayat gibi birtakım bilgilerle karşılaşmış olmanız hem bilgi dağarcığınızı geliştirmenize hem de hayata ve insanlara dair bakış açınızı zenginleştirmenize olnaak sağlıyor" diyor. Kalınağa ise “Yaptığım her şeyden bir şey öğrendim tiyatro adına. Sürekli tiyatro yaptıkça zaten insan gelişiyor. Ben bu tiyatroda profesyonelleştim ve çok köklü bir kurumda çalışmanın sorumluluğunu taşımaya çalıştım. Bir değil birkaç basamak atladığımı düşünüyorum” diyor.

Şanslı Bir Oyuncuyum

Oyuncular bazen sevmediği bir rolü oynamak zorunda kalabiliyor. Oyuncu profesyonel midir? Evet, profesyoneldir. Sevmediği bir rol geldiğinde de rolünün hakkını verir. Adıgüzel de bir oyuncunun profesyonel olarak her rolü kıvırabileceğini ama duygusal açıdan sevdiği rolü daha iyi ortaya çıkaracağını söylüyor ve ekliyor: “Zaten sevmeyerek başlasanız bile o rolün sevecek bir tarafını bulmaya çalışıyorsunuz. En azından ben öyle yapıyorum.” Adıgüzel bugüne kadar hep istediği oyunlarda ve rollerde olduğu için kendini şanslı hissediyor ama onu en çok etkileyen karakter Hizmetçiler'de hayat verdiği Solange karakteri.

Yerleşik Gerçeklerimizle Yaşıyoruz

Adıgüzel tiyatro dışında da tiyatro yapıyor. Daha doğrusu tiyatro eğitmenliği yapıyor. Üç yıldır Yeditepe Üniversitesi'nin tiyatro kulübünü çalıştıran Adıgüzel, bu yıl Koç Üniversitesi öğrencilerine eğitim veriyor. Onlarla her yıl yeni bir oyun çıkaracaklar. Tiyatro kulübündeki öğrencilerin hepsi başka bölümlerden. Tiyatro eğitimi alan yok. Oyunculuk deneyimlerini bu gençlere aktaran Adıgüzel'in de gençlerden öğrendiği şeyler var. Adıgüzel, “Onlarla çalışırken çok fazla şey öğrendiğimi düşünüyorum. Çünkü biz ister istemek kendi algımıza, kodlarımıza yerleşmiş birtakım gerçeklerle yaşıyoruz. Onların her defasında değişen yeni bakış açılarıyla karşılaşmak bana çok kıymetli geliyor” diyor.

Parlak Bir Sezondu

Biliyorsunuz Şehir Tiyatroları sezonu kapattı. 100. yılını kutlayan Şehir Tiyatroları, oyuncular açısından nasıl bir sezon geçirdi acaba? Adıgüzel, bu sezon çok güzel işlerin çıktığını ve parlak bir sezon olduğunu söylüyor. Kalınağa ise “Ben kesinlikle yönetimi destekliyorum. Gerçekten çok büyük bir hareketlenme, uyanma, atak var. Oyunlar, seçilen repertuar ve yapılan işler belli bir kalitenin üstünde. Hiçbir şey kaçırılmıyor. Başımızda dursunlar, hiç gitmesinler istiyorum” diyor. İstanbul Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Erhan Yazıcıoğlu'nun ve tüm oyuncuların, yönetmenlerin bu sezonun iyi değerlendirmesinde çok büyük emekleri olduğunu hepimiz biliyoruz.

60 Yaşında Bir Sergi Açacağım

Nurdan Kalınağa'nın tiyatro dışında resme de yeteneği var. Öyle hobi gibi de değil. Şiddetli bir şekilde resim yapma istediğini ilk 2004 yılında keşfediyor. 3 yıl kurs alıyor ve o dönem epey ilerliyor. Toz pastel, kara kalem, yağlıboya yapıyor. Bir dönem sürekli röpriz yapıyor. Sonra kendi başına bir şeyler çiziyor. Bir üslup oluşturacak kadar çok resim yapmıyor ama zamanla üslubunun oluşacağına inanıyor. Şimdi yazları, sezon bitince tekrar çıkarıp eski performansına dönmeye çalışıyor. Şakayla karışık 60 yaşına geldiğinde bir sergi açacağını söyleyen Kalınağa, “Tabii bunun için yaptığım resimleri hediye etmemem gerekiyor. Öyle bir kötü alışkanlığım var. İleride sergi açacak tablom kalmayabilir” diyor.

Oyundan Önce Bir Saat Pilates

Sahneye çıkmadan önce her oyuncu muhakkak bir heyecan yaşıyor. Bu heyecan her oyuncu da farklı tezahür ediyor. Kimisi daha sakin bir insana dönüşürken kimisi bu heyecanı yükseklerde yaşıyor. Ancak her ne olursa olsun sahneye çıktıklarında o heyecan yüksek bir potansiyele dönüşüyor. Adıgüzel, heyecanlanınca daha sakin olanlardan. Sahne heyecanı sırasında daha yavaş hareket etmeye başlıyor, makyajını daha yavaş yapıyor. Böyle bir savunma mekanizması oluşturmuş. Kalınağa ise sahneden evvel ne çok gergin ne çok sakin. Oyundan önce ısınıyor. Bir saat pilates yapıyor. Bütün sahneleri aklımdan geçiriyor. “Öyle de oynarım böyle de oynarım” diyen bir oyuncu değil.

Söyleşi: Harun Karaburç

,

Yorum Yaz