Menü İcon

Bade İşçil: ''Her şey insanlar için''

Adeta peri kızlarını aratmayan Bade İşçil, şu sıralar geçmişe takılmadan geleceği planlamaya çalışıyor. Boşanma sürecinde gündemden bir türlü düşmeyen ve oğlu Azur için tüm güçlüklerin üstesinden gelen Bade İşçil, bilinmeyenlerini anlattı.

Röportaj Gazetesi

Bade İşçil: ''Her şey insanlar için''

Ne çok Bade İşcil diyoruz bu sıra. Oysa ne bir dizisi ne de bi r programı var. Hepi topu özel hayatında yaşadıklarının basında yankılanan çalkantıları... Niye boşanıyor, niye barışıyor, çocuk oyuncağına döndürdüler, niye geri dönüyor... Bade’nin geçmişten beri galiba ilişkileriyle ilgili uzun uzun konuşacak hep bir şeyimiz oldu aslına bakarsanız... Peki sizin özel hayatınızda yaşadıklarınız bu kadar konuşulsa, hakkınızda sizi hiç tanımayan insanlar tarafından bu kadar olumsuz kelimeler sarf edilse siz nasıl hissederdiniz? Ama o ünlü mü diyeceksiniz? Demeseniz mi acaba? Bade İşcil Süalp. Evet hala Süalp soyadını kullanıyor, karmaşık bir dönemden geçiyor ve aslında insanların söylediklerine çok da takılmıyor. “Beni sadece ekranlarda canlandırdığım karakter olarak tanıdıkları için hakkımda çok da fikirleri olmadıklarını düşünüyorum” diyor ve kendini uzun uzun ‘öyle değilim, böyleyim’ şeklinde anlatmak niyetinde de hiç görünmüyor. Yaşadıklarını ise bir ders niteliğinde görüyor. “Pişmanlıklarım tabii ki vardır ama tecrübe diye adlandırıyorum bunları” diyerek geçmişe takılıp kalmadığını belirtiyor. Bunun önemli bir nedeni de elbette bir oğlunun olması. Zaten röportaj boyunca pek çok anne gibi hemen hemen her sorunun yanıtında mutlaka oğlundan bahsetmeden edemiyor. Aşk söz konusu olduğunda ise ‘illüzyon’ kelimesini kullanarak durumun ne kadar yanılsamalı bir hal alabildiğine dikkat çekiyor. Şu sıralar aslına bakarsanız keyfi yerinde; Büyükada’da oğluyla herkesten, her şeyden uzak, kafa dinlediği, sakin günler geçiriyor. Bu genç ve inanılmaz güzel kadın hakkında yorum yapmak için belki de gerçekten biraz onu tanımaya çalışmak gerekiyor...

Şu sıralar mutluluk ile ilgili ‘hayal’ tablonuzun detaylarını, renklerini, özelliklerini neler oluşturuyor?

Bahar aylarıyla birlikte güneşin, kuş seslerinin, yeni açan rengarenk çiçeklerin ve doğanın yeşerişinin coşkusu, yaz mevsimine yaklaşmanın heyecanı ve tabii ki oğlum...

Kendinize dışarıdan baktığınızda, nasıl bir kadın görüyorsunuz?

Şu an için anne; yani tabiattaki tüm anneler gibi yavrusunu kanatlarının altında hayata hazırlamak için çabalayan bir anne olarak görüyorum.

Kendinizin en çok hangi özelliğini seviyorsunuz?

Sabrıma hayranım.

Kendinizle anlaşamadığınız bir konu var mı?

İnatçı olduğumu söylüyorlar, galiba biraz inatçıyım.

Son günlerde sabah kalktığınızda aklınıza gelen ilk şey ne/neler oluyor?

Azur’a kahvaltı ne hazırlayayım?

Ekranlardan uzak kalmak sizi nasıl etkiledi?

Çok özledim tabii ki ama uzaklaşmamın sebebi anne oluşum ve oğlumun bana en ihtiyaç duyduğu zamanda yanında olmak isteyişimdi.

indir_1

Oyunculukla ilgili planlarınız içinde neler var?

Yeniden kaldığım yerdeki performansı gösterebilip daha da kendimi geliştirmeyi planlıyorum.

Ekranda olmanın en çok nesini özlediniz?

Eskilerin dediği gibi sahne tozunu bir kere yuttun mu içindeki heves hep o sahne özlemini yaşatıyor insana, galiba benim de durumum bu! 

Bu dönemde oyunculuğunuzu geliştirmek için bir şeyler yapıyor musunuz?

Oyunculuk eğitimi aldığım süreçte bana oyuncunun enstrümanı bedenidir denmişti, o yüzden bedenimi sanki yeni doğmuş bir bebeğin gelişirken kendini fark edişi gibi fark etmem gerektiği öğütlenmişti. Ben de bu süreçte Azur’un kendini ark edişini bu açıdan da gözlemleme şansı yakalamış oldum çok da faydası olduğunu düşünüyorum; bakalım ne kadar etkisi oldu sahnede göreceğim.

Tam mesai annelik nasıl gidiyor?

Anne olunca daha önceden tahammül edemem dediğiniz birçok şey, dendiği zamanda kalıyor! Başınıza ne gelirse gelsin evlat için hepsine dayanabilecek gücü buluyor insan. 

Azur ile hayatınız nasıl bir boyuta atladı?

Anne-oğul ilişkisi zaman zaman öğretmen-öğrenci bazen de iki iyi arkadaş şeklinde oluyor.

Anneliği bu kadar özel kılan ne sizce?

Dokuz ay karnında taşımış olmak doğduğu zaman için en güçlü bağın temelini oluştursa da, hayata geldiği gün itibarıyla anne olarak yanında olup her anını görüp ihtiyaçlarını karşılamak ve her gün daha çok şey keşfedebilmek... Kendini düşünmeden sadece ona bir şey olmasın diyerek en iyi şartı ona yaşatma arzusu ve çabası, bence anneliğin en özel yanları...

indir_2

Sıradan bir gününüz nasıl geçiyor?

Azur uyanınca uyanıp kahvaltı hazırlar birlikte kahvaltı yaparız, sonra biraz evde oynayıp dışarı çıkar hava alırız, kuşları kedileri besleriz, sonra öğle uykusu uyursa ben kahve içip biraz keyif yaparım, o uyanmadan öğle yemeğini hazırlarım. Uyanınca öğle yemeği yedirip alışveriş, ütü, temizlik gibi günün gerekli işlerini yaparım. Bazen benim işlerime eşlik edip işimin hiç bitmemesine sebep olabiliyor küçük adamım; bu şekilde oyun oynamış da oluyor. Sonra hava almak için yine dışarı çıkar parkta oynar eve dönüp akşam yemeğimizi hazırlar ve yemek yiyip biraz daha oyun oynarız. Azur uyuyunca da biraz kendime vakit ayırıp ya televizyon izlerim ya kitap okurum ya da ben de çok yorulmuşsam yatar uyurum.

Çocukluk dönemi bizi biz yapan zamanlar. Siz nasıl bir çocukluk geçirdiniz peki?

Çocukluk gerçekten de tahmin edilenden çok daha önemli çünkü gelişim tamamlanırken yaşanmış her an gelecekte kişiliğimizi oluşturmamızı sağlıyor. Ben bu konuda kendimi şanslı hissediyorum çünkü çok güzel bir aile içinde annem, babam ve abimle birlikte herkesin iletişiminin kuvvetli olduğu paylaşımcı bir ortamda büyüdüm. Bizim zamanımız diye bahsederken kendimi yaşlanmış gibi hissediyorum, oysa böyle dememin sebebi çok kısa zamanda birçok yeniliğin yaşanmış olması. Bunun başında teknoloji geliyor, genelleme yapacak olursak benim çocukluğumda televizyon teknolojisi dışında günümüzde kullanılan iPad’ler, telefonlar yoktu, dolayısıyla herkes kafasına göre takılmıyor, sohbetler edilip kitaplar okunuyor, parklarda oyunlar oynanıyor, sanal hayattan uzak gerçek şeyler yaşıyorduk. Bunun günümüze etkisi bu açıdan çok tartışılır durumda ama maalesef çağa da ayak uydurmak zorundayız. Ne diyeyim? Denge kurmak lazım yeni nesiller için.

Çocukluğunuzdan aklınızda kalan neler var ve siz oğlunuzun aklında neler kalsın istiyorsunuz?

Geriye dönüp baktığımda çok güzel mutlu anılarım, hatıralarım, arkadaşlıklarım var, umarım Azur da benim yaşıma geldiğimde geçmişe tebessüm ederek gülerek bakabilsin.

Hayatınızın bu döneminde, ‘asla yapmam’ dediğiniz, ama yaptığınız şeyler oldu mu?

Sebepsiz ağlıyor diye düşündüğüm birçok çocuğun yanıtı oldu Azur benim için. Çünkü anne olunca anladım ki anlatmaya dili varmayınca bebekler ağlıyormuş. Ağlayan mızmızlanan çocuğa tahammül edemem diye düşünürdüm, bugün leb demeden leblebiyi anlama çabasındayım.

Bir süredir adınız, özel hayatınızla sosyal medyada ve basında çok konuşuluyor. Bu durum size neler hissettiriyor?

Beni sadece ekranlarda canlandırdığım karakter olarak tanıdıkları için hakkımda çok da fikirleri olmadığını düşünüyorum.

Bu ülkede her gün belki de yüzlerce insan evinde kocasıyla sorunlar yaşıyor, anlaşamıyor, tartışıyor, tekrar birbirine dönüyor ya da boşanıyor. Sizin yaşadığınız her şeyin basından takip edilmesi sizde nasıl bir his uyandırıyor?

E tabii çok üzücü. Sonuçta mesleğimiz doğrultusunda ekranlardan insanlara ulaşıp keyif alacakları işler yapmaya çabalıyoruz. Gerektiğinde gecemizi gündüzümüze katıp sahneler çekiyoruz ve en ufak hareketimiz hatalı olsa büyük eleştirilere maruz kalıyoruz. Bunun da sebebi topluma hizmet veren bir sektörde yer almak çünkü kimse Ahmet’in Ayşe’nin hayatını bu kadar abartmıyor, bu kadar eleştirmiyor. Biz de etten kemikten insanlarız ve hayatta her şey insanlar için.

İşte tam da bu noktada ünlü olmak ya da olmamak ile ilgili çelişkiye düşüyor musunuz?

Hayır, çünkü ben sınırlarımı biliyorum.

indir

İçinde bulunduğunuz özel durum dolayısıyla medyadan yansıyan Bade İşcil profilinin ne kadarı sizsiniz? İnsanlar sizin karakterinize dair de pek çok yorumda bulunuyor. Size tutulan eleştiri okları içinde haksız bulduklarınız ya da haklı bulduklarınız oluyor mu?

Beni gerçekten tanımayan kişilerin yaptığı yorumlara açıklık getirmenin sadece daha fazla konuyu uzatmaktan başka bir işe yaramayacağını düşünüyorum. Bana özel olan bir şeyin başkaları tarafından eleştirilmesi tuhaf geliyor.

‘Evlilik’, ‘Çocuk’, ‘Aşk’ kelimelerini ayrı ayrı cümle içinde kullanmanızı istesek...

Evlilik, iki kişinin mutlu beraberliğini sürdürebilmesidir. Çocuk, evliliğin meyvesidir. Aşk illüzyondur.

Sosyal medyayı aktif olarak kullanıyorsunuz. Bunun bir oyuncu için gereklilik olduğunu düşündüğünüzden mi gerçekten sevdiğinizden mi ya da neden?

Çağın gerisinde kalmamak için kullanmaya başladım.

Geçmişe dönüp bakınca ‘keşke’leriniz var mı ya da pişmanlıklarınız?

E tabii ki vardır ama tecrübe diye adlandırıyorum bunları. Geçmişe takılmadan geleceği planlamaya çalışırım.

Bugün durduğunuz, bulunduğunuz noktada, hayatın sizi savurduğu rüzgarlara uyum mu sağladınız yoksa yönünüzü bilinçli olarak siz mi seçtiniz?

Kadere inanan biriyim o yüzden rüzgara kader diyorum ama baktım kader kötü esiyor, bilinçli davranmaya çalışırım.

Kıskanç mısınız?

Kıskanç biri olduğumu düşünmüyorum.

Hayat size en çok ne öğretti?

Ön yargılı olmanın ne kadar da kötü olduğunu.

Çocuğunuza hayat ile ilgili vermek istediğiniz kulağına küpe olacak bir söz var mı?

Sosyal medyada okumuştum, kimin sözü bilmiyorum ama çok hoşuma gitmişti; ‘Her gece üstünü açma üşütürsün diyeceğine, herkese kalbini açma üzülürsün de’ diye bir söz... Sanırım bu tip bir bilgiyi öğütlerim.

Çok sıkıldığınız zamanlarda nasıl üstesinden geliyorsunuz?

Hayatın sıkılacak kadar uzun olmadığını hatırlar, bana keyif veren şeylerle meşgul olurum.

Sizi mutlu eden terapi tadında ritüelleriniz var mı?

Açık havada yürüyüş yapmak, yardımlaşmak.

Şu sıralar dilinize dolanan bir şarkı var mı?

Evet, Azur’la uydurduğumuz bir şarkı...

İnanılmaz zayıflamışsınız. Fiziğinizi nasıl koruyorsunuz?

Sportif yaşayan biriyim, hiç üşenmek nedir bilmem, dinlenirken yorulanlardanım, o yüzden formda kalıyorum galiba.

Şu anda uçağa atlayıp gitme şansınız olsa nereye uçmak isterdiniz?

Oğlumla birlikte her yer olabilir.

Sizi en çok ne güldürür?

Oğlum ve köpeğim.

İkinci çocuk?

Azur isterse.

Şu anda mutlu, umutlu, endişeli, huzurlu; nasıl bir ruh hali içindesiniz?

Her insan gibi hepsini yaşıyorum.

Söyleşi: Filiz Şeref

,

Yorum Yaz