Menü İcon

Aydan Çınar: Ursula Le Guin Fotoğrafını Çekmeyi Çok İsterim

Röportajlarımı takip edenlerden en çok aldığım geri dönüşlerden izleyicilerin diziler kadar dizilerin arka planını ve orada çalışan kişileri de mereak ettiklerini gördüm. Bu yüzden zaman zaman o kişilere de bu köşede yer vereceğim. Bu günkü konuğum bir...

Röportaj Gazetesi

Aydan Çınar: Ursula Le Guin Fotoğrafını Çekmeyi Çok İsterim

Röportajlarımı takip edenlerden en çok aldığım geri dönüşlerden izleyicilerin diziler kadar dizilerin arka planını ve orada çalışan kişileri de mereak ettiklerini gördüm. Bu yüzden zaman zaman o kişilere de bu köşede yer vereceğim. Bu günkü konuğum bir fotoğraf sanatçısı. Setlerde kamera arkasında neler oluyor. Dizi işleri nasıl yapılıyor. Tüm bunları belgeleyip bizlere sunan birisi. Vakit geçirmeden Yılanların Öcü dizisinin set fotoğraflarını çeken Aydan Çınar'la sohbete başlıyorum.

Nasıl bir iş set fotoğrafçılığı?

Aslında benim sektöre girdiğim zamanlar setteki fotoğrafçı birisinin arkadaşı, dostu olarak gelip çekip gidiyormuş ve yayınlıyormuş. Kalitesinin ne düzeyde olduğunu bilmiyorum. Bana çok tesadüfen geldi. Ben fotoğraf dergisinde foto muhabirlik yapıyordum. Ayrıca fotoğraflarımı internet üzerinden yayınlıyordum. Bir tane yönetmen fotoğraflarımı görmüş ve bizim fotoğraflarımızı bu kişi çekse nasıl olur demiş. Beni bir görüşmeye çağırdılar, “setimizi de sen çeker misin” dediler. Benim o ana kadar fotoğrafçılıkla ilgili hayallerim başkaydı. Belgesel fotoğrafçılık kursu almıştım. Fotoğraf olay kurgusu diye benim zihnime yerleşmiş. O yüzden paldır küldür fotoğraflar yerine daha temiz daha teknik fotoğraflar geçti ellerine. Ondan sonra da ben bu konudaki açığı da fark ettim. Algıyı da değiştirdim en azından kendi çalıştığım işlerde buna dikkat ediyorum. Ondan sonra talepte arttı. Önce set arkası olan çekimler oyuncuların fotoğraflarını, röportajların fotoğrafını da ben çekmeye başladım. İş yükü bir anda değişti. Ama kaliteli fotoğraf görünce insanlar “bu iş daha iyi de yapılıyormuş” demeye başladı. Daha temiz fotoğraflar aldıkça bu işin de aslında bir iş olduğunu bunun da bir meslek olduğunu gerçekten işi iyi yapabilen gerçekten temiz yapabilen insanlara yönelmek gerektiğini ayıldılar.

Bir sete gittiğinde nelere dikkat ediyorsun. Nasıl çekimler planlıyorsun. Çekimlerde özgür müsün yoksa yönetmenin istediği kareleri mi çekiyorsun?

Tamamıyla özgürsün. Başka türlü ben çalışamam. Senaryo bütün ekibe gittiği gibi bana da geliyor. Benim önem sıramla sette çalışan diğer ekibin önem sırası aynı değil. Onlara çok önemli olan bir sahne fotoğrafik bir açından çok bir şey ifade etmiyorsa yada magazinsel olarak bir şey ifade etmiyorsa benim onu çekmem anlamsız oluyor. Birde işin magazin kısmı var. Türkiye’deki en büyük açıklardan biri bu işin vitrin kısmına önem göstermiyorlar. Sosyal medyada insanlar her hangi bir şeyin önce fotoğrafına bakıyorlar ondan sonra yorumu okuyorlar. Ben o anki senaryodaki duruma göre basın PR ne istiyorsa onu vermeye çalışıyorum.

Kamera arkası televizyon izleyenlerin pek bilmediği bir dünya.  Herkesin hayranlıkla takip ettiği starlar var ve onlara en yakın insanlardan birisin. Şu anda “YILANLARIN ÖCÜ”nde daimi çalışıyorsun. O dünyanın yanında bulunmak nasıl bir şey onu biraz anlatır mısın?

Güzel soru ama çalışmadığım yerden geldi. Aslında o kadar doğal o kadar normal bir şey ki.  Bunu şöyle bir örnekle açıklamaya çalışayım; Bir ilkokul öğrencisi öğretmenini ilahlaştırır ya bizim insanlarımızda televizyondaki insanları bu şekilde ilahlaştırıyorlar. O yüzden sokakta karşılaştıklarında “öğretmende markete gidiyormuş” durumu gibi. Kamera arkası herkesin eşit olduğu ve birbirine destek olduğu bir ortam. Ve bu ortamı fotoğraflarla izleticiye aktarmak da ayrı bir güzellik benim için.

Oyuncuların set fotoğrafları haricinde normal resimlerini de çekiyorsun. Instagram hesabında görüyorum. Talep onlardan mı geliyor?

Bende durum biraz değişiyor. O an gelişen bir şey oluyor. Bazen bulunduğum ortamda ben talep ediyorum. Böyle çok iyiymiş hemen gel şurada bir tane fotoğrafını çekiyim diye,  bazen de onlar gelip hadi bizi çek diyorlar. Bu bir iş niteliği de taşıyor kimi zamanlar iş niteliği taşımayan zamanlar genelde doğaçlama çıkan fotoğraflarda oluyor. Enerjiyle ve karşılıklı iletişimle de alakalı bir şey. Siz ne kadar rahatsınız fotoğrafçı olarak, oyuncu arkadaşlarımızda o kadar rahat oluyorlar. Gerçek fotoğraflar o zaman çıkıyor. Aranızda iyi bir iletişim yoksa herhangi bir teknik eleman gibiyseniz onlarda ona göre davranıyorlar. Yani o iletişim olmak zorunda yoksa çok statik kalıyor.

Gelecekten konuşalım birazda, kafandaki planda set fotoğrafçılığına devam etmeyi düşünüyor musun?

Aslında set fotoğrafçılığı benim için bir araç. Ama fotoğrafçılık daima hayatımda olacak bir şey hayatımın odak noktası. Fotoğrafla ilgili her şeyi yapabilirim bunu görsel içerikli başka alanlara da taşıyabilirim. Set fotoğrafçılığı bir araç şu an bununla gidiyorum hayatımı idame ettirme noktasını düşünmek zorundayım. İşin zor ve engebeli kısmı da sevdiğiniz şeyle para kazanıyor olmanız. Hobi olarak yapılan çok keyifle yapılan bir şeyi paraya ticarete dönüştürüyor olmak çok zor bir şey. Çünkü o duyguları kaybetmeden de ilerlemek gerekiyor. O yüzden çatılara çıkarak biraz kendimi besliyorum, onun amacı da o biraz yani sağ olsunlar o konuda da hiç kimse benim hiçbir fikrime itiraz etmiyor.

Dijital teknoloji sosyal medyanın teknolojisi özelikle instagram ve instagrama çektiğimiz bu resimlere efekt veren ekstra aplikasyonlar senin işini zorlatıyor mu?

İşimi zorlaştırmıyor ama işimi kolaylaştırmıyor da. Fotoğrafın telefona indirgenmesi insanları oyalıyor onlar için iyi bir şey olduğunu düşünüyorum. Algıları, fikirleri, düşünceleri biraz kendilerini rahatlatıyor değişiyor. İstedikleri gibi oynayabilirler telefon düzeyinde. Ama mesela telefonla yüzlerce fotoğraf çekip sonra sergi mi açsama gidince ben büyük bir şaşkınlıkla izliyorum. Eskiden Türkiye’de fotoğraf alanında büyük bir kirlilik vardı. Eline her fotoğraf makinesi alan ben fotoğrafçıyım, ben sanatçıyım, diye dolaşıyordu, telefon onu biraz törpüledi, telefonla tatmin oluyorlar, o yüzden bence eğlenmeye devam etsinler.

Televizyona iş yapıyorsun. Televizyon izliyor musun?

Film seyrediyorum genelde. Televizyondan bir şey izlemiyorum.

Peki, ne düşünüyorsun genel anlamda, Türkiye’deki televizyonlar anlamında ne düşünüyorsun? Mesela bir fotoğrafçı ratingleri merak eder mi?

Takip ediyorum. En azından insanların algısını çözmeye çalışıyorum. Ne tür şeyle ilgilerini çekiyor onu merak ediyorum. O açıdan görsel olarak beni besleyen her şeyden bende besleniyorum. Dolayısıyla yaptığım işi de yapmadığım işin de ratingini takip ediyorum.

Televizyon camiasında fotoğraflarını çektiğin insanlar arasında en keyif aldığın kimdir?

Hakikatten zor soruymuş. Buna cevap vermesi zor gerçekten. Cevap vermeyeyim çünkü gerçekten büyük bir arbede çıkar. Ama şöyle söyleyeyim ben keyif almadığım insanın fotoğrafını çekmiyorum. Çok netim yani o konuda…

Peki, fotoğrafını çekmek istediğin kimler var? Ve nasıl bir fotoğrafını çekmek istersin?

Ben genelde insanların siyah beyaz portre fotoğraflarını çekmek istiyorum. Ursula Le Guin kesinlikle ölmeden onun bir fotoğrafını çekeceğim. Amerikalı bir yazar fantastik roman yazıyor. Onun dışında isim vermek çok mantıklı gelmiyor.

Söyleşi: Tv Sohbetleri

Fotoğraf Sanatçısı Aydan Çınar,

Yorum Yaz