Menü İcon

Atiye: ''Dünya'nın en güzel dili Arapça''

25 Kasım’da vizyona girecek “Bana Git De” adlı sinema filminde de başrolü üstlenen Atiye Deniz ilk kez bir filmde başrol oynayacak. Atiye, bu aralar ise yeni çıkacak albümünün hazırlığında.

Röportaj Gazetesi

Atiye: ''Dünya'nın en güzel dili Arapça''

Penti’yle ikinci yılınız, bu yıl yine markanın reklam yüzü oldunuz. Nasıl karar verdiniz bu işbirliğini sürdürmeye?

- Birbirimizi çok sevdik ve güzel uyum sağladık. Penti, gittikçe daha da gençleşen bir marka. Ekip de inanılmaz tatlı.

Tayt ve çorabın sizinle özdeşleşmesi de bu işbirliği adına isabetli bir durum oldu...

- Tayt ve çorabın yanı sıra reklam filmlerinin dans ağırlıklı olması da etkili oldu. Bu arada marka sayesinde iki farklı dans stili öğrendim. Biri, tap dance. Daha önce hiç yapmadığım bir dans tarzı. İkincisi ise bu yıl Beyhan Murphy ile çalıştığımız modern dans. Ekibiyle ısınma derslerine de katıldım. Hem kondisyon hem de dans provalarına girdim. Son reklamda da Metin Arolat’la çalıştık. Çok sevdiğim insanlarla bir araya geldiğim zaman enerjim çok daha farklı oluyor.

Sadece reklam filmi için değil son filminiz için de geçerli bu durum sanırım; orada da enerjiniz üst noktada.

- İşimi çok seviyorum. Bir şey yaptığım zaman hakkını vererek yapmak istiyorum. Hırslıyım. En iyisini yapana kadar devam ediyorum. Pes etmiyorum.

Çekimler sırasına da böyle kıpır kıpır mısınız?

- Bu kadar kıpır kıpır olmuyorum, aksine odaklanıyorum. Aslında bu konuda kendimi biraz geliştirmem gerekiyor. Çünkü dışarıdan bakıldığında o anda sinirliymişim gibi algılanıyor. Oysa sadece kendimi ve performansımı düşünüyorum.

ATIYE_COLORTREND

OYUNCULUK KONUSUNDA BİR İDDİAM YOK

İş konusunda disiplinli olduğunuzu biliyorum. Peki bu disiplin yüzünden gençliğinizi yaşayamadığınızı düşünüyor musunuz hiç?

- Ben yaşamam gereken her şeyi erken yaşlarda yaşadım. 17 yaşındayken başladım bu işe. Herkes “Erken değil mi?” diyor şimdi ama tam zamanıydı. Tabii ki her şeyin bir bedeli var. Ama ben çocukluk hayalimi yaşıyorum. Sahneye, müziğe ve dansa âşık olduğum için severek yapıyorum her şeyi. Hiçbir şey çok çalışmadan olmaz. Gençliğimi yaşayamadım diye düşünmüyorum. Ayrıca konserdeyken de sahnede çok eğleniyorum.

Şimdilerde farklı bir arayış içinde olabilir misiniz? Çünkü sahneler ve reklam filmleri yetmiyor demek ki, bir de sinema filminde rol aldınız. Daha önce bir filmde konuk oyuncu olarak rol almıştınız, şimdi “Bana Git De” adlı bu yeni yapımda başroldesiniz. Bunun altındaki motivasyon, “Ben varım, her alanda var olabilirim” demek mi?

- Oyunculuk konusunda bir iddiam yok. Profesyonel dansçı ve şarkıcıyım. Sahnede iyi bir performans sergilediğimi ve iyi bir şarkıcı olduğumu düşünüyorum. Ses egzersizlerime ve dansçılarımla provalarıma düzenli olarak devam ediyorum. Oyunculukta ise daha yolun başındayım. 10 senedir sahnede olduğum için hayatımda yeni bir heyecan olsun istedim. Enteresan bir biçimde teklifler gelmeye başladı. Daha önceden de dizi teklifleri geliyordu ama ben sinemaya daha yakın hissediyorum kendimi.

TAYANÇ, MESAFELİ DURARAK BENİ ROLE HAZIRLADI

“Bana Git De”, bir yolculuk hikayesi. Tayanç Ayaydın’la çalışmak nasıldı?

- Role beni çok hazırladı.

Nasıl yaptı bunu?

- Hikâye gereği bana karşı mesafeli durarak hazırladı. Sette de filmdeki gibi mesafeliydik. Birbirimizle çok konuşmuyorduk. Bu sayede Leyal ve Ali, olmaları gerektiği gibi oldular. İlk filmim olarak saydığım Tayanç Ayaydın’la çalışmak işimi kolaylaştırdı.

Filmde Leyal, ünlü bir şarkıcı olmak için evden kaçıp İstanbul’a doğru yola çıkıyor. Sizi bu role çeken; Leyal’in şarkıcı olması mıydı?

- Gözü kara bir şekilde hayallerinin peşinden koşması, her şeyi geride bırakıp benim cesaret edemeyeceğim şeylere cesaret etmesi beni etkiledi. Leyal, Urfa’nın bir köyünde yaşıyor. Uzun zamandan beri müzik yapıyor, pavyonda çalışıyor ama hayalleri var. Ünlü bir şarkıcı olmak için oradan uzaklaşıp İstanbul’a gitmek istiyor. Tabii başka nedenler de var. Çok acıklı bir hikâyesi var Leyal’in.

Karaktere hazırlanırken nasıl bir süreç geçirdiniz?

- Yönetmenimiz Handan Öztürk beni hazırladı. Oyunculuk dersi almadım, karaktere göre çalışmalar yaptık. Aksanlı konuşmamı da istediler ama o biraz beni zorladı.

atiye1-12433xx

Urfa’daki çekimler nasıldı?

- İlk kez gördüm oraları, çok etkilendim. Doğası, tarihi, insanları müthiş. Bazı çekimlerimiz tarlalarda geçti. Aç kaldığımızda ya da tuvaleti kullanmamız gerektiğinde insanlar bizi evlerinde ağırladı. İnanılmaz güzel bir deneyimdi benim için.

Çekimlerde zorlandınız mı?

- Hep yolda olduğumuz için sıcak hava zorladı. Bir de sivrisinekler öldürdü beni!

ANNEMİ SEYYAL TANER’İN OYNAMASI ÇOK  HOŞUMA GİTTİ

Filmin en ilginç yanlarından biri de annenizi Seyyal Taner’in oynaması...

- Beraber oynayacağımızı bilmiyorduk. Seyyal Hanım, yönetmenimizin arkadaşı. Ben de bir sene öncesinde bir sahnemde konuk olabilir mi diye rica etmiştim. Akustik projemin ilk konseri Nublu’daydı ve kırmayıp geldi, “Alladı Pulladı”yı birlikte söyledik. Birkaç ay sonra ben de onun bir konserine konuk oldum. Birbirimizi çok seviyoruz. Handan Hanım’la çalışmalara başladıktan sonra Seyyal Hanım’ın da filmde olacağını öğrendim. Annemi canlandırması çok hoşuma gitti. Filmin gösterildiği Adana Film Festivali’nde de beraberdik.

DÜNYANIN EN GÜZEL DİLİ ARAPÇA

Adana’da filme gelen tepkiler nasıldı?

- Ben de ilk defa Adana’da izledim kendimi. Gösterim sonrası izleyicilerle söyleşi yaptık, çok beğendiklerini söylediler. Hatta filmde okuduğum “Cimali Vali”yi de seslendirmemi istediler.

Arapça biliyor musunuz?

- Maalesef bilmiyorum. Fransızcayı da çok severim ama Arapça bana göre dünyanın en güzel dili.

Türküye nasıl çalıştınız peki?

- Arapça bilen biriyle çalıştım. Duygu ve kelimelerin telaffuzunu öğretti bana.

“Cimali Vali” aynı zamanda film müziği olarak yayınlanacak. Arap ülkelerine açılmak gibi bir fikriniz var mı?

- Evet, böyle bir fikrimiz var. Arapça şarkılar da birikti. Daha önce “Ya Habibi” diye bir şarkı yapmıştım. Bir de babamla Türkçe sözler yazdığımız, orijinali Arapça olan bir şarkı var. Onun Arapçasını da söylemek istiyorum.

Arkadaş, dost, sevgili, kardeş gibiyiz

Hep iş konuştuk. Biraz da aşk konuşalım. Hollandalı fotoğrafçı Joram de Bruyne ile birliktesiniz uzun zamandır...

- Çok mutluyum özel hayatımda. Kendimi çok güvende ve huzurlu hissediyorum. Birbirimizi her anlamda tamamlıyoruz, çok da saygı duyuyoruz. O da sanatçı olduğu için iyi anlaşıyoruz. Hollanda’da grafik tasarım, fotoğrafçılık ve sanat tarihi dersine giriyor. Ondan öğreneceğim daha çok şey var. Birlikte bir sürü projemiz oluyor. Son kliplerimi o çekti. Uzun zamandır fotoğraflarımı da çekiyor. Arkadaş, dost, sevgili, kardeş gibiyiz.

Ne kadar zamandır berabersiniz?

- Çok uzun süre önce tanıştık, arkadaşlığımız daha sonra şekil değiştirdi. Detaylara girmeyeyim. Özel hayatımı kendime saklamayı seviyorum.

atiye07_1024x768

YENİ ALBÜM 2017’DE

Hep single mı çıkaracaksınız artık?

- Albüm istiyorum aslında. Önceki albümün üzerinden çok vakit geçti çünkü. İki sene oldu herhalde. Hazırlıklara başladım, 2017 için bir albüm yapacağım.

KOŞUNUN STARTINI VERECEK

Atiye, 13 Kasım’da İstanbul’da düzenlenecek 38. Vodafone İstanbul Maratonu’nda koşacak 50 kişilik Penti ekibinin startını verecek. Toplum Gönüllüleri Vakfı için koşacak ekip, aynı zamanda Penti mağazalarında satılan özel üretim çorabın satışından gelecek gelirin yanı sıra bağış toplayacak. Toplanan gelirler, vakfın toplumsal cinsiyet ve kadıntemalı projelerine harcanacak.

Söyleşi: Sinem Vural

,

Yorum Yaz