Menü İcon

Sezonun en iddalı oyunlarından 'Aşk bu mu?' ekibinden iddialı bir röportaj

1001 Sanat bu sezon çok iddalı bir oyun ile perdelerini açıyor.Başrollerinde Paşhan Yılmazel ve Yasemin Öztürk’ün yer aldığı ‘Aşk Bu Mu?’İki saat boyunca seyirciye harika vakit geçirme fırsatı sunuyor

Röportaj Gazetesi

Sezonun en iddalı oyunlarından 'Aşk bu mu?' ekibinden iddialı bir röportaj

Başlangıçta oyunun içeriği hakkında biraz bilgi verir misiniz?

Onur Sermik: Oyunumuz iki perdeden oluşuyor. Dışarıdan bakıldığında bir komedi oyunu gibi gözükse de içerisinde her şeyi bulunduruyor. Çok gerçek bir oyun. Hayatın içinden. Oyuna gelen tüm seyirciler izlerken ‘’Aaa bende böyle yapmıştım’’ diyorlar. Her izleyenin en az bir sahnede bu cümleyi kuracağını garanti ediyorum.Ben oyunu yazarken gerçek hayatta yaşanmış diyalogları kullandım. Ekleme veya çıkarma yok denecek kadar az. Oyun bir ilişkinin başlama evresinden evlilik serüvenine uzanan süreci en yalın şekilde anlatıyor. Paşhan Yılmazel harikalar yaratıyor. Yasemin Öztürk'te öyle. Çok tatlı bir ikili oldular. Evlenmeden önce herkesin izlemesi gereken bir oyun.

Oyunun programı nasıl?

Kerem Yılmaz: Oyunumuz bu sezon birçok yerde sahnelenecek. Kasım sonunda Kıbrıs’a gidiyoruz. İstanbul'da birçok yerde oynadık ve oynamayı planlıyoruz. Brüksel, Hollanda, Almanya, Belçika gibi planlarımız var. Çok emek verdiğimiz ve çok umutlu olduğumu bir oyun oldu.

Oyunun yapımcısı olarak, bu projeye nasıl başladınız?

Kerem Yılmaz: Oyunun yapımcısı olarak, yıllardır böyle bir proje yapmak istiyordum. Bu isteğimin sebebi de güncel oyunları seviyor olmam. Onur Sermik arkadaşımızla tanıştım, oyunu konuştuk ve güzel olabileceğini düşündük. Daha sonra Paşhan ve Yaseminle tanıştık. Bir akşam yemeği yedik ve orada projeye bismillah deyip başlamış olduk. Ayrıca 1001 sanat için güzel bir basamak oldu. İnsanların farkındalığını kazanma yolunda önemli bir adım attık. Harika tepkiler alıyoruz. Heyecanlıyız.

Oyunun yazarı olarak, bu projeye nasıl başladınız?

Onur Sermik: Bu oyun zaten benim yaşadığım bir olay. Paşhan beni, Yasemin ise eski kız arkadaşımı oynuyor. Üç günde yazdım bu oyunu, sonra Kerem Yılmaz ile tanıştım, oyunu mail attım, nasıl yaparız diye konuşurken Paşhan ile Yasemin’e ulaştık. 1001 Sanat’ın varlığından habersizlermiş, duyunca şaşırdılar ve projenin içinde yer almayı kabul ettiler. 1001 Sanat, Bahçelievler için önemli ve güzel bir basamak oldu. Böyle bir proje yapmış olmaktan dolayı mutluyum.

Öncelikle 1001 Sanat ekibiyle nasıl bir araya geldiniz?

1001 Sanat ekibiyle Kerem Yılmaz ile birlikte oyunun başlangıcında bir araya geldik. Birlikte böyle bir oyunun içinde yer alır mıyız diye düşünürken görüştük ve yeni sezonda tiyatro yapmak için oyunu yapmaya karar verdik.

Oyun metnini ilk okuduğunuzda sizde bıraktığı izlenimler nelerdi?

Yasemin Öztürk: Oyunu 15 dakikada okudum, ilk olarak oyun yalın bir dille anlatılmıştı, günümüz çerçevesine uygun bir oyundu. İlişkileri ele alan bir oyun ve ilişkiler aslında hayatımızın tam ortasında yer alıyor. Hoşuma gitti ve projenin içinde yer almak istedim. Paşhan ile anlaştık ve birlikte yapalım dedik.

Oyuna verilen ilk tepkiler nasıl? Herkesin izleyebileceği tarzda bir oyun mu?

Onur Sermik: Ben açıkçası bu kadar güzel olacağını beklemiyordum. Oyunu izlemeye gelen insanlar şaşkın ve mutlu bir yüz ifadesi ile ayrılıyorlar buda Kerem Yılmaz ve beni çok mutlu ediyor. Oyun iki kişiden oluşuyor.Günümüz dilinde yazılmış. Herkesin seyredebileceği bir oyun. Türkiye’nin her yerinde rahatlıkla sahnelenebilir.Yalın bir dile sahip. Temposu hiç düşmeyen bir oyun. Bu oyuna gelen bir insanın sıkılma ihtimali yok. Bu kadar da iddalıyım.

Karakterlerinize çalışırken nasıl bir yol izlersiniz?

Paşhan Yılmazel: Kendi adıma konuşacak olursam, aslında her karaktere çalışırken öncelikle karakter analizine, o karakterin diline dikkat ediyorum. Tabi ki ilk derdimiz samimi ve geleneksel olmak. Gelenekselden kastım,dilin sözlüğe dayalı değil de hayatta konuştuğumuz dil olmasına dikkat ediyorum. Oyunun yönetmenliğini de yaptığım için en çok dikkat ettiğim konu bu. Oyunda anlaşılır, yalın bir dil olması benim için ayrı özen gösterdiğim bir konu.

Yasemin Öztürk: Ben teknik bir oyuncuyum yani alt metin, karakter ve oyunun gidişatı benim için önemlidir.

Birkaç okuma provasından sonra oyunun güncelliğine çok şaşırmıştım. Çünkü ilk defa güncel bir oyunda yer alıyorum. Tekstin üzerinde hakim olma konusunda Paşhan ile konuşarak daha iyi bir yol izledim ve karakteri ortaya çıkarttık.

Bu devirde aşık olmayı nasıl tanımlarsınız?

Paşhan Yılmazel: Her devirde aşk kendine has öğeler barındırıyor. Tabi ki babalarımız zamanında yaşanan aşklar ile şimdi ki aşklar arasında uçurumlar var. Biraz dedem ve amcamlar gibi konuşmaya başlayacağım ama :)(Gülümsüyor) Yeni nesilde bizim veya annelerimizin tutunduğu, sahip olduğu öğeler yok artık. Aşklar çok hızlı yaşanıyor. Çok fazla teknoloji içerisinde yaşanıyor aşklar ve bana saçma gelen şey de tam olarak bu. Bizim oyunun da yaslandığı ve mizah seviyemizi yürüttüğü yer de burası. Teknolojinin hayatımızda nasıl yaşandığı ve hayatımıza nasıl bir etki ettiğini görüyoruz oyunda. Tabi bence bu kadar etki etmemeliydi. Bunu kabullenmeyen insanlardan biriyim fakat oyunda güzel ve eğlenceli işler çıkarttık. Aşık olmak beraber sohbete düşüp cümle paylaşabilmek gibi. Tabi her insana göre değişebilen bir şey aşk.

Yasemin Öztürk: Belli bir zamandan sonra kadın erkek ilişkilerine daha farklı bakıyorsun, hele ki 20li yaşlarda değilseniz. Çünkü o yaşlarda daha heyecanlı oluyorsun ve aşka daha farklı bir gözle bakıyorsun. Sohbet etmek, daha fazla paylaşımcı yani eğlenceyi, mutluluğu, hüznü bile beraber paylaşabiliyor olmak, birbirini anlayabiliyor olmak bence aşkın güzel tarafından biri.

Paşhan Yılmazel: Ama her aşk başlamadığı anda güzel. O zaman deli gibi aşığız işte. Başlandığı zaman tadı kaçıyor gibi sanki.

Neden ‘’evlenmeden önce izlenmesi gereken ilk oyun’’ deriz bu oyun için?

Bir başlangıç ve tanışma evresi var oyunda. Bizim kullandığımız cümleler, tavırlar bir çok insanda empati kurdurmaya yol açıyor. Çok fazla ortak tavırlar var insanlarla, seyirciyle. Bu yüzden böyle düşünüyoruz. İnsanlar hala gerçekten aşık oluyorlar mı? Yoksa teknolojinin içine gömülmekten dolayı sanal aşk mı yaşıyorlar?

Paşhan Yılmazel: Bence sanallık insanların yaşantısına çok fazla girdi. Bir fotoğrafı beğeniyorlar ve aşık oluyorlar. Bir de bir yer fotoğrafını gösterince güzel değil, orayı anlatınca daha güzel. Biz buna taktık. Çünkü orayı anlatırken hayal gücümüzü de konuşturuyoruz bir yerde. Artık samimiyetsiziz.

Yasemin Öztürk: Aslında katılıyorum fakat instagram kullanıyorum bunun da benim için güzel bir nedeni var o da fotoğraf bakmayı seviyor olmam. Çocukluğumdan beri fotoğraflarla çok ilgiliyim. Ama buna başka bir niyetle yaklaşmıyorum. Bakış açım bu konuda biraz daha farklı.

Söyleşi: 1001Sanat.com

Sezonun en iddalı oyunlarından 'Aşk bu mu?' ekibinden iddialı bir röportaj, Sezonun en iddalı oyunlarından 'Aşk bu mu?' ekibinden iddialı bir röportaj

Yorum Yaz