Menü İcon

Arsenal’in unutulmaz orta sahası Patrick Vieira'dan 'Sakinlik' çağrısı

Arsenal’in unutulmaz orta sahası Patrick Vieira efsane futbolcudan iyi bir teknik direktör olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Vieira'da teknik direktörlüğü başarabilecek potansiyel fazlasıyla var.  İlk görevi de New York City.

Röportaj Gazetesi

Arsenal’in unutulmaz orta sahası Patrick Vieira'dan 'Sakinlik' çağrısı

Patrick Vieira belki eskisi kadar rakip orta saha oyuncularıyla didişmek için fırsat kollamıyor ama enerjisinden hiçbir şey kaybetmemiş! Onu Premier Lig efsanelerinden biri yapan bu ateşini hâlâ içinde taşıdığını görmek bizi şaşırtmıyor…

Arsenal eski kaptanı, futbol oynarken ileride menajerlik yapma hayalleri kurmasa da, Manchester City’nin ona verdiği şans sonrası farklı bir kariyerin de mümkün olduğunu görmüş. Kulüp bünyesinde farklı görevlerde çalıştığı sürecin ardından artık New York City FC’nin başında, futbolun yükselen yıldızı MLS’te bu zorlu mesleğe ısınma turları atıyor.

City camiasının ABD şubesinde direksiyona oturan 39 yaşındaki Fransız, geçen sezon play-off’a kalamayan takımının bu travmayı atlatmasına yardım etmek için iş başı yaptı.

Rekabet seviyesi iyice alev almadan bu çiçeği burnunda menajerle oturup gelecekten beklentilerini, Arsene Weger’le ilişkisini, Andrea Pirlo’nun neden bu kadar büyük bir yıldız olduğunu ve çok daha fazlasını konuştuk. Tabii 1 numaralı düşmanı Roy Keane’den bahsetmemek de olmazdı…

25493121-1024x676

Eski bir röportajınızda kendinizi menajerlik yaparken hayal edemediğinizi söylemiştiniz. Aradan geçen yıllarda sizin için ne değişti?

Aslında hiçbir zaman sakin kafayla kendime gerçekten de ne yapmak istediğimi sormadım. Futbol kariyerimin son dönemlerinde çok sık sakatlanmaya başladığımdan sadece fit kalmaya odaklanmıştım. Futbolu bıraktıktan sonra ne yapacağıma dair herhangi bir fikrim yoktu. Tabii ki futbolun içinde kalmayı düşünüyordum ama hangi görevde ne şekilde hizmet vereceğimi bilmiyordum. Bu yüzden Manchester City kulübüne çok şey borçluyum. İki yıl boyunca kulübün farklı departmanlarında görev yaptım ve bu sayede altyapı antrenörlüğünü çok sevdiğimi fark ettim. Aslında ilk başlarda bu işi yapabileceğimden de emin değildim ama yöneticiler bana güvendi. Antrenörlük kurslarına gitmeye başladım ve zaman geçtikçe bu işi daha da sever hale geldim.

City altyapısındaki genç oyuncular, futbolculuğunuzu hatırlıyor muydu?

Hayır. Aileleri beni tanıyordu ama onların ek bilgisi yoktu. Birkaçı YouTube’da adımı aratıp videoları izlemiş. Roy Keane’le meşhur kavgamızı görünce biraz korkmuş ama beni tanıdıkça saygı duymaya başladılar çünkü o dönem geride kaldı. Onlarla yakından ilgilenerek, bire bir görüşmeler gerçekleştirerek hepsinin güvenini kazandım.

25493116-1024x647

Birlikte oynadığınız oyunculardan iyi teknik direktör olma potansiyeline sahip olanlar kimlerdi?

Kesinlikle Didier Deschamps. Zinedine Zidane’da da harika bir potansiyel var. İkimiz de altyapıda çalışarak başladık ama benden farklı olarak A takımda yardımcı hocalık da yaptı. İkimiz de üst düzeyde fırsat yakalamak istiyorduk ve o şimdiden bunu elde etti. Futbolu bırakır bırakmaz teknik direktör olanların işi kolay değil. Mesela Gary Neville’ın Valencia’daki performansı pek de etkileyici değildi. Özellikle de dilini konuşamadığınız bir ülkede başarılı olmanız bir hayli zor.

Futbolculuğunuzda savaşçı karakterinizle tanınıyordunuz. Yedek kulübesinde nasılsınız?

Kendimi kontrol etmem gerektiğini öğrendim. Kariyerim boyunca hep sakin ve dengeli hocalarla çalıştım. Maç içinde sinirlenebilirim ama bunu oyuncularıma belli edersem olumsuz etkilenebilirler. Gençken aşırı agresif olabiliyordum ama tecrübe kazandıkça kendimi frenlemeyi başardım. Artık çok daha büyük bir sorumluluğum var ve burada da tecrübe kazandıkça nasıl davranmam gerektiğini öğreniyorum.

Keane_and_Vieira-996x1024

Arsenal’de oynadığınız dönemde pek sakin kaldığınız söylenemez…

Hatalarım oldu ama hepsinden ders çıkardım. Tutkulu biriyim ve bunu değiştiremem. Antrenörlük yapmaya başladığımda oyuncularımdan tam olarak ne istediğimi, nasıl bir oyun oynatmaktan hoşlandığımı, saha içinde neler yapılmasından keyif aldığımı keşfettim. Altyapıda özellikle antrenman metotları anlamında kendimi çok geliştirdim. New York’ta çalışma fırsatı benim için en doğru zamanda geldi çünkü bu seviyede artık kazanmak ya da kaybetmek büyük önem taşıyor.

Frank Lampard, David Villa, Andrea Pirlo gibi oyuncularla karşılıklı oynadınız ve şu an onları çalıştırıyorsunuz. Garip geliyor mu?

Onların açısından hiç düşünmedim ama benim açımdan herhangi bir gariplik yok. Futbolculuğumda onlara karşı mücadele ettim, hepsine büyük saygım var çünkü yıllar boyunca en üst düzeyde oynamış isimlerden bahsediyoruz. Şu anda da kusursuz bir iş disipliniyle çalışıyorlar. Kendilerini diğer oyuncuların üzerinde görmemeleri bile başlı başına saygıyı hak ediyor. Lampard’la yıllar boyunca karşılıklı şampiyonluk mücadelesi verdik. Saha içinde birbirimizi alt etmek için elimizden geleni yaptık ama her şey saygı çerçevesinde oldu tabii ki. Birbirimizi çok iyi anlıyoruz. Inter forması giydiğim dönemde Pirlo’yla karşılıklı oynamıştım. Bir de 2006 Dünya Kupası finali var. Tüm bu isimler, burada kendilerine yüklenen misyonun farkındalar. Onları izlemeye gelen genç oyunculara örnek olmak ve onları doğru yola girmeye teşvik etmek zorundalar.

ABD’ye gitmeden önce MLS’i takip ediyor muydunuz? Ligin son yıllardaki gelişimini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Arsenal’den takım arkadaşım Thierry Henry’yle sürekli görüşüyorduk. Ayrıca izin günlerimde fırsat buldukça maç izlemeye geldim. Mesela geçen sene New York derbisini izlemiştim. Buraya adapte olmak için önümde uzun bir yol var ama çevremde herkes bana yardım elini uzatmış durumda. Elbette diğer ülkelerden bir hayli farklı bir anlayış söz konusu. 6 saat yolculukla deplasmana gidip, maç sonrası New York’a dönüyoruz ve sonra başka bir yere gidiyoruz. Bu kadar uzun ve sık seyahat etmek, hafta arasındaki antrenman düzenini de etkiliyor. Bu tempoya alıştıktan sonra ciddi anlamda rahatlayacağım. Yeni sezon öncesi diğer takımlardaki antrenörlerle konuşma fırsatı buldum. Saha içinde rakip olsak da bana herhangi bir konuda yardımcı olmaktan çekinmiyorlar. Ligdeki oyun kalitesi, genel olarak 10 sene öncesinden çok daha iyi durumda.

Pep Guardiola yeni sezondan itibaren Manchester City’yi çalıştıracak. Premier Lig’e neler katabileceğini düşünüyorsunuz?

Dünyanın en iyi teknik direktörlerinden biri olduğundan şüphem yok. Manchester City için harika bir hamle. Yıllardır inşa ettikleri bir yapı var ve Guardiola da buna katkıda bulunabilecek en ideal isimlerin başında geliyor. Bence Premier Lig’e bambaşka bir hava getirecek.

Futbolculuk kariyerinize baktığınızda neler öne çıkıyor?

Küçükken ileride futbolcu olma hayalleri kurardım ama sahip olduğum kariyer gibisini ben bile hayal edemezdim! Beklediğimden çok daha iyiydi. Dünya Kupası, Avrupa Şampiyonası ve daha birçok turnuvada şampiyonluk yaşadım. Dünyanın dört bir yanını dolaştım, farklı diller öğrendim, yeni insanlarla tanıştım… Senegal’de büyümek kolay bir şey değil ama futbol sayesinde kendimi geliştirmeyi başardım.

Wenger2-1024x728

Arsenal’de çok başarılı bir kariyeriniz vardı. Arsene Wenger sizi teknik ekibine almadığında hayal kırıklığı yaşadınız mı?

Orada dokuz yıllık harika bir dönem geçirdim. Arsene Wenger beni Arsenal’e getiren kişi. Hiç kimse adımı bile duymamışken bana güvenip formayı verdi. Oradan ayrılırken artık dünyanın en iyi oyuncularından biriydim. Futbolu bıraktıktan sonra birçok eski Arsenal oyuncusu kulübe dönmek için davet bekledi ama neredeyse hepsi hayal kırıklığı yaşadı. Bunun sebebini bilmiyorum. Kapı şu an biraz daha aralanmış gibi geliyor. Freddie Ljungberg ve Thierry Henry’nin orada eğitim almaya başladığını duydum. Arsenal’e o kadar hizmet etmiş isimlerin bir şekilde kulübe kazandırılması çok mantıklı. Beni hiç kimse davet etmedi ama bu yüzden onlara kırgın değilim. Şu an bulunduğum noktadan memnunum.

Saha dışında sakin bir karakteriniz var gibi ama beyaz çizgilerin içine girdiğinizde bambaşka bir kimliğe bürünüyordunuz…

Herkes öyle söylüyor ve haklılar! Saha içi ve dışında iki farklı karakterim var. Geçen sene Roy Keane’le bir televizyon programına katıldık. Birbirimize çok benziyoruz; güçlü yanlarımız ve liderlik özelliklerimiz aynı. Saha içinde sürekli kavga ederdik ama saha dışında birbirimize ne kadar benzediğimizi de biliyorduk.

Sizi bir gün Premier Lig’de görecek miyiz?

Kesin bir şey söyleyemem. Düzgün çalışabileceğim bir yere gitmek istiyorum ve şu an Premier Lig’de menajerlere bu imkan tam olarak verilmiyor. Bir felsefe aşılamak, bir yapı inşa etmek sabır ve zaman gerektirir ama İngiltere’de kısa vadeli başarılar çok daha önem kazanmış durumda. Herkes galip gelmek ve kupa kazanmak istiyor. Genç menajerler çalışacakları kulübü çok dikkatli seçmeli çünkü yeterli desteği görmediğiniz yerlerde başarılı olma şansınız çok düşük. Üzerinizde o kadar baskı varken işiniz layıkıyla yapmanız kolay değil.

O tarz bir baskıyla baş edebilir misiniz?

Elbette! Arkanızda sizi destekleyen kişiler varsa her türlü baskıya göğüs gerebilirsiniz. Zor zamanlarda ihtiyacınız olan desteği bulamazsanız işiniz kolay değil. O yüzden şu an izlediğim rotadan memnunum. Şimdilik burada kalmayı planlıyorum ama ilerleyen dönemde neler olacağını bilemiyorum.

Söyleşi: Steve Brenner

,

Yorum Yaz