Menü İcon

Yeşil sahaların en hırçını: Ali Eren Beşerler

Yeşil sahaların en hırçını: Ali Eren Beşerler

Beşiktaş’a transfer olduğunuz ilk sezonda sürekli olarak İstanbul’a alışamadığınızdan, ayrılmak istediğinizden bahsediyordunuz. Nerede doğup büyüdünüz?

Ankara’nın Çankaya ilçesinde gecekonduların, uyuşturucu satıcılarının, yankesicilerin olduğu bir mahallede büyüdüm. Ağaçlara tırmanıp, plastik topla futbol oynuyordum. Sokaktan sadece sütçü ya da yoğurtçu falan geçtiğinden oynamak rahat oluyordu.

Mahalleden nasıl çıktınız? Kendinizi o ortamdan nasıl kurtardınız?

Ortaokulda okul takımına seçilmiştim. Ankara ikincisi olup, Türkiye genelindeki turnuvaya katılmıştık. Hocalarımdan biri beni beğenip Ankaragücü’ne götürdü ama onlar beğenmedi. Bu beni futboldan biraz soğuttu, bir süre oynamadım. Sonra arkadaşlarımın ısrarıyla Gençlerbirliği seçmelerine katıldım ve yıldız takımda oynamaya başladım. Lisans çıkaracakları zaman bir seçme daha yapmışlar ama ben o gün hasta olduğum için gitmemiştim. Sonra baktım ki herkes gitmiş, bir tek ben kalmışım! Lisansım çıktıktan sonra beni PAF takımında oynatmaya başladılar. Hatta abartıp genç ve amatör takımda da oynatmaya başladılar. Annem bir ekmek arası yapardı, iki maç arası onu yiyip diğer maça çıkardım!

İlhan Cavcav’ın dikkatini ne zaman çektiniz?

Bu kadar yoğun maç temposu olunca hocaların gözüne girdim tabii. Genç takımla Türkiye üçüncüsü olduktan sonra da A takımla antrenmanlara çıktım. İlhan Cavcav beni başından beri tanıyordu çünkü bütün takımlardan haberi vardı! İstanbul takımlarının gençleri krampon bulamazken, o bize en kalitelisinden alıyor, prim veriyordu. Yediğimiz içtiğimiz hep en iyisiydi. Hakkını yiyemem, kulübe faydalı olacağını düşündüğü herkese gözü gibi bakar.

Gençlerbirliği’nden ayrılırken neden kadro dışı kalmıştınız?

İlk sene, ikinci sene derken takımın değişmez oyuncularından biri oldum. Ümit Milli Takım’a da çağırılınca herkesin dikkatini çekmeyi başardım. Hatta o dönem yurt dışından bile transfer teklifleri gelmeye başlamıştı. Bizim takımdan Ümit Özat’ı ve beni istiyorlardı. Tabii o zaman iletişimimiz kuvvetli değil. Hangi takımlardan teklif geldiğini bile bilmiyorum. İngiltere’den dediler ama ilgilenmedim, kafam daha açılmamıştı. Sonra sözleşme konusunda pürüzler çıkınca İlhan Cavcav beni kadro dışı bıraktı. Okulu bırakmışım, varoşlardan geliyorum, konuşmayı bilmiyorum, kendimi anlatamıyorum… Gençlerbirliği’ndeki arkadaşlarıma bile uyum sağlayamıyorum.

Okulu neden bıraktınız? İkisi birlikte yürümez miydi?

Ben de öyle istedim ama lisedeki hocalarımdan biri “Okuyacaksan oku, okumayacaksan futbol oyna!” dedi. İdmanlara, maçlara gidip okula gidemediğim zamanlarda beni hiç affetmiyordu. Ben de sinirlenip “Yılda 100 bin dolar para alıyorum, sen bana futbolu bırakmamı söylüyorsun” dedim. Babam asgari ücretle çalışan bir işçi!

O paranın ağırlığı size başka neler yaptırdı?

Bir insanı bilgi birikimi olmadan toplumun en altından alıp, birden parayla en üstüne çıkarıyorsunuz. Ne yapmasını bekliyorsun? Yapacağı ilk şey araba almak. Daha fazla para kazanırsa yapacağı ikinci şey daha iyi bir araba almak! Ben de bunu yaptım. Bunu ailem tek başına değiştiremezdi, eğitimimi kulüpte tamamlayabilirdim. Zamanla değişirdim ben de.

,

Yorum Yaz