Menü İcon

Ali Aksöz: Hayallerimin peşinden giderim

Ekranların yakışıklı ve cool oyuncusu Ali Aksöz bilinmeyenlerini, ileriye dönük hayallerini ve merak edilen sırlarını anlattı…

Röportaj Gazetesi

Ali Aksöz: Hayallerimin peşinden giderim

Akşam'dan Eda Sağır Erendağ'ın röportajı...

Medcezir’den sonra karşımıza ‘Gamsız Hayat’ dizisiyle çıktınız. Bu projede sizi çeken ne oldu da tamam dediniz?

Hikâyesi ve potansiyeli… Orhan Kemal’in, Kemal Tahir’in romanlarında rastladığımız öyküler gördüm projede, onların insanlarına dair izler buldum. İkna olma sebeplerimden biri buydu. Koliba’nın şeffaf ve arkadaş canlısı tavrı da etkili oldu.

Ekranda ilk görüldüğünüz andan itibaren karizmanızla ve duruşunuzla herkesi etkilediniz. Bu kadar büyük bir etki bırakmış olmak size kendinizi nasıl hissettirdi?

Beğenilmek, eleştirilmek veya takdir edilmek elbette çok güzel bir his, iltifat eden herkese teşekkür ediyorum. Umarım yaptıklarımla da benzer, hatta fazla etkide bulunabilirim. Görüntümle olduğu kadar; insanlara verdiğim müspet şeylerle ve yaptığım işlerdeki üstün eserlerle takdir edilmek de hoşuma gider.

Şuan olduğunuzu yerden memnun musunuz?

Evet, çünkü aşama kaydettiğimi, ilerlediğimi, planlarımı yavaş yavaş hayata geçirmeye başladığımı hissediyorum ve hayır çünkü istediğim noktadan ve değişimden hâlâ uzaktayım.

Oyunculuk yapan bir yazar olarak sizin için bir karakteri oynamak mı daha tatmin edici yoksa yeni bir dünya kurmak mı? 
Yeni karakterleri oynamak, benden başka bir insanı keşfetmekten çok hoşlansam da yaratmak benim daha zevkli, daha heyecanlandırıcı. Bir başkasının yarattığı karakterleri oynamada kendini tanıma fırsatı içeren psikolojik bir tedavi edicilik yatsa da, zaman zaman hoşlanmayacağım, yapmayacağım şeyleri canlandırmak zorunda kalıyorum. Hatta kimi zaman bu karakterleri oynarken içimden onlara kıl oluyor, sinirleniyorum ama benim işim o karakteri kurgulanan haliyle canlandırmak, müdahale etme şansım çok az. Buna rağmen kurmacı tarafım nüanslarda, detaylarda o karakteri benim yapmaya yetecek şeyler üretmemi sağlıyor. Bu tür küçük eklentilerin ve karakterle bedenini paylaşan oyuncunun o karaktere kattıklarının, izleyicilere daha değerli ve özgün, hatta belki daha gerçekçi geldiğini düşünürüm.

Size bakıldığında birçok başarıya imza attığınız görülüyor. Oyunculuk anlamında kendinizi geliştirmek için ne yapıyorsunuz?
Oyunculuğumu geliştirmek için bireysel bazı çalışmalarım var. Sevdiğim bazı oyuncuların tarzlarını, kendi yaşam öyküleriyle paralel olarak ve psikolojik yapıları dâhilinde inceleyip kendime ve kendi kurguladığım durumlara uyarlıyorum. Özellikle eşik altı potansiyele sahip sahneler üzerinde karakterin üzerinde düşünmem gerekiyor.

Uzun yıllardır karakter ve hikâye yarattığım için içlerine girip onları çözümlemek zor olmuyor, en büyük desteğimi de buradan alıyorum. Bazen sette özel provalarda birbirimize seyircilik/eleştirmenlik yapıyoruz, fikir ve tavsiyelerde bulunuyoruz.

Birçok oyuncunun diziyi seçme sebebi ‘maddiyat’… Sizin en çok yer almayı istediğiniz sahne hangisi? TV, Sinema, Tiyatro…?

Üçünü de istiyorum ama yalnızca iyi işlere imza atabileceğimi düşündüğümde. Gönlümde yatan hep sinemaydı ama dizilerin de kendine has bir cazibesi var… Kendimi henüz hazır hissetmesem de bir gün tiyatro yapmayı da istiyorum.

Hayallerinin peşinden giden biri misinizdir?

Daima ve onları elde edene kadar.

Sosyal medyayı aktif kullanan, hayranlarına yakın davranan birisiniz. Peki sizce ünlü olmak hayranlarla araya belirgin mesafe koymayı gerektirmiyor mu?

Benim tecrübe ve birikimimden faydalanmak isteyenler varsa bunu memnuniyetle yaparım. Bir şeyleri müspet yolda düzeltme veya etkileme fırsatım olursa bu fırsatı kullanırım. Diğer meslektaşlarımı kırmadan şöyle özetleyeyim; ulaşılmazlık sanrısı, değer kazandırmaz, değer sanrısı yaratır. İnsanlar, onları görmezden gelen ünlülere alışmış gibiler, oysa ben Barış Manço ve Kemal Sunal gibi üstadlarla büyüdüm, onların ulaşılmaz olmak gibi kaygıları yoktu. Benim de yok. Neden bir miktar tanındım diye kendimi bir parçası olduğum dünyadan soyutlayayım?

Hiç dibe vurduğunuz mu?

Yol teptiğim ve bir başıma oradan oraya sürüklendiğim zamanlarda çeşitli dipler keşfetmiştim, kendim ve etrafımda bulduğum insanlar için. Şimdi geriye bakınca bunun kararını vermekte zorlanıyorum, sallandığım, düştüğüm zamanlarım oldu elbette ama oralardan kalkmayı hep amaç edindim kendime. Yazılarıma zaman zaman ve azar azar romantize ederek gömdüm kayıplarımı. Çok önemli şeyleri veya çok şeyi kaybettiğim oldu ama her şeyimi kaybettiğim olmadı hiç. Dip tuhaf bir söz ve tuhaf bir yer gerçekten de, ve Bukowski’nin haklı olduğunu keşfettim ben de yolculuklarımda; ''Dibe vurduğunu sanıp bir dip daha olduğunu keşfedebiliyordu insan.''

İleriye dönük planlarınız nelerdir?

Yurtiçi ve yurtdışında iyi işler yapmak istiyorum. Efsaneleşecek karakterler yaratmak veya ortaya koymak, üstünde çalıştığım dizi, kitap, film ve sosyal sorumluluk projelerini teker teker gerçekleştirmek de asıl amaçlarım arasında. Ve bir an evvel doktora tezimi verip mezun olmak elbette.

‘Ali Aksöz’ denildiğinde insanların aklında kalmak istersiniz?

Başarı herkes gibi benim için de mühim ama ben bundan fazlasını istiyorum. Uzun zaman sonra geriye bakıldığında; cool, karizmatik, eğlenceli, iyi bir oyuncu veya iyi bir yazar olarak tanınmış olmak çok güzel ama bunların yanı sıra insanları birlik olmaya, evrensel doğrulara, bilime ve sanata, doğayı ve hayvanları sevmeye, hiç kimse ve hiç bir çıkar için eğilmemiş haysiyetli bir yaşama yöneltebilmiş biri olarak akıllarda kalmış olmak benim için önemli.

Söyleşi: Eda Sağır Erendağ

,

Yorum Yaz