Menü İcon

Ahmet Bulut: Türkiye’nin en kötü kalecisiydi, dünyanın en iyi menajeri oldu!

Ahmet Bulut sadece Türkiye’de değil uluslararası arenada birçok başarılı işe imza atan bir menajer ve Arda Turan’nın Barcelona’ya transferinde büyük payı var.

Röportaj Gazetesi

Ahmet Bulut: Türkiye’nin en kötü kalecisiydi, dünyanın en iyi menajeri oldu!

Ahmet Bulut sadece Türkiye’de değil uluslararası arenada birçok başarılı işe imza atan bir menajer ve Arda Turan’nın Barcelona’ya transferinde büyük payı var. Ama onu sadece Arda transferiyle anmak haksızlık olur. Belli ki futbol camiası bu ismi daha uzun yıllar duymaya devam edecek.

Futbolculuk hayatınızdan başlayalım. Almanya’da başlamış, sonrasında Galatasaray’a gelmişiniz… 

Evet, çok kötü futbolcuydum, kaleciydim. Düşünün Hayrettin gibi bir kalecinin yedeğiydim, ve neredeyse hiç oynamadım. Galatasaray’dan sonra Zeytinburnuspor’a transfer oldum, şansıma peşime Hayrettin de oraya geldi, yine Ağrı’ya transfer oldum, oraya da geldi. Türk futbol tarihine geçtik, Zeytinburnuspor’da bir sezonda 87 gol yedik. 60 kusurunu ben yedim, geri kalanını Hayrettin. O dönemde bütün santraforlar bana gol atmıştır, atmayan yoktur herhalde.

Peki Galatasaray’a nasıl transfer oldunuz? 

Ben de anlamadım...(gülüyor) İşte Türkiye’de yöneticiler futboldan hiç anlamıyor, bu bunun göstergesi. Beni, Adnan Sezgin transfer etti. Bir de o dönem Adnan Sezgin Galatasaray’ın sportif direktörüydü.

Futbol hayatınızla ilgili hiç güzel bir anınız yok mu? 

Hiç oynamadım ki, anım olsun! (gülüyor)

Başarısız bir kaleciydim çok başarılı bir menajer oldum diyorsunuz yani? Menajerlik nasıl başladı peki? 

Aynen öyle, kötü kaleciydim, süper menajer oldum... (gülüyor) Ben Zeytinburnu’nda futbol oynarken takım birinci lige çıktı. Bende onlara Almanya’da kamp yeri ayarladım yani takıma aracılık yaptım. Yine yurtdışından bir futbolcu transfer edeceklerdi, ben yine yardımcı oldum. Hala futbol oynuyorum bu arada. Hoşuma gitti aracı olmak, aklımın bir yerinde kaldı. Sonra 32 yaşında futbol hayatım bitti, ne yapacağımı bilmiyordum. Sudan çıkmış balık gibiydim. Okan, benim eski takım arkadaşımdı Galatasaray’dan, bir gün bana gelip dedi ki; "Ahmet senin yabancı dilin de var, ve ayrıca sana çok güveniyoruz, sen menajerlik yapsana. Sen bu işi çok iyi yaparsın." Benim de aklıma yattı. İlk olarak Okan Buruk ve Emre Belözoğlu bana bu şansı verdiler, ben de bu şansı iyi değerlendirdim diye düşünüyorum.  

Sonra? 

Böylelikle zirvede başlamış oldum. Okan ve Emre’nin ardından Fatih Akyel ile çalışmaya başladık. Biri Mallorca‘ya, diğeri İnter -Milan’a gitti. Sonrası da çorap söküğü gibi geldi. Bugüne kadar benimle çalışması için kimseyi ikna etmeye çalışmadım.

Siz de baya şanslı başlamışınız! 

Herkese bir kere bir şans gelir, önemli olan onu iyi kullanabilmek. Evet ben zirvede başladım. Arkadaşlarım bana bir şans verdi. Ama önemli olan 15 yıl zirvede kalmak. Ben bana verilen şansı iyi kullandığımı düşünüyorum. Ama bende hırs yok, bir numara olayım gibi bir derdim hiç yok, sadece işimi çok seviyorum ve çalışıyorum.

Türkiye'de futbolcular dar vizyonlu

Türkiye’de sizin gibi uluslararası transferler yapabilen menajer pek yok! 

Vizyon meselesi bence bu. Ve tabii ki çok çalışmak da önemli. Çok çalıştım ben, hala da çalışıyorum. Bir şey itiraf etmeliyim ki, ilk başladığımda hiçbir şey bilmiyordum. Her şeyi kendi çabamla öğrendim. Geriye baktığımda 15 yıldır bu işi yapıyorum, ve her gün yeni bir şey öğrenmeye devam ediyorum.

Başlangıçta neler yaşadınız? 

Mesela başlangıçta kimse beni tanımıyordu, ilk olarak bütün kulüplerin kapısını çaldım, önce kendimi tanıttım. Yurtdışındaki en iyi menajerlerle irtibat kurdum. Zaman zaman onlara danıştım, işin bütün inceliklerini öğrendim. İşi öğrenmek ve kendimi geliştirmek için elimden ne geliyorsa yaptım. Bakın şimdi, 27 Aralık'ta Dubai’de Avrupa Menajerler Birliği ve Avrupa Kulüpler Birliği yılın en iyi futbolcusuna, en iyi takımına ve en iyi menajerine ödül verecek. Ben de 4'ncü sıradayım. Büyük bir olay bu.

Gelelim bizim futbolcularımıza. Daha yeni yeni futbolcularımız yurtdışında oynamaya başladı. Yine bile sayı az sanki? 

Şöyle ki, burada çok büyük para kazanıyorlar. Bir de tabii Türkiye’deki takımlar cazip geliyor futbolculara. Mesela Atınç Nukan diye genç bir futbolcu var, Beşiktaş’ta oynuyordu ama sadece dört kere oynama şansı bulmuştu Beşiktaş’ta. Ben onu Almanya’ya transfer ettim. Kulüp çocuğa değer verip, 6 milyon Euro para verdi. Hiç oynamayan futbolcu için çok büyük para. Ama çocuğu zor ikna ettim. 'Beşiktaş çok büyük takım ben gitmek istemiyorum', dedi.  Ben zorla ikna ettim ve gitti. Şimdi iyi ki Almanya’ya gelmişim diyor. Ben eminim orda çok farklı yerlere gelecek, burada kalsa böyle olamazdı. Ayrıca Türkiye’de ortam rahat.

Arda gibi  vizyonu olan çok az futbolcu var Türkiye’de, dar vizyonlular genelde. Bir de tabii kulüpler satmak istemiyor iyi futbolcularını. Büyük taraftarları var. Çok yüksek bonservis istiyorlar. Böylece futbolcunun önünü kesmiş oluyorlar. Burada da yurtdışından insanlar futbolcuları pek izlemiyor.

Fatih hoca için çok şanslı diyorlar...

Milli Takımı ve yeni jenerasyon futbolcuları nasıl buluyorsunuz? 

Türk futbolunda iyi bir jenerasyon yakalandığını düşünüyorum. Bence başarılılar. Fatih Hoca’yı da başarılı buluyorum. Bizim insanımızda ve futbol camiasında kıskançlık var biraz. Fatih Hoca için çok şanslı diyorlar. Şans diye bir şey yoktur. Çalışmak vardır. Hem inanacaksın hem de çalışacaksın.

Atletico Madrid’e transferinde Fatih Terim Arda‘nın gitmesini istemiyordu. Yoksa siz mi ikna ettiniz Fatih hocayı? 

Evet Fatih Hoca haklı olarak Arda’nın gitmesini istemiyordu. İki hafta sonra lig başlıyordu. Ben de konuştum hocayla ikna etmek için, başkan Ünsal Aysan’da yardımcı oldu ve transferi gerçekleştirdik.

Arda’yla birbirimize sarılıp ağladık

Arda’nın Barcelona transferinde sizin baya katkınız var... 

Biz Arda’yla kariyer planlaması yaparız. Aslında Barcelona transferden bir sene önce Manchester United’la görüştüm ama hocaları değişti, transfer rafa kalktı. Bir sene sonra transfere izin vereceklerine söz verdiler. Ben Arda’ya hiçbir şey söylemeden çalışmaya başladım. Barcelona’yla görüştüm ama yine kimseye söylemedim. Bir tek eşim biliyordu. Arda’ya da söylemedim. Sonra Arda İstanbul’a geldi, Gel sana bir şey söyleyeceğim dedim. Barcelona ile anlaştım dedim. Önce inanmadı, gerçek olduğunu anlayınca bana sarılıp ağladı, ben de çok duygulandım, Arda’yla karşılıklı ağladık. O anı hiç unutmayacağım.

Futbolcularınızın mesela Arda’nın özel hayatına karışır mısınız? 

Arda’nın ve diğer futbolcularımın da özel hayatına karışmam. Düşüncemi sorarsa söylerim. Ya da kendine zarar verecek bir şey yaparsa, uyarırım. Ama kız arkadaşları gibi konulara girmem. Özel hayatlarına karışmam. Hayatına saygı gösteririm.

Mario Gomez’in babası terörden çok endişelendi

Ülkemizdeki yaşanan terör olayları yabancı futbolcuları Türkiye’ye getirme hususunda zorluyor mu sizi? 

Beşiktaş’a Mario Gomez transferini yaptım, babasının endişeleri vardı, terör olayını sordu. Ben de anlattım durumu ve ikna ettim. İnşallah bir daha yaşamayız terör olaylarını, tabii ki öncellikle ülkem için diliyorum.

Buraya gelmelerinin önceliği para mı? 

Yok değil. Mesela Mario Gomez para için gelmedi. Takımında aldığı aynı paraya transfer ettik. Bir kere İstanbul çok güzel bir şey. Gelen herkes bayılıyor İstanbul’a. Florentina’da oynuyordu. Florensa 3-4 gün tatil için çok güzel ama iki ay kal sıkılırsın. İstanbul herkes için şahane bir yer.

Söyleşi: Beliz Özkan

,

Yorum Yaz